islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

DİYANET LAİKLİĞE ÇALIŞAN ANAYASAL BİR KURUM DEĞİL Mİ?

DİYANET LAİKLİĞE ÇALIŞAN ANAYASAL BİR KURUM DEĞİL Mİ?
30/10/2024 10:30
A+
A-

Karar gazetesinde yayınlanan  Figen Çalıkuşu imzalı yazı  şöyle:

[“ Siyasal İslam döneminde Diyanet’e güvenin erimesi ise dindarlık adına yapılanların bu toplumu nasıl kızdırdığını gösteriyor… Bütçeden milyarlarca lira Diyanet’e aktarılıyor, binlerce imam camilerde propaganda yapıyor ve insanlar bu kuruma güvenmiyorlar.

Diyanet başkanının şatafatı, camilerde imamların dini bir siyasi propaganda aracına döndürmesi, insanları Diyanet’ten soğutmuş.

Hırsızlık, yolsuzluk hakkında tek kelime edemeyen “din adamları” utanmadan “fakirliğin” övgüsünü yapıp, paraları yöneticiler tarafından çarçur edilen bu halkı kelimenin tam anlamıyla “kazıklamaya” çalışıyorlar.

Bu anlayışın cevabı da “güven endeksinde” geliyor… Nüfusunun yüzde 99’unun Müslüman olduğu söylenen ülkede resmi din kurumuna güven yüzde 2.

Bu ülkede “din kurumuna” olan güveni hiçbir ateist, hiçbir Hristiyan, hiçbir Yahudi böylesine yok etmeyi başaramazdı… Bunu bu ülkeyi yöneten Müslümanlar başardı.]

Görüldüğü gibi yazı yenir yutulur cinsten değil. Ben de bir yazı kaleme aldım. Yazının tamamı aşağıda verilen linkten okunabilir.

https://www.mirathaber.com/laik-bir-kurum-olan-diyanete-nicin-guven-duyulsun/

Yazımda Diyanet’in  Anayasal  laik bir kurum olduğunu şöylece hatırlattım:

“Merhum Nevzat Yalçıntaş  hocanın tespitine göre DİYANET,  Türkiye’nin ORDU yanı sıra İkinci büyük laik kurumudur. Bu kurumda İslam’ın insan hayatına dokunan ve yöneten toplumsal ilkeleri yasaklıdır.  Bir diğer anlatımla Diyanet İslam’ı dışlayan Jakoben laikliğe bağlı bir kurumdur. Onun çalışma şartları ve işleyeceği konular laik mantıkla belirleniyor. İslam ile çelişkili ruhsuz laikliğin egemen olduğu Diyanet Müslüman halkın güvenini nasıl kazanabilir?”

Türkiye’de “Siyasal İslam Dönemi” diye bir dönemin olmadığını,Binlerce imamın  camilerde siyasi propaganda yaptığı” iddiasının iftira olduğunu  beyan ettikten sonra  İslam gereğince açıklanmadığı için gerçekte yapılanın örtülü bir  laiklik propagandası olduğuna işaret ettim.

Diyanetin ve İmam-hatiplerin bir utanmazlığı varsa bu utanmazlığın yüzde doksan oranında Kur’ân ve Sünnet bilmezlikleri olduğuna da değindim ve şöylece devam ettim:

Şimdilerde  Türkiye’nin bütün camilerinde  Diyanet İşleri Başkanlığının  hazırlayıp gönderdiği hutbeler okunur. Vaizlerin konuları da belirlidir. Bu konuların dışına çıkılamaz. Mesela camilerimizde  eğitim, deizm, faiz, tesettür,  eşcinsellik, boşanma, nafaka, miras ve sosyal adaletsizlik gibi konular ve benzerleri işlenmez. İşleyenler aleyhine işlem yapılır.”

ALİ ERBAŞ KARDEŞİM KIRILMIŞ

Ali Erbaş kardeşim beni doğrudan muhatap almaksızın “adalet her hakkı sahibine vermektir” serzenişi ile Diyanet’in neler yaptığına ilişkin bilgi notu eklettirerek açıklama yapmış ama ana noktalara değinememiş.

