islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
15°C
İstanbul
15°C
Çok Bulutlu
Pazar Az Bulutlu
17°C
Pazartesi Açık
18°C
Salı Çok Bulutlu
18°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
13°C

Nimeti Unutturan Konfor Tuzağıdır

Nimeti Unutturan Konfor Tuzağıdır
28/12/2025 00:30
A+
A-

Nimeti Unutturan Konfor Tuzağıdır

İnsan ruhu, fıtratı gereği bir yaratıcıya inanma, O’na sığınma ve O’ndan isteme ihtiyacı duyar. Ancak tarihin her döneminde, bu temel ihtiyacı gölgeleyen, onu arka plana iten güçlü bir çekim alanı olmuştur; oda dünya hayatının konforu ve zevkleridir..
Zihnime yansıyan bu düşünce, günümüz insanının en büyük manevi imtihanını özetlemektedir. İnsanoğlunun genel yapısı itibariyle dünyevi ihtiyaçları ve zevkleri karşılandığı sürece Allah’ı hatırlamak bile istememektedir.
Bu, ne bir isyan ne de açıkça bir inkârdır. Bu sadece bir gaflettir. Hayatın döngüsü kusursuz işlediğinde, konfor alanı asla bozulmadığında, ruhun kendini güvende hissedip asıl kaynağı unutmasıdır.
Konfor hem lütuf hem tehlikedir.
Allah, biz kullarına nimetler verir. Bu nimetler bazen sağlıklı bir vücut, bazen huzurlu bir aile, bazen de maddi refahtır. Bunlar, şükredilmesi gereken birer lütuf ve imkândır. Ancak insan, yaratılışı gereği ne zaman ki bu imkânlara tam anlamıyla sahip olursa, o an bir müstağnileşme (kendini yeterli görme) eğilimi baş gösterir.
Evimiz sıcaksa, karnımız toksa, banka hesabımız yeterliyse, sağlığımız yerindeyse… Zihin, otomatik olarak hayatın bu kusursuz akışını garanti olarak algılar. Hayatın iplerinin kendi elinde olduğuna dair sinsi bir yanlış fikire kapılır. “Ben hallediyorum,” hissi, “O veriyor” bilincinin önüne geçer. İşte bu noktada, konfor bir lütuftan çıkıp sinsi bir şeytanî tuzağa dönüşür.
Musibet zili çaldığında
İnsanın Allah’a yönelimi genellikle iki durumda keskinleşir; Ya büyük bir lütfa şahit olduğunda ‘şükür’ ya da büyük bir zorlukla karşılaştığında ‘dua ve sığınma’ dır.
Bahsettiğimiz zihinsel durum ise, her iki kutbu da devre dışı bırakır. Dünyevi sistem kusursuz çalıştığı için, şükür duygusu körelir; zira var olan her şey hak edilmiş bir sonuç gibi algılanır. Zorluk olmadığı için de, sığınma ihtiyacı ortadan kalkar.
Bu, bir nevi manevi “atıl” kalma durumudur. Ruh, “konfor alanının” sınırları dışına çıkmayı reddeder. Zira konfor alanı, nefs-i emmare için en güvenli, sorgulamasız bölgedir. Bir musibet, bir ekonomik kriz, bir sağlık sorunu kapıyı çaldığında ise, o güne kadar bastırılmış olan “korku” ve “acziyet” hissi patlar. İşte o an, unutulan yaratıcı, aniden “kurtarıcı” olarak hatırlanır. Ancak dinî öğretiler bize, Allah’ın sadece zor anların değil, kolay ve refah anlarının da Rabbi olduğunu gösterir. O’nu yalnızca ihtiyaç duyduğumuzda hatırlamak, maalesef ki O’nu bir sigorta poliçesi olarak görmek tehlikesini de beraberinde getirir. Bu yüzden Kalbimizdeki pusulayı doğru istikamette ayarlamak şarttır.
Bu gaflet halinden kurtulmanın yolu, nimeti vereni, nimetten ayırmaktır. Yediğimiz yemeği, giydiğimiz elbiseyi, elde ettiğimiz başarıyı takdir etmek ve kullanmak meşrudur. Ancak bu takdiri, o nimetleri yaratan sonsuz kudretin bir eseri olarak görmeden, yalnızca maddi sebeplere bağlamak, hayatın amacını kaybetmek demektir.
Müslüman, dünya ve ahiret dengesini kurmakla yükümlüdür. Dünyadan el çekmek değil, dünyayı ahiretin tarlası olarak görmek esastır. Yani zevklerimiz ve ihtiyaçlarımız karşılanırken dahi, bunların birer geçici ikram ve imtihan vesilesi olduğunu akılda tutmalıyız.
Aksi takdirde, hayatın çarkı dönerken, gönül dünyamızda dönmeyi bırakan bir çarkın sessizliğine düşeriz. Ve bu sessizlik, manevi dünyanın en büyük gürültüsüdür..
Fehmi YAĞLI
ETİKETLER: KONFOR, ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.