islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
18,8165
EURO
20,4594
ALTIN
1.167,56
BIST
4.976,55
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
7°C
İstanbul
7°C
Az Bulutlu
Çarşamba Açık
10°C
Perşembe Çok Bulutlu
7°C
Cuma Hafif Yağmurlu
7°C
Cumartesi Çok Bulutlu
3°C

Diktatörler nasıl zengin olur? Adolf Hitler örneği

Diktatörler nasıl zengin olur? Adolf Hitler örneği

Diktatörler, hukuk kaidelerini açıkça ve bilinçli olarak ihlal eden, yönetilenleri hemen her alanda baskı altında tutan, kişilerin hürriyetlerini sınırlayan, diğer taraftan cebri yöntemlerle kendi resmi ideolojilerinin ilkelerinin uygulanmasını zorlayan despotik liderlerdir. Siz onlara müstekbirler de diyebilirsiniz. Diktatörlerin bir özelliği de, kendileri dışında hiç kimseye hesap vermek mecburiyetinde olmadıklarını düşündükleri için, genelde maddî yönden de güçlü olmalarıdır. Peki, diktatörler nasıl o kadar zengin olabiliyor? Örnek teşkil etmesi bakımından size Adolf Hitler’in (1889–1945) zenginliğe giden yolun serüvenini kronolojik olarak anlatacağım.

Adolf Hitler’in mal varlığını gösteren bir dosya, Bavyera Eyaletinin Devlet Arşivinde mevcuttur. Ekonomi muhabiri Wolfgang Zdral, bu dosyayı incelemiş ve Hitler’in zengin olmasına karşılık devlete hemen hiç vergi vermediğini ortaya çıkartmıştır. 1923 yılında Münih’te başlattığı Weimar Hükümetine karşı isyan ve protesto hareketi, Bavyera Eyalet polisi tarafından bastırılır. Ayaklananlar tutuklanır ve hapisle yargılanır.

Darbe teşebbüsüne katılanlar, bir siyasî yenilgiye uğrar ama Hitler bu sayede ün kazanır. Landsberg’te hapishanedeyken “Mein Kampf” (Kavgam) kitabını yazar. Bu kitap, ileriki yıllarda en çok satılan kitaplar arasına girer ve Hitler’in ilk gelir kaynağı olur. Eser, Münih’te NSDAP yani Hitler tarafından kurulan siyasî partinin günlük gazete çıkartmak düşünesiyle borçlanarak satın alınan Eher-Matbaa ve yayınevi tarafından neşredilir. Bir yıl sonra 120 bin Mark olan bu borç, Hitler tarafından bir hamle ile kapatılır. Çünkü bu zaman zarfında Mark, yüksek enflasyon sebebiyle değer kaybettiğinden dolayı borcunu kapatmak için, sadece 666 Dolar yeterli gelir. Peki, dolarları nereden ve nasıl temin ediyordu Hitler?

Dolar Zengini Olan Irkçı Bir Siyasetçi

Hitler, dolarları bağış yoluyla elde edebilmiştir. Bağış aldığı kişilerin başında Hitler üzerinden şahsî siyasî ve iktisadî emeller güden antisemit yani Yahudi düşmanlığı ile bilinen ABD araba kralı Henry Ford gelir. Ford, Hitler’in ırkçı ideolojisini benimsediği gibi Hitler’in iktidara gelmesini sağlayarak, Almanya’da kolayca Pazar oluşturmak niyetindeydi. ABD basınında, 1920’li yıllarda bu yönde haberler yayınlamış ve Hitler de uluslararası boyutuyla kabul gören bir siyasetçi kimliğini elde edebilmiştir.

Hitler, elde ettiği değerli Dolarla Eher-Matbaa limitet şirketinin tek sahibi olur ve şirketin bütün gelirleri Hitler’in cebine girer. Diğer taraftan içerden de maddî destek görüyordu Hitler. Mesela Almanya’nın en ünlü piyano imalatçısının eşi Helene Bechstein, Hitler’e mücevher gibi yüksek miktarlarda aynî yardımda bulunmuştur. Partiye yapılan bu maddî bağışlar, ekonomik kriz dönemlerinde özellikle kredi kullanımı için, bankalar için çok değerli bir teminattı.

Parti kasası ile Hitler’in şahsî hesabı, çoğu zaman birbirine girmişti. Ne de olsa bağışlar, bohem hayatını sevmesine rağmen Hitler sayesinde elde edilmekteydi. Onun için Hitler, partinin paralarını istediği gibi kullanma yetkisine sahipti ve bu gibi durumlarda muhasebe işlemlerinde “reklam için özel giderler” hanesine kaydedilirdi. Daha 1925 yılında bile Hitler, “Münih’in Kralı” olarak bilinirdi. 20 bin Mark değerinde dönemin en lüks Mercedes arabasına binmekteydi, özel şoförü ve sekreteri ile yer altından temin ettiği kara paralarla propaganda faaliyetlerini sürdürmekteydi.

