
PUT VE PUTÇULUK
Put ve putçuluğun, şüphesiz ki insanlık tarihiyle aynı yaşta olduğu tartışmadan uzaktır. Bunun böyle olduğunu, Allah tarafından her kavme bir resul göndermesinden anlayabiliyoruz. İnsanlar ne zaman Allah’ın yolundan ayrılmışsa, Allah da rahmetinin bir göstergesi olarak, sapan kullarına kendi yolunu göstersin diye resuller göndermiştir.
Put ve putçuluğu gerek nicelik gerekse nitelik olarak ele alacak olursak, sanırım yaşadığımız çağın bir benzerine daha önceki çağlarda rastlamak mümkün görünmemektedir. Zira ahir zaman çağında, neredeyse insan sayısı adedince putlar üretilmiş, putçuluk ise hayatın normali haline gelmiştir.
Put ve putçuluğu mükemmel ve anlaşılır bir şekilde tanımlayıp izah eden rahmetli Seyyit Kutup, meselenin ne olduğunu özüne değinerek anlatmıştır. Kutup, Kur’an’dan Mesajlarda, İbrahim Suresi 35. ayete değinerek, çağımızın putlarını bütün açıklığıyla ortaya koymaktadır.
“Hani İbrahim demişti ki: — Rabbim bu şehri güvenli kıl. Beni ve çocuklarımı da putlara ibadet etmekten uzak tut.” (İbrahim Sûresi,35. Ayet)
Seyyit Kutup’un ifadesiyle, Hz. İbrahim’in yüce Allah’a yalvararak hem kendi şahsını hem de çocuklarını ibadetten uzak tutmasını istediği putlar, Arap cahiliyyesinde veya çeşitli putperest toplumlarda olduğu gibi sadece alelade basit şekillerden taştan, ağaçtan, heykellerden veya hayvan, kuş, gök cisimleri, ruhlar ve hayaletler gibi değişik şekillerden ibaret değildir.
Kutup’un put ve putçuluğu izahındaki olağanüstü tanım, şüphesiz günümüz modern cahiliyesi ile irtibat kurmasıdır. İlkel tapınma şekillerinde yer alan putların ve putçuluğun basit vesiyonu, modern cahiliyenin putlarının ve putçuluğunun tüm şekillerini kapsamaktan uzaktır. Kur’an’ın ifade ettiği şirk, modern cahiliyede çok daha teferruatlı ve çeşitliliğe sahip.
Seyyit Kutup’un put ve putçuluk hakkındaki izahları göz önüne alındığında, hakikaten meseleyi tam manasıyla ifade etmiştir diyebiliriz. Zira günümüzün putları ve putçuları, neredeyse insan sayısıncadır.
Allah’tan uzaklaşan insanlık ve bu uzaklaşmaya ivme kazandıran dünyevi iktidarların yetiştirdikleri toplumlarda, fabrika hatalarını bir kenara bırakacak olursak, hemen her şet put, hemen herkes putçu olmuş durumda. Bunun neticesi de Allah’a şirk koşmak olarak tezahür etmektedir.
Şirk, Allah’tan başkasına itaat etmek, Allah’ın dediğini görmezden gelip, kendi nefsine ve aklına uyarak insan ve cin şeytanlarının yoluna gitmektir. Şirkin somutlaşmış şekli de, Allah’ın haram ve helallerine dayanmayan, Allah’ın rızasının aranmadığı, boyun eğilmediği yönetim biçimleridir. Velev ki Allah’a itaat edildiği söylensin.
Seyyit Kutup’un ifadeleriyle nihayet verelim:
“Allah’tan başka ibadete layık ilah olmadığına inanarak abdest, namaz, taharet, oruç, hac ve benzeri ibadet şekillerinde Allah’a itaat ettikleri halde siyasi, içtimai ve sosyal konularda Allah’dan başka kanun koyuculara itaat edenler…
Değer yargılarında ve toplumsal ölçülerde Allah’ın vahyinden kaynaklanmayan düşünce ve fikirleri kabul edenler…
Gelenek, görenek, adet ve alışkanlık itibarıyla giyim tarzlarında bir takım insanları ilah edinircesine onların kılık ve kıyafetlerine girip Allah’ın şeriatının yasakladığı şekillere bürünenler…
Evet, böyle toplumlar ve kişiler en açık şekliyle Allah’a ortak koşmakta, şirk işlemektedirler.”
YAKUP DÖĞER
Yazarımız ‘’Yakup Döğer’in’’ DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA ”Tıklayın”