islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,1830
EURO
50,8165
ALTIN
7.104,55
BIST
12.970,02
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
11°C
İstanbul
11°C
Az Bulutlu
Salı Az Bulutlu
12°C
Çarşamba Çok Bulutlu
10°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
9°C
Cuma Yağmurlu
9°C

Yüzyıllık Kuşatma ve Kimlik Deformasyonu

Yüzyıllık Kuşatma ve Kimlik Deformasyonu
07/12/2025 05:00
A+
A-

Yüzyıllık Kuşatma ve Kimlik Deformasyonu

Yüzyıldır sahada olup bitenleri sadece siyasi ya da ekonomik okumalarla izah etmeye çalışanlar, meselenin mahiyetini kavrayamadılar. Bu topraklarda sınırlar değişti, rejimler değişti, güç merkezleri değişti; fakat zihni kuşatma hiç değişmedi. Çünkü öncelikli hedef aklı ve kalbi işgal idi.

Bir ülkeyi işgal etmek istiyorsan, önce dilini, kültürünü ve eğitim sistemini işgal edersin.
Bugün yaşadığımız tam da budur.

Müslümanlar, Allah’ın kendilerine lütfettiği İslam medeniyet tasavvurunu terk edip başkalarının kültürlerine meyletmeye başladılar.

Bakınız etrafa:
Müslümanlar kendi kültürüne mesafeli, başkasının kültürüne ise hayran. Bu dönüşüm kendiliğinden mi olmuştur? Elbette hayır. Tarihî arka planı olan çok ciddi bir mühendislik faaliyeti söz konusudur.. Bugün birçok Müslüman izzeti;

– ideolojilerin masasında,
– sistemlerin rafında,
– küresel güçlerin kapılarında,
– modern kalıpların vitrininde arıyor.

Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“Onlar müminleri bırakıp kâfirleri dost edinen kimselerdir.
İzzeti (üstünlük ve şerefi) onların yanında mı arıyorlar?
Oysa izzet tamamıyla Allah’a aittir.” (en-Nisâ 139)

“Hâlbuki izzet yalnızca Allah’a, Resulüne ve müminlere aittir.” (el-Münâfikûn 8)

İzzet, Allah’ın indirdiği dini terk ederek değil; bilakis ona sarılarak elde edilir.

Sessiz İşgal: Kültür Emperyalizmi

Bugün “kültür emperyalizmi” olarak tanımlanan süreç, Batı’nın bilgi üretiminde tek belirleyici güç hâline gelmesini amaçlayan epistemik bir hâkimiyet projesidir. Sizi tankla-tüfekle değil; dizilerle, filmlerle, eğitimle, tüketim kalıplarıyla kuşatır. Bu, doğrudan doğruya zihin inşasıdır. Beyinlerimizi ithal formatlara göre biçimlendiriyorlar. Asıl felaket işte budur.

Bir asırdır Müslüman toplumlara şu iddia dayatılmaktadır:

“Siz din yüzünden geri kaldınız.”

Bu iddianın ne tarihsel bir karşılığı vardır ne ilmî bir temeli.
İslam’ın ilme, hikmete, adalete ve toplumsal inşaya verdiği katkılar ortadayken, bu söylemin amacı, ancak Müslümanların özgüvenini kırmaktır.

Kur’an bu tür zihinsel teslimiyete karşı insanı şöyle uyarır:

“Bir toplum kendilerindeki durumu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.” (er-Ra’d 11)

Bir toplum kendi içindeki bozukluğu düzeltmedikçe Allah onların durumunu düzeltmez.
O hâlde günahın, gafletin, kimlik kaybının olduğu yerde siyasi veya ekonomik reçete aramak beyhude…
Asıl yıkım zihinde ve kalptedir; asıl diriliş de oradan başlar.

Yani mesele ekonomi ve siyaset değil; zihnî ve kalbî istikamet meselesidir.

Bugün Müslüman toplumlara dayatılan modernleşme reçetesinin büyük bölümü, Batı’nın kendi krizlerinin bize ihraç edilmesinden ibarettir.

Tarihi unuttur, dini özel alana kapat, fıtratı boz, Batı’yı ölçü al, modernizmi yücelt, Osmanlıyı mahkûm et…
Bu mühendislik sadece kültürü değil, aklın çalışma biçimini de dönüştürdü.

Kur’an bu tabloyu şöyle haber veriyor:

“Onların çoğunu, kâfirleri dost edinmiş görürsün.” (el-Mâide 80)

Manevi Değerlerden Uzaklaşmanın Doğurduğu Boşluk

İnsanın gönlünde Allah’a nispeti zayıflayan her alan mutlaka başka bir düşünce tarafından doldurulur. Boşluk bırakmazlar.
Kültür emperyalizmi tam da bu boşluğa yerleşir.

