islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,0661
EURO
52,9430
ALTIN
6.665,07
BIST
14.329,34
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
18°C
İstanbul
18°C
Çok Bulutlu
Perşembe Çok Bulutlu
16°C
Cuma Hafif Yağmurlu
11°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
14°C
Pazar Hafif Yağmurlu
14°C

SUÇLAR, NEDEN GİTTİKÇE ARTIYOR?

SUÇLAR, NEDEN GİTTİKÇE ARTIYOR?
13/10/2025 09:00
A+
A-

Dünyayı, büyük ölçüde ilgilendiren konuların başında suç ve suçluluk gelmektedir. İnsanlık, belki de tarihinde en fazla suç olayı ile karşı karşıya kalmayı, modern ve seküler dönemde gördü. Dolayısıyla, insanın modernleşmesi; bir manada suçu daha yoğun bir hale getirmektedir. Çünkü modern olmak, hiçbir ahlaki ve sosyal kural tanımamaktır.

Suç ve İnsan:

Suç, insanın bir manada kendi fıtratından (doğuş özellikleri) uzaklaşmasıyla başlamaktadır. Çünkü insan, İslam dinine göre; doğduğunda, değiştirilmiş Hristiyan  inancının tersine, günahsız ve tertemiz bir şekilde dünyaya gelmektedir.  Küçük çocukların tutum ve davranışlarına baktığımızda, bunu çok açık bir şekilde görebilmekteyiz.  Maalesef çocuk, ailesi ve çevresinin durumuna göre, çeşitli ahlak ve gelenek dışı tutum ve davranışların etkisiyle acımasız, saldırgan ve suçlu bir kişilik kazanmaktadır.

İlahi dinler, insanın karakter olarak temiz ve saflığını muhafaza etmesini hedeflerken; bazı felsefi, ideolojik veye siyasi sistemler, insanı yönlendirmek suretiyle onda karakter ve tutum değişikliğini sağlayarak, onu bir alet gibi kullanmaya çalışmışlardır. Bu konuda “insan kaynaklı” görüşlerin, çoğunlukla mücadele, çatışma ve saldırma gibi eylemlere insanı yönlendirdiğini görebilmekteyiz.

İnsanın, meleki ve hayvani gibi iki temel özelliği olduğunu, uzun yıllardan beri doğu ve batı ilim adamları tarafından dile getirilmiştir. İlahi dinler, insanın bu iki varlık arasında, kendi iradesiyle iyi veya kötüyü tercih edebilecek kabiliyette olduğunu açıklamışlardır. İnsanın iradesi ise, kendisine faydalı olabilecek tutumları öngörmesine rağmen, çeşitli ideolojik, felsefi ve siyasi tutumlar, insanı; belirli kişi ve görüşlerin delice benimsenmesine veya müdafa edilmesine yönlendirmişlerdir. Ayrıca, hedonizm gibi zevkçi eğilimler; cinsiyetçi akımlar veya insanın kendi keyfine göre yaşamasını iddia eden baz yaşama felsefeleri, insanları çeşitli duygusal yönlerinden yakalayarak, sorumsuz bir hayatı yaşatmaya çalışmaktadırlar.

Suç Sosyolojisi ve Sistemler:

Tarih boyunca insana yönelik iki önemli akımın olduğunu görüyoruz. Birincisi, insanı olduğundan fazla yücelten Liberal/Ferdiyetçi anlayış ve doktrinler. Diğeri ise, insanı belli ideoloji ve toplumcu anlayışlara bağımlı ve itaatkar hale getiren ideolojik ve siyasi sistemler.

Bazı farklılıklar taşısa da, aşağı yukarı insanlık, bu iki aşırı uç arasında gidip gelmektedir. Otoriter, Sosyalist  ve devletçi sistemler ile, insanı belli iktisadi ve siyasi grupların uydusu haline getiren bu iki güç, onu kullanmak ve ondan istifade etmek için yarış halinde olmuşlardır.  Bu iki anlayış ta, insanı yüceltici, kendine ve topluma faydalı hale getirici herhangi bir ideal ve değer vermeksizin, toplumları kendi menfaati istikametinde kullanmışlardır. Böylece insan, duygu ve enerjisi ile sömürülen bir varlık haline getirilmiştir.

Son yıllarda ise, medya kanalları ile, gerek ideolojiler ve gerekse tüketim merkezli sistemler, insanı; ahlak ve kültürel niteliklerinden uzaklaştırarak, birçok yönüyle “kullanılan bir malzeme” haline getirmişlerdir.

İnsan, bu sistemler yoluyla, eğitilen, değer yüklenen ve başkalarıyla iyi ilişkiler kuran bir varlık değil; bu iki farklı sistemin hedeflerini gerçekleştirmeye yarayan, “kontrollü varlıklar” haline getirilmeye çalışılmıştır. Veya, medya ve sosyal medya ile, sadece ihtiyaçları ile yaşayan, maddi, estetik ve cinsi ihtiyaçlarını tatmin eden, “bedeni ile yaşayan” insan dışı bir varlık haline getirilmiştir.

Elbette ki böyle, dışarıdan yönlendirilen; karakter, ahlak ve sorumluluk gibi kavramlardan uzaklaştırılan, iktisadi, siyasi ve zevk merkezli hayat içinde yaşayan insanın, sosyalleşme ve başkalarıyla güzel amaçları paylaşma gibi bir hedefi olmayacak; kendi egosu, ihtirasları, zevkleri ve ideal olarak benimsediği ideolojileri için hareket eden bir varlık olacaktır.  Sonuç olarak da, suça müsait ve her türlü hak ve kuralları, kendi amaçları için kullanacak bir “suçlu” haline gelecektir.

Burada suçu, mutlaka başkalarına fiili tecavüz ve saldırı şeklinde anlamayalım. Suç, doğruların ve değerlerin ihlalidir!.. Yani, iyi olan ve herkes için gerekli  ve hayati olan kural ve yaşayış sistemine karşı çıkmaktır. Zaten, böyle bir psikoloji içine giren insanlar, “potansiyel suçlu” durumuna düşmüş, her imkan bulduklarında da bu suç mantığını, uygulamaya geçirebilecek karaktere ulaşmışlardır.

İlahi dinlerin ve ahlak sistemlerinin dışında, insanı hür ve serbest bir şekilde yaşamasını öngören demokratik ve liberal sistemler ile  otoriter sistemler, suçun insan ruhuna ve eylemlerine yerleşmesinden sorumludurlar.  Ayrıca, bu güdümlü ve insan dışı anlayış ve kuralları, kendi ülkesinde rahatça gelişmesine göz yuman, iktidarlar da bu suça ortak olmaktadırlar.

Prof. Dr. Sami Şener

İSLAMİ HABER “MİRAT”  -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar
  1. Samet Toksöz dedi ki:

    Yine harika bir tespit ve kurtuluş reçetesi sunmuş kıymetli hocam. Elinize, emeğinize ve kaleminize sağlık..! Mirat Haber’e teşekkürler..!