islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,0290
EURO
52,9307
ALTIN
6.814,39
BIST
14.594,54
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
16°C
İstanbul
16°C
Açık
Salı Parçalı Bulutlu
16°C
Çarşamba Az Bulutlu
18°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
16°C
Cuma Hafif Yağmurlu
12°C

GERÇEK VE HAYAL ARASINDA SİYASET

GERÇEK VE HAYAL ARASINDA SİYASET
20/01/2025 09:18
A+
A-

Ülkelerin geleceği her zaman, göründüğü veya gösterildiği gibi olmuyor. Özellikle Siyaset, kendi varlığını sürekli hale getirmek için, çoğu zaman gerçekleri açıklamak yerine, beklenilen durumları halka aktarma yolunu seçer.

Gerçeklerin Gizlenmesi:

Olayların gerçek yüzü,  işin içinde olan veya aklıyla hareket eden kimselerin gözünden kaçmaz. Fakat, halkın büyük çoğunluğu, siyasi konuları kendi angajmanı olduğu düşünce ve inançlar açısından baktığı için, gerçekleri çoğu zaman tarafsız ve önyargısız şekilde değerlendirmekten uzak kalıyor.

Bu durum, toplumsal grupların “bağnazlığı ve şartlanması” olarak açıklanır. Özellikle doğu ve müslüman toplumlarda görülen bu idrak hali, “ideal’in gerçekleri örtmesi”olarak değerlendirilmeldir.

Böyle bir ortamda, ideal inanç ve düşünce uğruna günlük olaylar, kendi gerçekleri ile değil, bir anlamda “ hayaller” içinde değerlendiğinden, onlara yönelik gerçek bir tenkit veya müdahale, o grupların inanç ve ideallerine karşı çıkmak şeklinde anlaşılır. Bu inanç ve idealleri dillendirenler, samimi olma konusunda da  değerli ve itibarlı kabul edilir. Ama, olayları gerçekler doğrultusunda yorumlayanlar ise, hain veya bozguncu olarak görülür. Çünkü, bu tür kişiler halka pembe tablolar çizmediklerinden, oyun bozucu veya herşeyi tenkit eden kişiler olarak kabul edilirler.

Gerçekler, İnsanları aldatmaz:

Gerçek demek, varolması gereken değil, var olandır. Burada birincisi beklediğimiz, ikincisi ise, yüzyüze kaldığımız olaydır. Eğer bunları birbirine karıştırırsak, asıl yapmamız gerektiğini yapmamış, kendimizi hayaller dünyasına yönlendirerek, gerçeği anlayıp, onlara göre bir plan ve düzenleme yapma imkanından mahrum oluruz.

Aslında, gerçek ve hayali birbirinden ayırmak için, yaşadığımız hayatı anlamlandıran  ideal fikir, inanç ve ahlak değerlerimizle karşılaştırmasını yapmamız gerekiyor. Burada da, ait olduğumuz dernek, vakıf, sendika ve siyasi partinin bu konuda neleri gerçekleştirdiğine ve neleri dile getirmekle yetindiğine bakmamız lazım. Bunda da ölçülerimiz, öncelikle ahlak, aile , hukuk ve kültür olmalıdır. Olayı, teknoloji, ulaştırma, imar ve para piyasası açısından değerlendirmek, temel bir  ölçü olmamaktadır.

Çünkü birinci sırada belirttiklerimiz hayati; ikinci sırada gösterdiklerimiz ise “gerekli” ihtiyaçlardır. Hayati olanları ihmal ve gerçekleştirmeyip, gerekli olanları yaparak, asli görevimizi yerine getirmiş olamayız. Bu yüzden, kendimizi hayal dünyasından  uzaklaştırıp, gerçeklerle yüzyüze getirmemiz gerekiyor.

Medya ve sosyal medyanın, objektif değil, taraflı birer yayın organı olarak çalıştığını, hayal ve göz boyama çabaları ile halkın gerçekleri görmesini değil, kendilerini oluşturan ve ayakta tutan görüş ve ideolojilerin taraftarlığını yaptığını unutmamamız gerekiyor.

Günümüzde kültürel açıdan kendimizden ve değerlerimizden uzaklaşmadığımızı kimse iddia edemez. Eğitim kalitemizin yerlerde süründüğünü herkes görüyor. Gençliğin; ahlak, ilim ve aile ile önemli ölçüde bağlarının gevşediğini görüyoruz. İktisadi ve mali bakımdan toplum grupları arasında büyük uçurumların yaşandığı, hergün daha fazla görülüyor. Adalet kurumu, insan haklarını sağlamakta başarılı değil. Ahlak, her aklına gelenin bozduğu ve insan ilişkilerinde neredeyse etkisinin kalmadığı  bir değer alanı.

Bütün bunların karşısında, bu işleri çözemeyen; çözemediği gibi pembe tablolar çizen hükümetin, artık bu problemlere neşter(acil müdahale) atması gerekmiyor mu? Lütfen, hayali başarıları veya gelecek rüyalarını bir kenara bırakıp, günün problemlerini haykıralım. Taraftar değil, gerçekçi olup, “bizim takım” eleştirilmesin diyerek, gerçeklere gözümüzü yummayalım ve hayati meselelerimiz için, kendi takımımızı bile hesaba çekelim.

Prof. Dr. Sami Şener

MİRATHABER.COM -YOUTUBE –

YAZARIN DİĞER YAZILAZIRNA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

 

 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.