islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,7144
EURO
55,1170
ALTIN
6.731,41
BIST
13.811,60
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
30°C
İstanbul
30°C
Parçalı Bulutlu
Salı Az Bulutlu
29°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
30°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
30°C
Cuma Parçalı Bulutlu
28°C

Uğur Dündar’a Emin Çolaşan’a ve Soner Yalçın’a mı Soralım! REHA MUHTAR ÖLDÜ DE NEREYE GİTTİ?

Uğur Dündar’a Emin Çolaşan’a ve Soner Yalçın’a mı Soralım! REHA MUHTAR ÖLDÜ DE NEREYE GİTTİ?
A+
A-

 Uğur Dündar’a Emin Çolaşan’a ve Soner Yalçın’a mı Soralım

REHA MUHTAR ÖLDÜ DE NEREYE GİTTİ?

Her insan gibi hayata gelişi, yaşam süresi ve ölümü “İlahî Kader Programı”na bağlı olan  Reha Muhtar da aramızdan ayrıldı. Ayrıldı da nereye gitti. Başlıkta anılan çok bilmiş medyacılara mı sorsak? Bilirler mi ki?

Ben bildiklerimi GÜZEL KUL OLMA MÜCADELE İsimli hatırat kitabımdan nakledeyim:

{ Reha Muhtarla da birçok programa çıktım. İnternete girip hafızama yardımcı olmaya çalıştığımda Reha ile yaptığım 9 Şubat 1997 , 20 Ekim 2001 ve 17 Aralık 2002 tarihli üç program tespit edebildim. Ama daha fazla programa çıktığımı zannediyorum. Ama ben iki tanesini hatırlıyorum.

9 Şubat tarihi bize, 28 Şubatı hatırlatır. Zaman zaman gündemimize gelen tarikatler ve cemaatler konusu, o günler de gündeme gelmiş olacak ki Reha Muhtar konuyu Ateş Hattına taşımıştı.

Ateş Hattı/Tarikatler-Cemaatler

Tek tek hatırlamamakla birlikte katılımcılar olarak dört- beş kişi vardık. Bazı arkadaşlarımızın ifadesine o gece beklenmedik konuşmayı ben yapmış, söyle demiştim:

 

Bizler İslâm adına haklı olarak şahıs güdümlü tarikatleri ve cemaatleri eleştirebiliriz. Eleştiriyoruz da. Ancak bu gruplar demokratik laiklik adına eleştirilemezler. Çünkü bunlar bir tür sivil örgütlerdir. Üyeleri özgür iradeleriyle bağlılık göstermektedirler. Siyasete ağırlık koymak istemeleri ve kendilerini savunmak ve menfaatlerini korumak üzere bazı bağlılarını parti kontenjanlarından millet vekili seçtirmek istemeleri doğaldır. Demokrasi hiçbir grubun tekeline bırakılamaz.

Bu konuşmamız ilgi çekti. Aradan 23 yıl geçti. Bugün de aynı konuşmayı yapabilirim. Kaldı ki ben dolaylı da olsa tarikatların ve cemaatlerin devletin denetiminin dışında olduklarını düşünmüyorum. Onların jakoben laiklikle bile çatışacak bilgileri, bilinçleri ve talepleri olduğuna da inanmıyorum. Bunun içindir ki tarikatlar ve cemaatlerin birçoğu İslâm’ın değil, demokratik laikliğin vaz geçemeyeceği kurumlardır.

Ateş Hattı ve Eleştiri Hastalığı

Reha Muhtar’la yaptığımız ve benim de hatırladığım bir programda konuk olarak benim dışımda Zekeriya Beyaz ve Atatürkçü bir dernek adına konuşan bir avukat hanım vardı.

Programın konusu o günlerde şeyhlik iddiasıyla ortaya çıkarak maddî ve mânevî çıkar sağladığı için tutuklanan Yaşar Yılmaz idi.

Başta Reha Muhtar olmak üzere diğer konuklar, Yaşar’ı yerden yere vurdular. Akıllarına gelen bütün olumsuz vasıflarla nitelediler. Bana söz verildiğinde şöyle dedim:

Söylediklerinizde doğru olabilirsiniz. Ama konuşmalarımız ahlâkî değildir. Bu kişi tutuklanmıştır. Yargısı sonucunda beraat edebilir. Aramızda olmadığı için, kendisini savunabilecek durumda da değil. Medya etiği ile çatıştığımızı bilmeliyiz.

Kör Döğüşü

Beklenmedik çıkışım üzerine, Reha Muhtar’ın ve avukat hanımın söyleyecek bir söz bulamadıklarını çok iyi hatırlıyorum.

Radikal yazarı Hakkı Devrim’in ifadesiyle, benim de istemeyerek katkı verdiğim kör döğüşüne dönüşen Reha Muhtar’ın programlarına katıldığım için pişmanlık duyduğumu belirtmek isterim.

