All for Joomla The Word of Web Design

Bolu Belediye Başkanı ve Yemini

Farklılıklarımız Azalıyor

İslâm’a İlişkin Yaygın Cehaletimiz

  1. 1973 yılıydı. İlk konferanslarımdan birini verdiğim Burdur’da konferans sonrasında yaptığımız sohbetimiz sırasında eczacı bir kardeşimiz Lian konusunu sormuştu. O dönemde Burdur vaizi olan kardeşimiz “Ben Lian konusunu ilk defa duyuyorum,” dedi. (Lian için Nûr suresinin 6-8 ayetlerinin tefsirine bakınız.)
  2. Yıllar önce İstanbul il müftülüğünde yapılan ilçe müftüleri toplantısında otuzu aşkın ilçe müftüsünün “Kocası ölen kadının ne kadar iddet bekleyeceği” sorusuna cevap veremediklerine şahit olmuştum. (Bak. El-Bakara2/ 234)
  3. İki yıl öce Mina’da sohbetimiz sırasında aralarında çok çok yüksek bir görevde olan bir kardeşimizle bir yüksek yargı hakiminin de bulunduğu seçkin hacılar topluluğuna “ Kuran’da eşi ve çocukları olduğu halde ölen kişinin ana babasına miras hakkı var mıdır? Varsa Oranı nedir?” diye sorduğumda cevap alamadım. (Bakınız.el-Nisa 4/11)

Birbirimizden Farkımız Azalıyor

Ülkemizde farklı ideolojiler ve inançlar çizgisinde olduğunu sandığımız kişilerin fikirlerinin ve gelecek tasavvurlarının birbirine yakın olduğunu ve  farkın da kapandığını görebiliyoruz.

  • Mesela iktidar ve muhalefet parti ekonomist milletvekillerinin ekonomik görüşleri arasında pek bir fark yoktur. Çünkü aynı eğitim sisteminden geçmişlerdir. Zaten giyim kuşamları da aynıdır.
  • Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanı’mızın bir önceki bakandan farklı olarak örtülü oluşu ve Kadem benzeri sivil örgütlerimizin şeklen İslâm’a saygı gösterişi İslâm ile çelişkili aile politikalarını engelleyemiyor. Çünkü insanlarımız aynı seküler kültür kaynaklarının etkisindedir. Kaldı ki yasal zemin de aynı ve hepimizi kuşatıyor.
  • Ak partili Belediye başkanlarının büyük çoğunluğunun Mansur Yavaş ve Ekrem İmam oğlundan farklı olduğu söylenebilir mi?

Namaz kılma, içki içmeme ve tesettür çok önemli ama bizim inançlarımız ve kültürümüze özgün sosyal siyaset oluşturmaya yetmiyor. Faize kaşı olduğu cümlemizin malumu olan Cumhurbaşkanımızın 17 yıldır yönettiği ülkemiz, Japonya ve Fransa örneği ülkeler gibi faizli borç batağında.

Yön aynı olunca şoförün dürüst ve mahir olması varılacak yeri değiştirmiyor. Hayatî olan bu problemin acilen çözülmesi gerekir. Sözü uzattık.

Tanju Özcan

Bolu Belediye başkanlığına seçilen Tanju Özcan bey yemin edip göreve başladı. Kur’ân’ı üç kez öpen sonra da elini Kur’ân’a basarak “Allah’ım ve namusum üzerine” diyerek yemin eden Tanju beyi Bildiğimiz CHP ile ilişkilendirebilir misiniz? Tanju bey AK partisinden de aday olabilirdi. Çünkü emperyalizmin ürünü olan eğitim sistemimiz ve medya düzenimiz aynı giyim kuşamda ve kafada adamlar yetiştiriyor.

Şimdi Tanju Beyin yeminine bakalım:

 “Bolu Belediye Başkanı olarak, Bolumuzu tarafsız bir şekilde, kimseyi ayırmadan ve kimseyi kayırmadan gece gündüz çalışarak, istişareyi öne çıkararak, tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruyup, kollayarak, harama el uzatmadan, hukukun üstünlüğüne ve Cumhuriyet değerlerine bağlı kalarak, kurucu liderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden ayrılmayarak yöneteceğime Allah’ım ve namusum üzerine yemin ediyorum.” 

Farklarımız Azalıyor

Yazımızın girişinde verdiğimiz örneklerle İslâm’ın bağlısı görülen aydınlarımızın derin cehaletini gördük. Bu cehalet ortamında laik kültürle yetişen Tanju beyden Allah adına yapılan bir yeminle Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden gidilemeyeceği bilgisi ve bilincinde olmasını bekleyemezdik.

Tanju bey için İslâm’ın yönlendirdiği “tarafsız bir şekilde, kimseyi ayırmadan ve kimseyi kayırmadan gece gündüz çalışarak, istişareyi öne çıkararak, tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruyup, kollayarak, harama el uzatmadan, hukukun üstünlüğüne…” bağlı kalmakla, anlama ve uygulamada İslâm ile çelişkili bir temele oturtulan “ Cumhuriyet değerlerine bağlı kalarak, kurucu liderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden ayrılmama arasında” bir fark yoktur. Bunu da doğal bir yansıma olarak görürüz.

Tanju Özcan’ın Yemini Geçerli midir?

Bu sebeple biz Tanju beyin yeminini İslâm’a göre geçerli görüyoruz. Yeminine aykırı davranması halinde yemin kefareti ödemesi gerekir.

Burada değinilmesi gereken önemli nokta şudur: Kişi yemin ettiğinde yeminin gereğini yapmak Allah’ın buyruklarına aykırı olacaksa Onun emri gereği yemin bozulur ve kefareti ödenir. (Bak. Tahrîm 66/2)

Tanju bey üzerine yemin ettiği Allah’ın koyduğu Kur’ânî yasaları “Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden ayrılmama ilkesi ile” örtüştürüyorsa yapabileceğimiz bir şey yok. Bütün memurlarımız, diyanet ve ilahiyat camiamız gibi Tanju bey de üzerine yemin ettiği Allah’ın huzurunda hesabını kendisi verecek.

Bizim tavsiyemiz ihtiyatlı davranması ve görevini yalnızca “tarafsız bir şekilde, kimseyi ayırmadan ve kimseyi kayırmadan gece gündüz çalışarak, istişareyi öne çıkararak, tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruyup, kollayarak, harama el uzatmadan, hukukun üstünlüğüne.” göre yapmasıdır. Bu yol İslâmîdir. Âhiret saadetini de kazandırır.

Yeminin bir bölümün bozup kefareti olarak on fakiri doyurması veya giydirmesi, kendisi için külfet oluşturmayacak ekonomik hayır olur. (Yemin Kefareti için bak. El-Mâide 5/89)

Tanju beyi tebrik eder üzerine yemin ettiği Allah’tan  milletimiz hayrına başarılar dilerim.

Ali Rıza DEMİRCAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir