islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,1847
EURO
52,8022
ALTIN
6.674,07
BIST
14.311,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
17°C
İstanbul
17°C
Az Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
11°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Hafif Yağmurlu
13°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
15°C

TARİKATLAR/CEMAATLER İSLAMİ DEĞİL AMA DEMOKRATİK KURUMLARDIR

TARİKATLAR/CEMAATLER İSLAMİ DEĞİL AMA DEMOKRATİK KURUMLARDIR
A+
A-

Ülkemiz Laiklerin Çiftliği Değildir

TARİKATLAR/CEMAATLER  İSLAMÎ DEĞİL AMA DEMOKRATİK KURUMLARDIR

 

Türkiye’de Kur’ân ve Sünnet İslam’ının önündeki en büyük engellerden biri de tarikatlardır; İslamî olduğunu savunan Süleymancılar benzeri cemaatlerdir. Çünkü bunların  hiç birisinde Diyanet’te olduğu gibi  bir İslam Toplumu inşa etme bilgisi, bilinci ve projesi yoktur. İçlerinde samimi Müslümanlar var ise de İslam’ı dışlayan laik sistemle problemi olanlar yok gibidir. Oysaki yaşadığı dönemin Küfür ve Nifak hareketleri ve karşıt devrimleri ile mücadelesi olmayan kişiler İslamî lman’larını bile koruyamazlar.

Gel de bu imani hakikati anlatmaya çalış. Anlatmak istedikçe de karşıt bellenir ve yerilirsin.

İSLAM’I GEÇTİK

İslâm’ı geçtik tarikatlarda ve cemaatlerde  demokratik karşıt tavır da yoktur. Tüm siyasi partilerde de olduğu gibi körü körüne bir itaat kültürü vardır. Oysaki biricik önderimiz Peygamberimiz Hz. Muhammed’in  ifadesiyle: “Yaratana isyan hususunda kullara itaat  edilmez.” Allah şanını artırsın Ona itaat bile Maruf (İslamî, aklî ve ilmî olmak)  ile şartlıdır. (Bak Mümtehine 12)

Hatalar, Şeyhin/Başkanın bildiği bir hikmeti vardır denilerek geçiştirilemez.

OKUDUKLARI  KUR’ÂNIN TERBİYE USULLERİN BİLMEZLER

Tarikatlarde-Cemaatlerde cehalet sebebiyle Kur’ân’ın terbiye metodu olan Tezkiyetü’l-Enfüs ve Zühd uygulanamadığı için ön planda  muhlisler az, muhterisler çoktur.

Hele hele mevcut Şeyhin/Başkanın  ölümünden sonra, toplanan birikimleri, oluşturulan ticari ve kültürel kurumları, müritler/bağlılar üzerindeki egemenliği  paylaşım kavgaları  sürüp gider.  

Menzil’de, İsmailağa’da,  kısmen Erenköy’de, Süleymancılar ve bilmem kaç parçaya ayrılmış Nur şakirtlerimizde izlenen trajedi budur.

Tarikatlar, Süleymancılar ve bazı Nur cemaatleri benzeri cemaatler  sanılanın aksine uzaktan da olsa Devlet kontrolü ve etkisi altındadırlar. Olumlu veya olumsuz görebilirsiniz ama Devlet olmanın gereği de budur.

Cübbeli örneğinde görüldüğü üzere bazen görünmez bir elin ! desteğiyle merkez medyada  saatlerce ve de yıllarca  konuşturma  ortamı hazırlanarak bir yerlere yol açılmak ve İslam takbih edilmek istenir. Bu da ayrı bir fasıl.

BİRBİRLERİNİ İHBAR EDERLER

Bunlar aşağıda haberde görüleceği üzere birbirlerinin yanlışları ve yolsuzluklarını açığa vururlar. Aynı suçlamaları İsmailağa’da ve diğerlerinde de görmüştük.

