islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,4002
EURO
53,3613
ALTIN
6.853,66
BIST
14.973,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
24°C
İstanbul
24°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

MÜ’MİNLERİN GÜZEL HALLERİ

MÜ’MİNLERİN GÜZEL HALLERİ
17/02/2025 09:20
A+
A-

Toplumsal hayatın barış ve huzur içinde sürmesinin en önemli şartı hak ve hukukun, adalet ve güvenliğin temin ve tesis edilmesidir. Adaletin olmadığı yerde huzur olmaz, çatışmalar vuku bulur. Adaletin tesisinde rol oynayan önemli faktörlerden biri üçüncü şahısların tanık oldukları olaylar konusunda yaptıkları şahitlik veya şehadettir.

Şanı yüce Allah, bu konuda bize bir yol haritası vermektedir:

Ki onlar, yalan şahitlikte bulunmayanlar, boş ve yararsız sözle karşılaştıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir. Onlar, kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onun üstünde sağır ve körler olarak kapanıp kalmayanlardır.” (25/Furkan, 72-73.)

İlahi murad ve maksattan ayrı “iyilik” yoktur, Mutezile bu konuda yanılıyordu, onun iddiasına göre varlıkta “kendinde iyilik” vardır, ayrıca dinin bir eylemi “iyi (hüsn)” veya “kötü (kubh)” diye vasıflandırmasına hacet yoktur, akıl neyin “iyi”, neyin “kötü” olduğunu bilebilir. Mutezilenin söz konusu hüküm cümleleri yanlıştı, zira:

a.) Allah’ın yaratmasından başka “kendinde şey” yoktur

b) Akıl, neyin “iyi”, neyin “kötü” olduğunu biliyorsa bu, Allah’ın

aa) İnsana aklı bahşetmesi,

bb) Akla bu yetiyi, hasleti vermiş olması dolayısıyladır.

Ancak deneysel olarak biliyoruz ki akıl harici faktörlerin etkisinde kalabildiğinden ve tabiatı icabı sınırlı olduğundan, akıl normlar hiyerarşisinde en üst mertebe olan vahiyle test edilmesi zarureti var.

Kur’an-ı Kerim’e göre “iyi insan”ın vasıfları mü’minin vasıflarıdır. Yukarıda aldığımız ayette mü’minlerin zikredilen iki vasfından biri lüzum hâsıl olduğunda şahitliklerini dosdoğru yapmaları, asla gerçeği saptırmamaları, şu veya bu şahsın haksız yere lehine veya aleyhine tanıklık yapmamalarıdır.

“Şehadet-i zor” başkasının aleyhinde yalan yere şahitlik yapmaya denir. Yalancı şahitlik iftira olduğu gibi, hak ve hukukun ihlali, zulüm ve adaletsizliğin karşılıksız kalmasına sebep olur, toplumsal ilişkileri zedeleyen en önemli amellerden biri budur. Hz. Peygamber (s.a.), büyük günahlardan söz ederken “büyüğün de büyüğü üç günah” olarak “Allah’a ortak koşmak (şirk), anne-babaya asi olmak (aiku’l valideyn) ve yalancı şahitlikte (şehadet-i zor) bulunmaktır” demiştir (Buhari, Şehadet, 10; Müslim, İman, 143).

Mü’minlerin diğer vasfı boş ve yararsız sözlerle, malayani şeylerle vakit tüketmemeleridir. Bu türden lafların bolca konuşulduğu meclisleri usulüne uygun terketmek gerekir. Bize verilen ömür sınırlı, nefesler sayılıdır. Bunca değerli hazineleri boş işler ve şeylerle tüketmek büyük gaflettir (bkz. 23/Mü’minun, 3). Saatlerce futbol takımları ve maçlarla ilgili konuşmak, tv.deki tartışmaları izlemek gerçekten büyük bir kayıptır.

İnsanları yanıltan önemli amillerden biri gaflet veya gaflete düşmeleridir. Gaflet, devenin uçurumun kenarındaki bir ot tutamının cazibesine kapılıp ona yönelmesidir ki, onu bekleyen tehlikenin farkında/şuurunda olmayan devenin uçuruma yuvarlanması an meselesidir. Dünya hayatının zevkleri mesela  makam, şöhret, şehvet, servet, hükmetme tutkusu  vs. şeyler insanı gaflete sürükler. 73. ayette “kendilerine Rablerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman, onun üstünde sağır ve körler olarak kapanıp kalmayanlardır”da geçen “yahirru”dan “harra”, bir meseleyi görmede dikkatsiz, özensiz veya isteksiz anlamına gelir. “Umyanen” kelimesi de “amiye” fiil kökünden türetilmiştir. Bu anlaşılmaz olma anlamına gelir. Kur’an gibi bir vahiy kitabını anlama konusunda isteksiz davranan, ilgisiz, aldırışsız davranan insanlar vardır. Bunlar hakikatte ya Kur’an’ın gerçekten vahiy olduğuna  inanmıyorlar veya derin bir gaflet uykusunda olduklarından yeterince önemsemiyorlar. Bu insanlardaki dikkat eksikliği büyük ölçüde Kur’an’ı kendisiyle ilgili genel kültür düzeyinde bilgi veya malumatı algılamakla ilgilidir.

İnsanları Kur’an üzerinde yeterince dikkat sarfetmekten alıkoyan faktörlerden biri de, salih amelin onların nefislerine ağır gelmesidir. Kur’an’ı ıskalamadan, okunduğunda ayetler üzerinde derinlemesine tefekkür etmenin egzersizi namazdır. Kişi namazda zihnini okuduğu ayetler ve dualar üzerine teksif etme başarısını gösterebilse, Kur’an okuduğunda da okudukları üzerinde tefekkür etmeyi öğrenir. Kur’an-ı Kerim okumak elbette sevaptır lakin Kur’an’ı sıkça okumanın maksadı ilahi mesajı anlamak ve yaşamaya çalışmaktır.

Mü’minin, dolayısıyla iyi insanın vasıflarını belirten söz konusu ayetlerde “yalancı şahitlik”, seçilmiş bir su-i ameldir. Diğer bütün kötü, çirkin, yanlış, batıl ve zararlı tutumları (münkerleri) simgeler. Boş ve yararsız söz de oyalayıcıdır. “Hoşça vakit” geçirmeye yarar ama aslında değerli zamanı boş yere tüketir.

Kur’an üzerinde tefekkür etmek, salih ameli gerektirir. (Bkz. 8/Enfal, 2; 19/Meryem, 58.) Hz. Peygamber (s.a.) “Din nasihattır” buyurmuştur. “Kimin için?” diye sorulduğunda şöyle demiştir: “Allah, Kitabı, Elçisi, mü’minlerin yöneticileri ve bütün Müslümanlar için!” (Buhari, İman, 42.) Kelime manasıyla nasihat süzme baldır, din de hayatın özüdür.

ALİ BULAÇ

MİRATHABER.COM  -YOUTUBE- 

 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.