İnanınız, katıldığım Ateş Hattı programlarında izlediğim öfkeli görüntülerim, beni ziyadesiyle rahatsız etmiştir. Ne diyelim, insan tecrübelerden geçerek olgunlaşabiliyor. }

YORUM MAKAMINDA BİR KAÇ SÖZ

Yüce Rabbimizin Kurân’daki açıklamasına göre “İnsanları çoğu Allah’a ancak Ona ortak koşar oldukları halde inanırlar.”(Yusuf 106)

Seküler medyamızda İslam’a göre mümin bulamazsınız. Çoğunluk, ortak koşarak Allah’a inanan ama Peygamberlik kurumuna ve ölüm ötesi âhiret hayatı ve sorgulamasına  inanmayan deist tiplerdir. Her deist de kâfirdir. Yaşamına bakılırsa  Reha Muhtar da bu tiplerdendi. Bilemediğimiz iç dünyasında  İslamî imanı var idiyse, Allah Rahmet eylesin. Yok idiyse ona dua da bir fayda sağlamaz.

Medya mensuplarına hayret ediyorum. Her ay, her yıl aralarından bir kaçı vefat ediyor. Üç beş bilindik laf ediyorlar.

Ölen bu insanların bedenleri toprağa veriliyor tamam da, “Ruhları/Nefisleri nereye gidiyor ve onları nasıl bir yaşam bekliyor” diye soran yok gibi. Bunun için de hakikat arayışı içine girmiyorlar. Toprakta yokluğa karışmayı kader görmek ne çıldırtıcı bir durumdur. Oysaki inkâr, sorgulamayı ve Cehennem’i yok etmiyor.

“Evet, hakikati inkâr edip de tövbe etmeden kâfir olarak ölenler var ya, bunlar Cehennem azabından kurtulmak için fidye olarak yeryüzü dolusunca altın verseler bile, asla kabul edilmeyecektir.
Onların hakkı can yakıcı bir azaptır ve hiç kimse onlara yardım edemeyecektir.”
(Al-i İmran 91)

İslam’ın amentüsü ile nereden gelip nereye gideceğimizi biliyoruz. Bizi Kurân ile karanlıklardan aydınlığa çıkarıp ebediyetle kucaklaştıran ve Cennet’e talip kılan Allah’a hamd olsun.

“Allah’a ve âhiret gününe yürekten inanan ve bu imana yaraşır güzel ve yararlı davranışlar ortaya koyan kimselere gelince, onlar için nimetlerle dolu cennetler vardır. Orada ebediyen kalacaklardır. Bu, Allah’ın va’didir. O, karşı konulamaz güç sahibidir. Herşeyi yerli yerinde yapandır. (Lukman 8-9)

Ali Rıza Demircan

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

Yorumlar
  1. Bayram Yasa dedi ki:

    Teşekkürler Allah razı olsun

  2. Ahmet Ziya İbrahimoğlu dedi ki:

    Muhterem Hocam,

    Yazınızı okuyunca bir an için maziye doğru uzun bir tefekkür yolculuğuna çıktım. Doğrusu ben, şahsî kin ve husumet taşımamaya gayret eden eğitimci bir insanım. İnancımıza, değerlerimize ve milletimizin manevî mirasına zarar veren odaklar tarafından farkında olmadan kullanılan insanlara karşı bile müsamahakâr davranmayı tercih ederim. Hatta bilerek yanlış saflarda yer almış olsa da hatasını anlayıp pişmanlık göstermiş ve tevbe etmiş kimselere hakkımı helâl etmeyi de düşünürüm.

    Ancak bir ömür boyunca inanç sahiplerini aşağılamış, hak ve hürriyetlerini çiğnemiş, zulüm düzenlerine destek olmuş ve ardından da yaptığı yanlışlardan dolayı bir pişmanlık duyduğunu göstermemiş kimseler hakkında aynı müsamahayı gösterebilmeyi doğru bulmuyorum. Çünkü haksızlığa sessiz kalmak başka, haksızlığı meşrulaştıracak bir hoşgörü göstermek başkadır.

    28 Şubat sürecinin mağduriyetlerini yaşamış bir aile reisi olarak, yazınızda adı geçen kişilerle olan hesabımı dünya mahkemelerinde değil, mutlak adaletin eksiksiz tecelli edeceği âhiret gününe bırakmayı tercih ediyorum. Bu sebeple ne ölüleriyle ne de dirileriyle meşgul olma ihtiyacı duyuyorum.

    Doğrusunu söylemek gerekirse, böyle insanların cenazelerine katılmayı da arzu etmem. Fakat hayatın akışı içinde hasbelkader birinin cenazesinde bulunacak olsam, onu iyi bilirdim diyemezdim; üzerimde bıraktığı izler ve yaşattığı kırgınlıklar sebebiyle hakkımı helâl ettiğimi de söyleyemezdim. Hesabımı insanların alkışına veya kınamasına değil, her şeyin bütün açıklığıyla ortaya konulacağı İlâhî adalet gününe bırakırdım.

    Zira bazı yaralar zamanla kabuk bağlar ama unutulmaz. Bazı hesaplar ise dünyada kapanmaz; mahşer meydanına kalır. Ben de bu tür hesapların, hiçbir nüfuzun, hiçbir makamın ve hiçbir şöhretin fayda vermeyeceği o büyük günde görüleceğine inanıyorum.

    Rabbimiz hepimize, henüz vakit varken kendimizle hesaplaşabilmeyi, hak sahipleriyle helâlleşebilmeyi ve huzuruna yüz akıyla çıkabilmeyi nasip eylesin.

    Selam ve hürmetlerimle.