
Kelime olarak barış, genel anlamda düşmanlığın olmaması anlamında kabul edilen bir kavramdır. Diğer bir ifade ile barış, kötülükten, kavgalardan, savaşlardan kurtuluş, uyum, birlik, bütünlük, sükûnet, sessizlik, huzur içinde yaşamak demektir. Daha çok bir şiddet ve savaş halinin ya da tehdidinin olmamasını ifade eden barış, tıpkı karşıtı olan savaş gibi tarihin en eski kavramlarından biridir. Tüm düşmanlıkların sona ermesi mesajını veren barış kavramı ile sadece saldırgan durumların ortadan kaldırılması değil, aynı zamanda düşünce ve yaklaşım olarak da barışı kabul etmeyi gerektirmektedir. Bu bağlamda toplumu bir arada tutan unsurlar, gelenek ve görenekler, örf ve adetler, dini inançlar, kültür farklılıklarına olan saygı, hoşgörü, adalet, vicdan ve özgürlüktür. Barış ve huzurun tesis edilmesi, toplum dinamiklerinin birbirine olan sevgisi, saygısı, hoşgörüsü, adalet ilkesi ile sağlanmaktadır.
Dünya genelinde hemen hemen tüm egemen siyasi güçler, onlara karşı özgürlük ve demokrasi mücadelesinde bulunduğunu iddia eden hareket mensupları, dini hareketler, sivil toplum kuruluşları ve benzerleri, barış kavramını ağızlarından düşürmemektedirler. Netice olarak her zaman için “Ayinesin iştir söze bakılmaz” ifadesini göz önünde bulundurmak gerekir.
Türevleri ile birlikte Kur’ân-ı Kerim’de 157 defa geçen[1] “İslâm” kelimesi, sadece “BARIŞ” demektir. Çeşitli ayetlerde gerçek, geçerli ve makbul dinin “İslâm” yani barış olduğu anlatılmaktadır.
Yüce Allah dünyaya tek bir din göndermiştir. O dinin de adı “İslâm” yani barıştır. İlk peygamber Hz. Âdem’in (as.) getirdiği din ile son peygamber Hz. Muhammed’in (sav.) getirdiği din, özde aynı, aynı davette ve aynı vahiydir. Sadece zamanın geçmesiyle Yüce Allah şartlara göre yeni ilaveler ve yeni açıklamalar göndermiştir. Dolayısıyla Hz. Âdem’den (as.) son peygamber Hz. Muhammed’e (sav.) kadar ilahi vahiy geleneği bu şekilde süre gelmiş ve “İslâm” adı ile noktalanmıştır.”[2]
Tüm peygamberlerin ve tüm kutsal kitapların ana hedefinde istisnasız tüm inşalar için eşit düzeyde hak, hukuk, adalet ve emanet ilkelerine riayet etme vardır. Allah, tüm âlemlerin Rabbidir, herkes için eşit düzeyde Rahmandır, Rahimdir. Allah, kulları arasında ayırım yapmaz ve ayırım yapmayı asla kabul etmez.
SONUÇ
İslam, barıştır. Barış, İslam’dır. Bir yerde barışın sağlanması için, orada yaşayan tüm insanların tabii haklarının eşit düzeyde korunması, hak, hukuk ve adalet konusunda insanlar arasında asla ayırımın yapılmaması gerekmektedir. Her insanın bu konularda kendini güven içerisinde hissetmesi gerekmektedir. Tüm dünya insanlarının barışa ihtiyacı vardır. Ona göre tüm dünya insanlarının Kur’an ilkelerine dayanan “İslam’a ihtiyacı vardır. Çünkü evrensel olan Kur’an, tüm insanların maddi manevi alanda toplumsal uzlaşı ve barış içerisinde yaşamasını hedeflemektedir.
Dünya barışının önündeki en büyük engel, insan hakları açısından Kur’an ilkelerine uygun hareket etmeyen, ama MÜSLÜMAN geçinen insanlardır.
Diyanet İşleri eski başkanlarından Ali Bardakoğlu: “İslam dini, Müslümanlar yüzünden mahcup durumundadır.”[3]
Şu ayet meali, ne güzel mesajlar vermektedir:
“İyilik ve takva/dürüstlük konusunda birbirinizle yardımlaşın. Fakat günah işleme ve düşmanlık yapma konusunda birbirinizle yardımlaşmayın.” (el-Mâide 5/2).
İstisnasız tüm insanlar için eşit düzeyde yaşanacak barış duygularıyla herkese selam, saygı ve hürmetlerimi sunuyorum.
NURETTİN TURGAY
İSLAMİ HABER ‘MİRAT’ -YOUTUBE-
YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ
Anahtar Kelimeler: Barış, İslam, Kuran, sünnet, insan.
[1] Abdulbaki, Muhammed Fuad, “selime”, el-Mu’cemu’l-Mufehres li Elfâzi’l-Kur’âni’l-Kerîm, Dâru İhyâi’t-Turâsi’l-Arabî, Beyrut tsz. s. 355 vd.
[2] Bardakoğlu, Ali, İslâm Işığında Müslümanlığımızla Yüzleşme, KURMER, İstanbul 2017, s. 18.
[3] Ali Bardakoğlu, İslam Işığında Müslümanlığımızla Yüzleşme, Kuramer, İstanbul 2017, s. 17.