islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
18,5039
EURO
18,1433
ALTIN
988,22
BIST
3.179,99
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
23°C
İstanbul
23°C
Açık
Pazartesi Parçalı Bulutlu
20°C
Salı Az Bulutlu
19°C
Çarşamba Az Bulutlu
20°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
19°C

Zincirleme Kaos

Zincirleme Kaos
18.04.2019
A+
A-

Türkiye genelinde işsizlik on beş ve daha yukarı yaştakilerin 2019 Ocak döneminin geçen yılın aynı döneminde,   1 milyon 258 bin kişi artarak 4 milyon 668 bin kişiye ulaştı. İşsizlik oranı,  % 3,9 artarak % 14,7 seviyesine ulaştı.

İstihdam, %1,9 puan düşüşle 872 bin kişi azalarak,  2019 Ocak bir önceki dönemine göre 27 milyon 157 bin kişiye düştü.  Bu işsizliğin işi olanları da nasıl etkileyeceğini önümüzdeki aylarda göreceğiz.

Verilen rakamlara göre,  genç işsizlik 2018 de oranı %19,9 olup,  2019 Ocak ayında ise % 26,7 oldu.

Enflasyon, tarım sektöründe yapılması gereken finansal yapısal çözümler(faizsiz biçimde %100 tarım desteği) için adım atılmadığından dolayı, tarım sektöründe de işsizliğin arttığını görüyoruz.

Tarımda çalışan sayısı 345 bin kişi azaldı. Bu tarımsal üretimdeki azalma doğal olarak üretim azlığına, oda enflasyonist bir baskıyla fiyat artışına neden olacak.

İmalat sanayinin üretimini sağlayan yarı mamuller, bir yönü ile de üretimle zaten ithalatı besliyor. Yani ihracat yapabilmeniz için, ihraç ürünlerinin oluşmasında ihtiyaç duyduğunuz ara mamulleri ithal ederek yapabiliyorsunuz. Bu dış ticarette bir bağımlılıktır.

Türkiye’nin temel üretim anlayışı sorunlarından bir tanesi de üretim kalemlerinde tam bağımsız yerli bir üretim tedarik zincirinin oluşmasıdır. Bunun gerçekleşmesi için temel bir değerler dizisi değişiminin olması şarttır.

Mevcut eğitim biçimi direk üretim anlayışına yansıdığı için öncelikle eğitimde ciddi bir reform hareketi ile hem tarım hem sanayi sektörlerinin insan gücü kaynağı yeni bir milli değer sayımla kurgulanmalıdır.

Bu işin önemli bir tarafıdır. Bütün siyasi kaygılardan uzak,  uzun vadeli olarak ‘’eğitimde yeni bir kalkınma modeli’’ kurgulanmalıdır.

Sanayideki üst üste üretim kapasitesinin daralmasının uygulamadaki nedenlerinden olan düşük kur etkisi,  ihracat yapmak için ihtiyaç duyulan yarı mamul bağımlılığı, ihracatı da ithalata bağımlı hale getirmiştir. Bu açık ekonomilerde ticari bağımsızlığı kaybetmek demektir.

Şu bir gerçek ki, Türkiye’de birbirini taklit eden sisteme bağımlılıklarını, öğretileri gereği her fırsatta tazeleyen ekonomistler, işin temeli olan finansal  devrimsel değişime gidilmesi gerektiğini, istisnalar hariç, cesaret ederek söyleyemiyorlar. Öğretilerinin de buna müsait olmadığını biliyoruz.

Sermaye mallarını neden üretemiyoruz?

Sermaye mallarında da ( üretimde kullanılan temel dayanıklı mallar) tabloya baktığımız zaman % 7,8 gibi bir daralma olduğunu görüyoruz. Bu açıkça üretimin daha da daralacağını gösteriyor. Küçülen ve kapanan firmaların çoğalacağı açık olarak görülüyor.

Sanayideki bu daralma işsizlik artışına neden olurken, hane halkının harcamalarının da daralmasına neden olur. Bu da tüketim ihtiyaçlarının giderilemeyişi,  üretimi de daraltarak zincirleme bir ekonomik kaosa doğru zorlanacaktır. Toplam tüketimdeki bu daralma mevcut üretimdeki şirketlerin üretimlerini de olumsuz etkileyerek, maalesef zincirleme bir ekonomik kargaşa oluşacaktır.

Para kredi sisteminin başında bulunanlar, yani bankacılık sistemini elinde tutanlar, ülkenin kalkınmasına yönelik sermaye malları üretimi konusunda kredi vermekten hep imtina etmiştir. Çünkü bu uzun vadeli bir kredidir. Faizci bankalar kısa vadeli sömürü düzeneğini sever. Sermaye mallarına verilecek uzun vadeli krediler,  faizli bir düzende bile üretimin dışa bağımlı oranını azaltacak ve istihdam oluşturabilecek bir nitelikte olabilir. Mevcut borca dayalı para sistemi sahipleri bunu istemiyor.

Asıl suçlu kim?

Eğer ekonomi bir durgunluğa girmişse, sizde bunu çözmek için yine bu durgunluğun temel nedeni olan finans düzeneğini ayakta tutmaya çalışırsanız, bugüne kadar ötelendiği gibi,  büyük yıkımı sadece biraz daha geciktirebilirsiniz. Ancak şu bilinmelidir ki bu ne Büyük Buhran, nede 2008 krizi gibi olmayacaktır.  Çünkü bu para sistemi çökmüştür. Borca dayalı sözde yapısal argümanlarla finans sistemini savunarak ayakta durulamaz. Direksiyondaki siyasi yönetim elbette bu işin baş sorumlusudur.

Bunları alt alta koyup topladığımızda, toplumsal barışı gerçekte tehdit eden sistemin para krediişleyiş biçimidir. Bu faiz düzeni millete hayat hakkı vermemektedir.  Seçilmiş milli iradenin millete karşı temel önceliği köprü yol yapmak değildir. İstihdam oluşturacak fabrika yapılmasını engelleyen bu Borca Dayalı Para Sistemini değiştirmektir.

Selam ve dua ile

Yunus EKŞİ

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.