
Ülkemizde yayınlanan ve izlenen bir dizide, kişinin ölen kardeşinin karısı ile evliliği, sosyal medyada konu ve tartışmalara sebep oldu. Böylesi bir evliliğin kabul edilemeyeceği de ileri sürüldü. Bu konuda doğru olanın ne olduğunu öğrenmek için soralım:
{ İslam Aile Hukuku’na Göre
Kişi, ölen kardeşinin/ağabeysinin karısıyla evlenebilir mi?
Bir diğer ifadeyle Kadın ölen kocasının kardeşi/ağabeyi ile evlenebilir mi?}
Bu sualin cevabını İslam Dini’nin omurgasını oluşturan Allah’ın Kitabı Kur’ân’dan öğrenebiliriz. Açıklayalım:
Kur’ân’da kimlerle evlenebileceğimiz ve kimlerle evlenemeyeceğimiz Nisa sûresinin 23. ve 24. âyetlerinde açıklanmaktadır.
Bu âyetler şöyledir:
[“Anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz; erkek ve kız kardeşlerinizin kızları; süt anneleriniz ve süt kardeşleriniz; eşlerinizin anneleri; kendileriyle gerdeğe girdiğiniz eşlerinizden doğmuş olup sizin kendi hanenizde bakım ve velayetini üstlendiğiniz (sulbünüzden olmayan) kızlarınız, size haram kılınmıştır; fakat gerdeğe girmemişseniz bir sakınca yoktur; ve öz oğullarınızın eşleri de size haramdır; aynı anda iki kız kardeşi almanız da öylece haram kılınmıştır. Fakat geçmişte olanlar geçmişte kalmıştır; çünkü Allah tarifsiz bir bağışlayıcıdır, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.”
“Tüm evli kadınlarla evlenmeniz de Allah’ın yasasıyla size haram kılınmıştır…”]
Bu âyetlerde hür veya esir evli kadınlar başta olmak üzere kimlerle evlenemeyeceğimiz açıklanmaktadır. Açıklanan yasaklılar dışındaki kadınlarla evlenebiliriz.
Buna göre kişi, ölen kardeşi veya ağabeysinin dul olan eşi ile ölümden “dört ay on gün” sonra evlenebilir. Kocası ölen kadın da kocasının kardeşi veya ağabeysi ile eşin ölümünden “dört ay on gün” sonra evlenebilir.
Bir kadının kocasının ölümünden sonra en erken “dört ay on gün” sonra evlenebilmesi genel hükümdür.
Allah’ın Kur’ân’daki kesin hükmü olduğu için ölüm iddeti dediğimiz “dört ay on gün”den önce evlilik yapılamaz. Görelim:
“İçinizden ölenlerin geride bıraktığı kadın eşler, kendi kendilerine “dört ay on” gün beklerler. Bu bekleme süresi dolduğunda artık onların kendi haklarında İslami ve akli ölçülere uygun bir şekilde alacakları kararlar ve yapacaklarından dolayı size bir sorumluluk / günah yoktur. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” (Bakara 234)
Dört ay on günlük süre konulması – en doğrusunu Allah bilir – kadının hamile olup olmadığının anlaşılması ve yeni bir evlilik için gerekli ruhsal sürenin kazandırılması içindir.
Dolayısıyla kocası ölen kadın da dört ay on gün sonra bir başkası ile evlenebileceği gibi kocasının kardeşi veya ağabeysi ile de evlenebilir.
Bu evlilik Allah’ın izin verdiği bir evliliktir.
İslam, Allah’ın Hz. Adem ile koyduğu ve Hz. Muhammed’e indirdiği Kur’ân ile nihai şekline erdirdiği bir hayat düzenidir. Kıyamet’e kadar da geçerlidir.
Dünyamızın farklı coğrafyalarında ve değişik asırlarında insanlık bu tür evliliklere ihtiyaç duyabilir.
Aslında bu tür evlilikler kadınlığın onurunu korumak maddi ve manevi gereksinimlerini karşılamak içindir. Örneğin genç yaşta çocuklu dul olarak kalan ve yeni bir evlilik yapıp çocuklarını bakamayacak ve kalan işyerini işletemeyecek olan kadınlar için bu tür evlilikler makul bir çözümdür.
Kaldı ki böylesi evlilikler dini bir emir değildir. Faydalı görülüp istenirse uygulanabilecek bir izindir.
Burada yeri gelmişken benzeri bir konuya da açıklık getirelim.
Kur’ân’da iki kız kardeş ile aynı anda evlilik haram kılınmıştır. Ama kişi ölen karısının kız kardeşi veya ablası ile evlenebilir. Bir diğer anlatımla kadın ölen kız kardeşinin kocası ile evlilik yapabilir.
Evliliği yüceltip emreden ve kullanılabilecek izinleri veren Yüce Allah’ımıza hamd olsun.
ALİ RIZA DEMİRCAN
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-
YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