
GİYSİDE/GİYİMDE GÜZELLİK
Önce önemli bir gerçeğe dikkat çekelim: bilimsel tahminlere göre sayıları milyonlara ulaşan canlı türü var. Allah’ın takdiri ile bütün canlılar elbiseli doğarlar.
Giyinme sadece insana özgü bir ihtiyaçtır. Üstelik giyimde güzellik bizim için bir ibadet konusudur. Çünkü güzel giyinmek Rabbimizin buyruğudur. Güzellikler Peygamberi olan aziz Peygamberimizin öğüdüdür. Bu tespitimizi Kur’an’la ve aziz Peygamberimizin buyruklarıyla temellendirelim. Çünkü İslam Dini Kur’ân ve Sünnettir.
Araf suresinin 26. âyetinde estetiği merkeze alan bir anlatımla şöyle buyrulur:
“Ey Âdemoğulları! Biz size vücudunuzu; özel yerlerinizi örtecek giysiler ikram ettik. Evet, örtünesiniz diye ama bir de süslenesiniz diye…”
Rabbimizin bu buyruğundan hareketle giysinin örtücü olmasıyla yetinmeyecek güzel olmasını da amaçlayacağız. Güzelliklerin kaynağı ve yaratıcısı olan Rabbimizin öğüdü /emri basite alınamaz.
Aziz Peygamberimiz de şöyle buyurur:
“Siz mümin kardeşlerinizle bir araya geleceksiniz. Bineklerinizi önemseyin ve giysilerinizi de güzelleştirin ki insanlar arasında bir ben ve benek gibi olasınız.”
Giyside güzellik görevi erkekleri ve kadınları içine alır. Sanki erkeklerle ilgili kurallar yokmuş, sadece kadınlara yönelik ölçüler varmış gibi sunumlar yapıyoruz ama kadınların bu konuda öncelikli olduğu da bir gerçek
Güzelliğin şekle ve öze ilişkin şartlarını hatırlarsak kadın giysilerinin nasıl olması gereğini kavrayabiliriz, Kur’ân ve Sünnet ölçülerine göre güzel kadın giysisini şöylece özetleyebiliriz:
Renk uyumu içinde ama renkler yumağı olmaktan beri, sade ve sadeliği içinde güzel ve temiz; yüz ve ayak bilekleri altı dışında bütün vücudu örtücü; vücudun tabii rengini ve organların biçimini göstermeyecek biçimde sık dokulu ve geniş; dıştan bakıldığında erkek giysisi olduğu izlenimini vermeyecek derecede kadın cinsiyeti ile uyumlu; İslam’a göre batıl din ve ideoloji mensuplarının nişanı olan giysi modellerine aykırı; yırtıcı hayvan derilerinden beri olmalıdır. Ayrıca helal kazançlarla alınmış olmalı, üstün olmak amacından korunarak giyinmelidir.
Evet, giysiler helal yollardan kazanılacak ama üstün olma amacı güdülerek giyilmeyecek. Bu noktada hepimiz büyük bir eksikliğin içindeyiz, evler ve arabalar için de ayrıcalıklı olmak gibi takıntılarımız var.
Peygamberimiz müminlere bir öğütlerinde ‘Kalbinde zerre miktarı kibri olan kişi sorgulanmaksızın ve azap görmeksizin cennete giremez,’ buyurur.
Dinleyiciler arasındaki bir sahabi ağlar. Ona niçin ağlıyorsun diyerek sorduğunda o kişi şöyle der:
Peygamberimiz ona şu açıklamayı yapar ‘Hayır bu kibir değildir. Kibir, hakkı kabul etmemek, insanları küçümsemektir’
Bu din yalnızca bilmek değil, yaşamaktır. Asıl güzellik sadeliktedir. Peygamberimiz şöyle buyuruyor:
İşte yücelik olan özellik bu; kibre düşmeden güzelliğe yönelmeli ama gerçek güzelliği de sadelikte aramalıyız.
İnsan konuşan toplumsal bir varlıktır, her zaman ve her yerde konuşuyoruz. Eğer konuşmalarımızı güzelleştiremezsek inanın hem dünyada, çevremizde sevgi halesi oluşturamaz, hem de Rabbimizin rızasını kazanamayız.
Konuşmanın güzel olması için şartlar aynı. Kur’an’a ve Peygamberi talimatlara veya olgun akla ya da bilimsel verilere uygun olacak, bir de Allah’ın rızası hedeflenecek.
Burada bilvesile ifade edelim, bu din yaşandığı zaman anlaşılabiliyor, uygulandığı zaman içselleştirilebiliyor. O zaman yaşamınızın bir cennet hayatı örneği olduğunu kavrayabiliyorsunuz. Keşke her zaman bu idrakin içinde olabilsek.
Çocuklarımıza konuşmanın özel eğitimi verilmelidir. Neden?
İsra suresinin 53. âyetinde şöyle buyrulur:
“Ey Peygamber! Ey Yükümlü insan! Kullarıma duyur. En güzel şekilde konuşsunlar. Şeytan onların aralarında çirkinlikleri tetiklemeye çalışır. …”
Bir insanın kendi dilini güzel konuşması farz bir görevdir. Şimdi üniversite tahsili yapan insanlarımız dahi kendi dilini pürüzsüz, arızasız telaffuz edip yerli yerinde konuşamıyor. Entelektüellerimizde de bu zaaf görülmektedir.
Neden bu konular bugüne kadar gereğince işlemedik. Söz güzelliği varsa hayat güzelleşir. Nitekim Peygamberimiz de “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın. Sevdirici ve sevindirici olun ama nefret ettirici olmayın,” buyurur.
Bir söz Yaradan’ımızın buyruğu gereğince doğru olursa güzel olur. Çünkü Rabbimiz Ahzab suresinin 70 ile 71. ayetinde; “Ey iman edenler! Rabbinizin emirlerine ve yasaklarına aykırılıktan korunun ve doğru konuşun. Doğru, dosdoğru konuşun. Doğru konun ki Allah işlerinizi düzene koysun.
Peygamberimiz de Yalan imana zıttır buyuruyor.
Dosdoğru konuşmalı, aleyhine sonuçlar verecek olsa dahi doğru konuşmalıyız. Menfaatlerimiz için dilimizi çirkinleştirmeli, haramlara aracı kılmamalıyız .
Dil çok çok önemlidir. Peygamberimiz şöyle buyrur:
“Kim bana dilini ve üreme organını koruyabileceğine garanti verebilir ki ben de ona cennete girebileceğinin garantisini vereyim.
İnsanları en ziyade cehennem azabına götürecek olan dille ve üreme organıyla işlenen günahlardır.”
Söz Faydalı ve Muhatabın Seviyesine Uygun Olmalı
Güzel söz faydalı olan sözdür. Peygamberimiz şöyle buyuruyor:
“Allah’a ve ahiret gününe iman eden ya faydalıyı konuşsun ya da sussun.”
Müminun suresinin ilk ayetlerinde en yüksek cennetler olan Firdevs cennetlerine gireceklerin vasıfları bize açıklanırken şöyle buyrulur
“Onlar faydasız sözler, işler, davranışlardan uzak duran müminlerdir. Bir Müslüman, faydasız sözlerden kaçınmalı ama faydasızları dinlemekten de sakınmalıdır.
ALİ RIZA DEMİRCAN
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-