Güncel Haber:

{ Menzil’de miras kavgası büyüyor: ‘Toplanan paralar nerede’… ‘Rakamı söylesem diliniz tutulur’

Menzil tarikatında Abdülbaki Erol’un 2023’te ölümünün ardından başlayan miras kavgası devam ediyor. (Baş varis) Muhammed Saki Erol, cemaatin üniversite kurmasıyla ilgili kardeşlerine yönelik “Topladığınız paralar nereye gitti… Buranın rakamını söylersem diliniz tutulur” ifadelerini kullandı. }

Bunların suistimallerinin yetkili ve etkili kurumlarca  engellenmeyip kontrollü bir şekilde medya eliyle  toplum gündemine taşınmalarının ana sebebi İslam’ı darbelemektir ve bu durum, büyük bir planın parçasıdır.

Bunları izleyen kişiler İslam’a yönelebilir mi?

Hulasa  Ülkemizde tarikatlar/cemaatler İslami kurumlar değil demokratik örgütlerdir. Çünkü  İslam olmak için dedeler-nineler gibi yalnızca namaz kılıp oruç tutmak yetmez. Kendimizi kandırmayalım.

SİVİL ÖRGÜTLER GİBİDİRLER

Faydasız spor kulüpleri, muhbir Atatürkçü düşünce dernekleri ve yıkıcı  LGBT örgütleri ne ise bunlar da öylesi  sivil toplum örgütleridir. Anılanlardan farklı olarak kısmi faydaları elbette vardır. Mesela  içkide ve kumarda görüldüğü üzere küçük faydaları vardır  ama bu da meşrulaştırılıp helâlleştirmeye yetmiyor. (Bak. Bakara 219)

Bu sebeple tarikatlar İslam adına eleştirilebilir ama demokrasi ve laiklik adına   yerilemezler.

REHA MUHTAR PROGRAMI

2000’li yıllarda katıldığım bir Reha Muhtar programında şöyle demiştim:

“ Bizler İslâm adına haklı olarak şahıs güdümlü tarikatleri ve cemaatleri eleştirebiliriz. Eleştiriyoruz da. Ancak bu gruplar demokratik laiklik adına eleştirilemezler. Çünkü bunlar bir tür sivil örgütlerdir. Müritleri  özgür iradeleriyle bağlılık göstermektedirler. Siyasete ağırlık koymak istemeleri ve kendilerini savunmak ve menfaatlerini korumak üzere bazı bağlılarını parti kontenjanlarından milletvekili seçtirmek istemeleri doğaldır. Demokrasi, hiçbir grubun tekelinde bırakılamaz. “

ÖZE KARŞITLIĞIMIZ YOK

Bu konuşmamız ilgi çekmişti. Aradan 23 yıl geçti. Bugün de aynı konuşmayı yapabilirim.  Çünkü bizim Kur’ân ve Sünnet’in Tezkiyetü’l- Enfüs  ve Zühd  dediği İslami çizgide ahireti dünyaya tercih olan terbiye yoluna karşıtlığımız yok, bilakis fiili teslimiyetimiz vardır.

LAİK TAĞUTLAR DA ANLIYAMIYOR

Hulâsa tarikatların/cemaatlerin jakoben yani baskıcı ve ötekileştirerek dışlayıcı laiklikle bile çatışacak İslamî bilgileri, bilinçleri ve talepleri yoktur. Bunun içindir ki tarikatlar ve cemaatlerin  pek çoğu İslâm’ın değil, demokratik laikliğin vazgeçemeyeceği  kurumlardır. İslami olmadıkları için de var kılınmakta ve de korunmaktadırlar.

Bazı laik Tağutlar bir çok şey gibi bunu da anlayamamış olsalar da.

Sözü Rabbimize bırakalım:

“İnsanlardan öyleleri de var ki, laik bir mantıkla İslam’ın  toplumsal hayata yönelik yasalarını terk ederek Allah’a  kıyısından kenarından kulluk eder. Öyle ki,  bir başarıya erse / bir dünyalığa kavuşsa onunla huzur bulur, fakat baskı, sürgün, fakirlik, hastalık, başarısızlık gibi bir imtihanla yüz yüze gelecek olsa, hemen gerisin geriye dönerek Allah’a ve Onun toplumsal hayta ilişkin  yasalarına bağlılığı terk eder. Böyle bir insan hem dünyayı hem de âhireti kaybetmiş demektir ki, işte en büyük felâket de budur” (Hac 11)

ALİ RIZA DEMİRCAN

 

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.