islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,4002
EURO
53,3613
ALTIN
6.853,66
BIST
14.973,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

KENDİNİ YAZDIRAN

KENDİNİ YAZDIRAN
08/08/2025 09:45
A+
A-

Yazı, hokka ile divitin kâğıtla olan aşkının ifadesidir. Yazı, kalemle kâğıdın dansı; klavyenin tuşlarıyla ekranın iş birliğidir. Yazı, duygu ve düşünceleri gelecek nesillere miras bırakma çabasının ürünüdür. Yazı özgürlüktür. Evet, aslında yazı en çok da özgürlüktür.

Yazma işiyle uğraşanlara eskiden kalma alışkanlıkla ‘kalem erbabı’ dense de şimdilerde çoğu klavye kahramanıdır. Kalem kullanmaya devam edenler var şüphesiz. Onlar, gelenekleri sürdürme konusunda kararlılık göstermeye devam edenlerdir. Özellikle de kurşun kalem ya da dolma kalem konusunda hassasiyet gösteren yazarlar, şairler vardır. Bunlardan biri de İsmail Karakurt’tur. Kendisi Türk Dili dergisinin Ocak 2024 sayısında ‘’ Kurşun Kalem: Hatıra Kale’m’’ başlıklı bir deneme yazmış. Bir solukta okuyacağınız bu denemede şu ifadeleri kullanmış: ‘’… benim için kurşun kalem günlük hayatımın vazgeçilmez eşyalarından biridir. Tıpkı bardak, kaşık, çatal, mendil, her ne kadar artık yeterince saçım olmasa da tarak gibi eşyalardandır. Kurşun kalemim benim, suç ortağım, karanlığın içindeki ışıltım, ne güzelsin, göğsümdeki küçük güneş. Kurşun kalem benim tecelli eşyam, teselli eşyamdır. Her daim cebimdedir, benimle gider her gittiğim yere, ona ayrılık yoktur. Kâğıttan kapının ilk kapısını kurşun kalemle açtım. Şiirlerimi, günlüklerimi yıllar yılı kurşun kalemle yazdım. Not kâğıtlarım olmasa bile, kurşun kalemim, yanımda olanım, ayrılmazımdır.’’  Yazının bir başka yerinde şöyle der: ‘’ Şiir yazmaya başlarken (şiir taslaklarım hep kurşun kalemledir) besmele çektikten sonra kurşun kalemi kaderimi öper gibi öperim.’’ 

Denemeyi okumayı size bırakalım ve yukarıda ifade ettiğimiz ‘yazı en çok da özgürlüktür’ ifadesi üzerinde duralım. ‘’Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu; azadelik’’ anlamında kullanılan özgürlük; yazının ruhuna da tam uyan bir kelime olarak karşımızda durur. Yazının azadeliğine uyum sağlamak yazarın birinci görevidir. Zira yazı özgür olduğu oranda yazar özgün olur.

Yazının özgürlüğünü zıvanadan çıkmak olarak anlayanların yazdıklarını dikkate almamak gerektiğini belirtelim. Kalemini belli bir menfaat (hadi popüler ifadeyle söyleyelim rant) karşılığı birilerine satanların yazılarının özgürlükle alakası yoktur. Böyle yazanlar özgür de özgün de olamazlar zaten. Dilinin de kaleminin de ayarı olmayanların ‘özgürlük’ kavramının arkasına sığınmaları onları hiçbir zaman masum yapmaz. Zaman zaman okuduğumuz ve bir operasyonun parçası olduğunu hemen hissettiğimiz yazarların belli çevrelerce kahraman olarak öne sürülmeleri de özgürlükle ilişkilendirilmemeli.

Hakikati, evrensel değerleri, insan sevgisini önceleyerek yazılanlar özgür olurlar. Yazı o zaman asli görevini yerine getirir. O zaman o yazıları kendilerine yol arkadaşı edinenler hakikate, evrensel değerlere, sevgiye ulaşma noktasında yol alırlar. Dünyada bunca çatışma, bunca yokluk, bunca vahşet yaşanıyorsa yukarıda ifade ettiğimiz köle kalemlerin, menfaatperestlerin yazılarının ciddi etkisi vardır. Popüler olma heves ve gayesiyle ardını düşünmeden yazılanların açtığı yaraların tedavisi hiç de kolay olmuyor. Onların kirlettiği dimağların fabrika ayarlarına dönmesi uzun zaman alıyor. Arada hayata veda edenlerin vebalini üstlenen olur mu acaba? Hiç zannetmiyoruz. Giden kaybettiğiyle kalıyor.Yazının her türlü ortağı yazardır. Yazılanlar sonrası ortaya çıkan kötülüklerde de iyiliklerde de. Yazı, özgürlüktür. Evet buna katılıyoruz. Yazarı alıp götürme özgürlüğü vardır yazının. Mehmet Atilla Maraş bir şiirinde yazının, kelimelerin kişiyi nasıl yönlendirdiğini şu dizelerle ifade eder:

‘’Bismillâh der başlarım bu şiire/Bu şiir götürür beni götüreceği yere. /Evvelâ selâmlarım/ Görüneni, görünmeyeni/Bilineni, bilinmeyeni/ Selâmlarım yeryüzüne/ Buğday tanesi gibi dağılmış/ Başı dik onurlu mü’minleri.’’ 

Yazı özgürlüğüne o denli düşkündür ki yazarını bazen dinlemez onu bambaşka mecralara sürükler. Kontrolün kendinde olduğunu düşünen yazar, yazıyı baştan sona tekrar okuduğunda, masaya oturduğu vakit düşündüğü yazıdan farklı bir ürünle karşılaştığını fark eder çoğu zaman. Bizim bu yazıya başladığımızda zihnimizden geçenlerle ortaya çıkanın farklı oluşu gibi. Bu kez yazı, kendini yazdırdı. Onun özgür ruhuna saygı duymak da bize düştü vesselam. Bir kez daha not düşelim: Yazının her türlü ortağı yazardır. Yazılanlar sonrası ortaya çıkan kötülüklerde de iyiliklerde de. Yazma hevesi taşıyan ayağını, kalemini, klavyesini denk alsın. Yazı affetmez.                                                                                            

EYYUP YÜKSEL

İSLAMİ HABER “MİRAT”  -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.