islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,3998
EURO
53,3801
ALTIN
6.850,51
BIST
15.141,38
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
23°C

Metin Yüksel

Metin Yüksel
23/02/2026 13:51
A+
A-

Metin Yüksel: Tevhid Yolunda Bir Gençliğin Sancağı

23 Şubat 1979… İstanbul’un kalbi Fatih Camii’nde bir Cuma namazı sonrası, karla kaplı avluda yankılanan bir ses: “Metin dur!” Bu üç kelime, tarihe kanla yazılmış bir şehadetin başlangıcı oldu.

Metin Yüksel, 17 Temmuz 1958’de Bitlis’in yüksek yaylalarından Kolongo’da (Qulingo), turna kuşlarının ötüşleriyle nam salmış bir yaylada gözlerini dünyaya açtı. Babası, dönemin önde gelen İslam âlimlerinden Sadreddin Yüksel Hoca’ydı; annesi ise Norşinli Şeyh Masum Efendi’nin kızı. Dokuz yaşında ailesiyle İstanbul Fatih’e yerleştiğinde, o küçük çocuk, kısa sürede büyük bir dava adamına dönüştü.

Çocukluğu ve gençliği, imanla yoğrulmuş bir mücadeleyle geçti. Okul sıralarından itibaren İslami öğrenci hareketlerinin en önünde yer aldı. Milli Türk Talebe Birliği’nde (MTTB) aktif rol aldıktan sonra, 1976’da Akıncılar Derneği’nin kurucu liderlerinden biri oldu. Fatih şubesi onun eliyle adeta bir çığ gibi büyüdü; gençler, onun samimiyeti, cesareti ve şefkati etrafında toplandı. Metin, sadece bir lider değildi; o, yaşayan bir örnekti.

Metin Yüksel, gerek Tevhid bilinci gerekse de zulme karşı duruşu ile bunu taçlandırmış ve samimi yaşantısı ile çevresinde hep örnek gösterilen bir şahsiyet olamuştur.

Hayatı boyunca defalarca ölümle burun buruna geldi. 26 Ekim 1977’de Darüşşafaka Lisesi önünde sol görüşlü bir grubun silahlı saldırısına uğradı. Üç kurşun yarası aldı: ikisi midesine, biri dizine… Ama o, pes etmedi. Hastane yatağında bile “Başka pantolonum yok” diyerek ameliyat için pantolonunun kesilmesine izin vermedi; o kadar sade, o kadar onurlu bir duruştu bu. Yaraları iyileşirken bile mücadelesine ara vermedi. Emperyalizme, ırkçılığa, bölünmeye karşı dimdik durdu. “Müslüman gençlik” onun dilinde bir ideal, bir çağrıydı.

Ve o kara Cuma… 23 Şubat 1979. Cuma namazını kılmış, camiden çıkıyordu. Daha önce tehditler almış, kavgalar yaşamıştı. Avluda bir grup tarafından köşeye sıkıştırıldı. “Metin dur!” sesiyle birlikte silahlar patladı. Metin elini uzattı, “Gelin konuşalım” dedi. Ama kurşunlar susturmak için yağdı. Göğsünden, başından vuruldu. Arkadaşları onu sırtlayıp taksiye bindirdi, hastaneye yetiştirmeye çalıştı. Yolda kanlar içinde yatarken bile nabzı dinlendi, kalbi dinlendi… Ama o, Rabb’ine kavuşmuştu. 20 yaşında, 21’ine bile varmadan şehadet şerbetini içti.

Metin’in şehadeti, sadece bir can kaybı değildi. O, arkasında binlerce gence tohum ekti. “Cenazemi dahi İslam davası uğrunda kullanın” vasiyetiyle gitti. Onu şehit edenlerin isimleri bugün unutuldu, ama Metin Yüksel’in mücadelesi nesilden nesile aktarılıyor. Fatih Camii’nin karlı avlusunda dökülen kan, hâlâ toprağı ısıtıyor; hâlâ genç yürekleri yakıyor.

Ey Metin Ağabey… Senin samimiyetin, gözlerindeki ateş, “Metin dur!” diye bağıranlara rağmen uzattığın o boş elin… Bugün hâlâ bize yol gösteriyor. Sen gittin, ama bıraktığın dava bitmedi. Şehadet bir çağrıdır, tüm nesillere ve çağlara…

Rabb’im, seni şehitler zümresinde kabul etsin. Amin.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.