
Birçok anlamda kullanılan temsil kelimesi, birinin veya bir topluluğun adına hareket etme anlamını da ifade etmektedir. Temsilcilik ise, bu görevi yerine getirme yani hak ve görev bakımından birinin veya bir topluluğun adına davranma görevi demektir. Bu görevi yerine getirenlerin makamına da temsilcilik denmektedir. Temsilci ise, bu görevi icra eden/yapan kişidir. Böyle bir görevin yerine getirilmesi olayına temsiliyyet diye biliriz.
Sosyal varlıklar olan insanlar, tarih boyunca kendilerini idare edecek temsilcileri aralarından seçmişler ve seçilen temsilciler tarafından idare edilmişlerdir. Yüce Allah da insanları hidayete, hakka ve doğruya yönlendirmekle görevlendireceği peygamberleri, kendi toplumlarının içinden seçmiştir. Bununla beraber Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde insanların Allah’a, peygambere ve kendi içlerinden seçtikleri yöneticilere itaat etmelerini emretmektedir:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَأَطِيعُواْ الرَّسُولَ وَأُوْلِي الأَمْرِ مِنكُمْ فَإِن تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللّهِ وَالرَّسُولِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ ذَلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلاً
“Ey İnananlar! Allah’a itaat edin, peygambere ve içinizden seçtiğiniz yöneticilerinize itaat edin. Eğer herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, Allah’a ve ahiret gününe inanmışsanız, onu/o problemi Allah’a ve peygambere götürün/Kur’an ve sünnete göre çözün. Bu, sonuç bakımından daha hayırlı ve daha güzeldir.”[1]
Dikkat edilirse bu ayette Allah’a, peygambere ve içinizden seçtiğiniz, sizi temsil eden yöneticilerinize, itaat edin dendikten sonra, yaşanacak problemlerin yine Kur’an ve sünnet ölçüleri dâhilinde çözme emredilmekte ve en hayırlı yolun da bu yol olduğu haber verilmektedir. Hz. Muhammed (sav.) ona göre her kabilenin temsilcilerini huzuruna kabul ederek onları yönetmiştir. Her inançtan ve etnik kökenden olan toplumların temsilcileri, Medine Sözleşmesinde kendilerini temsil etmişlerdir. Allah, tüm âlemlerin rabbidir. Her toplumun yönetimde kendilerini temsil etme hak hürriyeti vardır. Bu durum, Kur’an’ın çeşitli ayetlerinde dile getirilmektedir. Hz. Muhammed (sav.) de bunu uygulamıştır. Ona göre her toplumun muhtarlık, belediye başkanlığı, il ve ilçe yönetiminde kendi temsilcilerini seçme hakları vardır. Bundan daha doğrusu yoktur. Bu uygulama Müslümanlar arasında uygulanmamaya başlandığından itibaren, iç savaşlar başlamıştır.
SONUÇ
Netice olarak bugün için Müslümanlar arasında insanların temsiliyyet konusunda kendi yöneticilerini seçme hakkı tanınmadığı ve iradelerine engel konulduğu için, İslam âlemi kan gölüne dönmüştür. İki milyara yakın bir nüfusa sahip olan sözde Müslümanlar, birkaç milyonluk bir nüfusa sahip olan İsrail’in karşısında perişandır. Allah Müslümanların düşmanı değildir. Müslüman geçinenlerin kendilerini sorgulamaları gerekmektedir. İnsanların iradeleri kutsaldır, engel olunamaz.
Herkese selam, saygı ve hürmetler!
NURETTİN TURGAY
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-
YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ
[1] en-Nisa 4/59.