BİLGİ NOTU

{(24.10.2024)

Ali Rıza Demircan’ın X Platformunda 23.10.2024. tarihinde yayınlanan “Camilerde Laiklik Propagandası Yapılıyor” yazısında yer alan ve Din Hizmetleri Genel Müdürlüğümüz uhdesinde yürütülen hizmetleri ile ilgili hususlara aşağıda yer verilmiştir. Bilgilerinize arz ederim.]

Yazımın “Mesela camilerimizde  eğitim, deizm, faiz, tesettür,  eşcinsellik, boşanma, nafaka, miras ve sosyal adaletsizlik gibi konular ve benzerleri işlenmez. İşleyenler aleyhine işlem yapılır,” bölümüne sözde cevap verilmiş.

DEĞERLENDİRMELERDE ADALET GEREK, DOĞRU

Eğer “adalet her hakkı sahibine vermek ise ve bizden bu anlamda adalet bekleniyorsa” bizim adil yaklaşımımızdan Diyanet çok mu çok rahatsız olur.

Ben “camilerimizde  eğitim, deizm, faiz, tesettür,  eşcinsellik, boşanma, nafaka, miras ve sosyal adaletsizlik” gibi konular ve benzerleri işlenmez ve işleyenler aleyhine işlem yapılır, şeklindeki  tespitlerimin arkasındayım.

Faiz ve Miras ile ilgili olarak hak sahibine hakkını vererek müstakil iki yazı yazacağım. Diğer birkaç konuya da değineyim

a.) Diyanet her eğitim yılı başında eğitim ile ilgili hutbe okutur ve mevcut eğitim sistemini bir tür takdis eder, bu doğru. Peki ateist ve deist temellere dayalı laik eğitim sisteminin İslam insanı yetiştiremeyeceğine ve bu sebeple toplumun ahlaken çürüdüğüne dikkatleri çekebiliyor ve olması gereken eğitim düzenini vukufla ortaya koyabiliyor mu?

b.) Diyanet özgür iradeleriyle evlenen insanların boşanmalarını yargıya bağlayan laik boşanma sisteminin ilkelliğine vurgu yaparak Kur’ân merkezli boşanma sitemini açıklayabiliyor ve bu muhteşem boşama düzeninin Türkiye laikliği ile yasaklı olduğunu beyan edebiliyor mu?

c.) Ülkemizde borca dayalı para sistemi ve faize dayalı ekonominin zengini daha zengin edip milyonları fakirleştiren yapısının sosyal adaletsizliğin kaynağı olduğunu işleyen bir hutbe okutulabildi mi?

d.) Hacı ve hocaların kızlarının bile yarı uryan hale geldiği ülkemizde, mini etek ve göbek teşhiri yaygınlaşırken Diyanet’in bir asırlık tarihinde okutturduğunu söylediği  iki, evet yalnızca iki tesettür hutbesi utanmazlığın ilanı değil mi? Bari okutturulan da   tesettür hutbesi olsa.

e.) Kur’ân’ın 11 suresinde yerilerek yasaklanan eşcinselliğe ilişkin bir hutbe okunabildi de biz mi duymadık…

Diyanet elbet bir şeyler yapıyor ama İslami çizgiye uzak, laik çizgiye yakın işler yapıyor. Zaten kendisine dört beş bakanlığın bütçesine dek bütçe ayrılmasının sebebi de bu.

Ha unutmadan…Gerçekleri dile getirilenlerin cezalandırıldığına ilişkin iddiamıza gelince… Çetelesini tutmadık, belki Ali Erbaş döneminde tecziye yoluna gidilmemiştir. Geçtik kravatlı matruş ve de sakallı  laik müftüleri, Merkezi Camii imamlıklarının bile İslam’ı bilmez   güzel sesli cahil hafızlara ve meselesiz ve hayattan kopuk  vaizlere bırakıldığı dönemimizde, teşkilatta yüreği sızlayan dava adamı mı bırakıldı ki cezalandırılsın?

İstisnalar elbette vardır, ama onlar da adı üstünde zaten istisnadır.

Ali Erbaş Kardeşim! Sen bana kırılma. Ali Rıza Demircan gibi gerçekleri haykıran sinnen bir  büyüğün olduğu için dua et. Önemli olan Rabbimize nasıl hesap vereceğimizdir. Gerisi teferruat.

ALİ RIZA DEMİRCAN

MİRATHABER.COM -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

 

 

 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.