Her Türlü Vergi Ödemekten Muaf Tutulan Bir Diktatör

1925 yılında Bavyera Maliye Bakanlığı, ilk kez gelir ve mal varlığını inceler. Fakat Hitler, kendisinin yoksul bir yazar olduğunu iddia eder ve yalan beyanlarla gelirini, elde ettiğinin ancak onda birini gösterir ve böylece vergi ödemekten kaçar. Halbuki 1925 yılı için toplam brüt geliri 20 Bin Mark’tır. Bu yıllık gelir, Weimar Devletinin şansölyesinin elde ettiği maaş kadardır.

1929 yılında dünya ve Almanya, ekonomik kriz yaşarken, Hitlerin yıllık geliri resmen 50 Bin Marka çıkar. Şansölye olduğu 1933 yılında vergi kayıtlarına göre yıllık geliri 1,2 milyon Mark’tır. En büyük gelirini, 12 Marka satılan kitabından elde eder. 1933 yılında kitap satış sayısı, 900 bini bulur. Eher-Matbaanın sahibi olarak sadece kitap satışlarından bile yüzde 10 telif ücreti alır.

Vogt isminde bir maliye müfettişi, 1934 yılında Hitler’in gelir kalemlerini inceler, gelirini fazlasıyla eksik gösterdiğini ve maliyeye toplam olarak 400 Bin Mark borçlu olduğunu tespit eder. O zamana kadar multi-milyoner olmuş olduğu anlaşılan Şansölye Hitler, maliyenin bu talebinden hiç memnun olmaz ve Maliye Bakanlığından kendine yakın bir müsteşarını devreye sokarak, hem dosyanın kapatılmasını, hem de bundan böyle vergi beyannamesinden muaf tutulmasını sağlar.

Vergi ödemekten muaf tutulan Hitler, sanayinin gelişimi ile birlikte daha da zenginleşir. Alp dağlarına yakın Berchtesgaden’de bir villa satın alır, bunu kendi imkânlarıyla “Berghof” (Dağ Çiftliği) ismini verdiği 30 odalık bir saraya dönüştürür ve ilave olarak sarayın etrafındaki arsaları satın alır (7 Milyon Mark değerinde 10 kilometrekarelik arsa). Bütün bu işlemleri, Hitler’in sekreteri Martin Bormann halleder.

Kaynak, büyük işletmelerin yıllık gelirlerinden “Alman Sanayiinden Adolf Hitler’e Bağış” fonuna yatırmak zorunda oldukları yüzde 0,5’den elde edilen gelirden sağlanır. Böylece Hitler, 12 yıllık iktidar döneminde 700 Milyon Mark özel gelir elde edebilir ve tatil yeri olan Obersalzberg’te bütün hayallerini gerçekleştirebilir. Devlet işlerinin büyük bir kısmını Berlin’den ziyade burada yürütür.

Sefahatin Sonu

1945 yılında işgalci Amerikan askerleri, Hitler’in Obersalzberg’teki sarayını yerle bir eder ve bütün özel mülklerine el koyar. 3 yıl sonra Münih Eyalet Mahkemesi, Hitler’in son ikamet yeri olarak burası gösterildiği için, Hitler’in özel mülkiyetinin sahibinin Bavyera Eyaletine geçtiğine karar verir. Bavyera Maliye Bakanlığı da savaş sonrasında yaptığı bir araştırma ile Hitler’in bankalardaki özel hesaplarındaki para miktarının 10 Milyon Mark olduğunu tespit eder. Bugünün alım gücüyle bu para, takribi olarak 40 Milyon AVRO eder.

Bu paranın üçte ikisi, Hitler’in kitap satışlarından meydana gelmiştir. 1945 yılına kadar 10 milyon adet satılmıştır. Bu kadar büyük satış meydana gelmesinin bir sebebi de örneğin belediyeler, bu kitabı zorunlu olarak satın alarak, nikâhlarını kıydıkları çiftlere hediye etmekteydi.

1948 yılında yapılan para reformu ile eski Alman Markı değer kaybına uğradı ve Hitler’in 10 Milyon Markı, 600 Bin DM olarak belirlendi ve Bavyera Eyaletinin kasasına geçti. Hitler, Berlin’de saklandığı sığınakta intihar etmeden önce bir vasiyetname hazırlar. Buna göre özel mülkiyetini, varlığını devam etmesi halinde partisine, değilse kurduğu devletine bağışladığını ilan eder. En sonunda “Eğer devletim de elden giderse artık benim kararım geçersizdir” der. Binaenaleyh, Hitler’in ırkçı rejime dayanan devleti son bulur ve vasiyetnamesi yerine getirilmez, çünkü ölümüyle birlikte hükümranlığı da tarihe karıştığı gibi, Alman devleti ikiye bölünür.

İşte siyasî konumunun getirdiği avantajları kontrolsüz güce dönüştürerek, gayri meşru yollardan elde edilen haram paralarla zengin olan ve/fakat bir türlü huzur bulamayan diktatörlerin son hali budur. Diğer diktatörlerin durumları, yöntem ve sonuçları açısından kıyaslamalı olarak incelendiğinde bundan pek de farklı olmadığı anlaşılacaktır.

Prof. Dr. Ali SEYYAR

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.