Bugün sözde müslümanların Allah’ın hükümlerini “aşırı”, başka kültürlerin ölçüsünü “normal” görmesi işte bu boşluğun tezahürüdür.
Müslüman başkasının kültürüyle yaşayamaz. Eğer yaşarsa, eninde sonunda kimliğini kaybeder.

Kur’an da aynı gerçeği şöyle ifade eder:

“Sen onların dinine uymadıkça ne Yahudiler ne Hristiyanlar senden asla razı olmayacaklardır.
De ki: ‘Asıl doğru yol, Allah’ın gösterdiği yoldur.’
Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, Allah’tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı olur.” (el-Bakara 120)

Bu, Müslüman’a bir uyarıdır:
Allah’ı bırakıp başkasının rızasını aramak, Allah’ın rızasını terk etmektir.

Kimlik aşınmaya başladığı zaman müdahale kolaylaşır.
Müdahale kolaylaştığında, toplumun kendi eliyle kendi köklerini tahrip etmesi mümkün hâle gelir.

Bugün yaşadığımız manzara aslında hiç de sürpriz değil…
İzzeti Allah’ın katında aramak yerine, yıllardır İslam’a düşmanlık eden odakların kapısında aramaya kalkarsanız;
toplumun şuuru dağılır, istikameti şaşar, aklının direği kırılır.

Bunu söyleyince bazıları rahatsız oluyor ama gerçek bu:
İzzeti bırakıp zillete yönelen bir toplum, önce yolunu kaybeder, sonra kimliğini, en sonunda da ahiretini…

Ve bugün yaşanan tam da budur:
İslam düşmanlarının kapısında izzet (şeref ve üstünlük) arayan bir toplumun yaşayacağı kaçınılmaz şuur çöküşü gözümüzün önünde gerçekleşiyor.

Kimse kusura bakmasın;
Allah’ın katındaki izzeti bırakırsan, başkalarının sana biçtiği zillete mahkûm olursun.

Unutmayalım ki kendi köklerinden koparılan milletler, başka milletlerin laboratuvarı olur.

Çözüm şudur:

– Vahyi merkeze almak,
– Sünnet’in hayatı kuşatan yönünü ihya etmek,
– Ümmetin ilmî birikimini yeniden devreye sokmak,
– Yerlileşmiş bir bilim ve düşünce dili kurmak,
– Aklınızı dış güçlere kiraya vermemek.

Bu topraklar yüzyıllarca tevhidin, adaletin ve ilmin merkeziydi.
Bugün de olabilir.
Yeter ki Müslüman, Kur’an’a, kendi geleneğine ve kendi aklına yeniden sahip çıksın.

Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyuruyor:

«إِنَّ اللَّهَ يَرْفَعُ بِهَذَا الْكِتَابِ أَقْوَامًا، وَيَضَعُ بِهِ آخَرِينَ»

“Allah, bu Kur’an sebebiyle bazı kavimleri yükseltir; yine bu Kur’an sebebiyle bazı kavimleri alçaltır.” (Sahîh-i Müslim)

Kur’an’a sarılan, onunla amel eden toplumlar izzet bulur, yükselir.
Kur’an’ı terk eden, hükmünü arka plana atan toplumlar ise zillete düşer, alçalır.

Ve unutmayalım…

Bir toplumun çöküşü, askerî işgalden önce aklının ve kalbinin işgal edilmesiyle başlar.
Sınırları tanklar aşmadan önce, insanların şuuru aşınır, değerleri sökülür, hafızası silinir, kimliği unutturulur.

Asıl işgal dışarıdan değil; içeriden yapılır.
Düşman kapıya dayanmazdan önce zihinler teslim alınır.
İşte çöküş böyle başlar… Kültürle, dille, eğitimle, modayla, alışkanlıklarla…
Sessizce, fark ettirmeden…

Peki diriliş nereden başlar?

Toprakla değil, tepeyle değil, bütçeyle değil…
Diriliş, insanın tekrar tevhid çizgisine dönmesiyle, Allah’ın verdiği izzeti yeniden hatırlamasıyla başlar.
Ve elbette kendi kökleriyle, kendi değerleriyle, kendi aklıyla bağ kurmasıyla…

Çünkü kimliğini ithal edenin geleceği de ithal olur.
Ama zihnini yeniden tevhide ve köklerine bağlayan bir toplumun önünde hiçbir güç duramaz.

Diriliş önce kafada olur, önce kalpte olur, önce bilinçte olur…
Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

Kadir Bekil

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

Yorumlar
  1. ABDULLAH ÖZTÜRK dedi ki:

    Esselamun Aleyküm çok doğru bir tesbit ve çok güzel Nasihatler Allah Razı olsun hocamızdan.

  2. ABDULLAH ÖZTÜRK dedi ki:

    Esselamun Aleyküm çok doğru bir tesbit ve çok güzel Nasihatler Allah Razı olsun hocamızdan.
    Rabbım ümmeti Muhammede uyanmayı Nasib Etsin Allahümme Amin..

  3. Hüseyin sabaz dedi ki:

    Eyvallah aynen katılıyorum