islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
14°C
İstanbul
14°C
Çok Bulutlu
Cumartesi Çok Bulutlu
16°C
Pazar Az Bulutlu
16°C
Pazartesi Az Bulutlu
18°C
Salı Az Bulutlu
19°C

OKULLARDA ARTAN ŞİDDETİN ARKA PLANI

OKULLARDA ARTAN ŞİDDETİN ARKA PLANI
16/04/2026 09:28
A+
A-

OKULLARDA ARTAN ŞİDDETİN ARKA PLANI

Bugün eğitim meselesini sadece akademik başarı, sınav sistemi ve diploma üzerinden değerlendirmek büyük bir eksikliktir; çünkü okul yalnızca bilgi aktarılan bir kurum değil, aynı zamanda insanın karakterinin şekillendiği, öfkesini nasıl yöneteceğini, sınırlarını nasıl koruyacağını, başkasının hakkına nasıl saygı duyacağını öğrendiği bir terbiye merkezidir. Türkiye’de son dönemde okullarda yaşanan cinayet ve yaralama olayları, meselenin sadece bireysel taşkınlıklar olmadığını, aksine daha derin bir ahlâkî ve eğitimsel boşluğun sonucu olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Bir öğrencinin öğretmenine ya da arkadaşına saldırabilecek noktaya gelmesi, yalnızca bir “disiplin sorunu” değil, insanın iç dünyasında sınırların çözüldüğünü, öfkenin kontrol edilemediğini ve hayatın değerinin yeterince öğretilmediğini gösterir.

İslâmî ahlâk tam da bu noktada hayati bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkar. Çünkü İslâmî ahlâk, insana sadece neyi bilmesi gerektiğini değil, nasıl bir insan olması gerektiğini öğretir. Çocuğa “başarılı ol” demekten önce “doğru ol”, “sabret”, “öfkeni yut”, “cana kıyma”, “emanete ihanet etme”, “hakkı gözet” bilincini kazandırır. Psikolojik açıdan bu, bireyin dürtülerini kontrol etmesini sağlar; sosyolojik açıdan ise toplumun içten çözülmesini engeller. Ahlâkın olmadığı yerde bilgi, insanı daha tehlikeli hale getirebilir; çünkü sınır bilmeyen bir zihin, gücünü yanlış yerde kullanabilir. Bugün okullarda yaşanan şiddet olayları, işte bu sınır kaybının en acı göstergelerinden biridir.

Eğitim sistemi, ahlâkî temelden uzaklaştığında öğrenci sadece bilgi sahibi olur ama karakter sahibi olmayabilir. Bu da gençliği yönsüz, öfkeli ve kırılgan hale getirir. Ailede yeterince terbiye almayan, okulda ahlâkî bir rehberlik görmeyen, toplumda doğru rol modellerle karşılaşmayan bir genç, zamanla kendi duygularının esiri haline gelebilir. Bu durum yalnızca bireysel değil, toplumsal bir tehdittir; çünkü bugünün öğrencisi yarının öğretmeni, yöneticisi, ebeveyni ve toplum taşıyıcısıdır. Nesiller ahlâkî bir zeminle yetişmezse, ileride sadece kendine değil, içinde bulunduğu topluma da zarar verme potansiyeli taşır.

Bu nedenle çözüm sadece güvenlik önlemlerini artırmak, disiplin cezalarını ağırlaştırmak ya da olayları münferit görmek değildir. Asıl çözüm, eğitimi yeniden ahlâk merkezli bir yapıya kavuşturmaktır. Okullar, sadece ders anlatılan yerler değil; saygının, merhametin, edebin, sorumluluğun ve İslami bilincin yaşatıldığı mekânlar haline getirilmelidir. Öğretmenler yalnızca bilgi aktaran değil, aynı zamanda şahsiyet inşa eden rehberler olarak desteklenmeli; aileler çocuklarının sadece başarısıyla değil, ahlâkıyla da ilgilenmelidir. Çünkü okul güvenliğinin en güçlü teminatı kamera sistemleri değil, öğrencinin iç dünyasında oluşan ahlâkî frendir.

Bugün yaşanan her şiddet olayı, aslında bize çok daha derin bir gerçeği hatırlatmaktadır: Toplumlar dış tehditlerle değil, içten çözülmeyle zayıflar. Bu çözülmenin en belirgin işareti ise ahlâkın geri plana itilmesidir. Eğitimden ahlâk çıkarıldığında geriye sadece bilgi kalır; o bilgi ise yönsüz kaldığında insanı yüceltmek yerine zarar verebilecek bir güce dönüşebilir. Okulların ilim yuvası olmasının yanında aynı zamanda edep, merhamet ve sorumluluk kazandıran mekânlar haline gelmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur. Aksi halde her yeni olay, toplumda biraz daha korku, güvensizlik ve tedirginlik üretmeye devam edecektir.

Bu nedenle ülkemizin en acil ihtiyacı, eğitimi yeniden İslâmî ahlâk ile buluşturmak ve çocuklarımızı sadece başarılı değil, aynı zamanda vicdan sahibi bireyler olarak yetiştirmektir. Gençliğe sınır koymayan bir özgürlük anlayışı değil, sorumluluk yükleyen bir bilinç verilmelidir. Çünkü gerçek güvenlik, dışarıdan kurulan sistemlerle değil; insanın içinde kurulan ahlâk ile sağlanır. Eğer biz çocuklarımızın kalbine merhameti, aklına hikmeti ve hayatına ahlâkı yerleştirebilirsek, bugün bizi endişelendiren tablolar yerini huzura bırakacaktır; aksi halde okulda başlayan bu sarsıntı, yarın toplumun tamamını etkileyen daha büyük bir krize dönüşecektir. Bugün okullarda yaşanan olaylar aslında toplumsal bir çürüme belirtisidir.

İslam Başaran

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.