
Evren, dünya, tabiat ve doğa… Hepsi ayrı ayrı ilahi doğal kitap ve ayet. Ama benim en büyük, en yakın, en sıcak, ilk ve en sevgili kitabım, ve ayetim, ANAM’dı. Çünkü yaratıcı Rabb‘imin yeryüzü işçisi ANAM.
Yaratıcı yüce Allah, görülemez, tutulamaz, sarınılamaz ama görelim, sevelim ve sarılalım diye ANA’yı yarattı. Çünkü ANA, Rabbimizin başat ismi, RAHMÂN ve RAHÎM’den bir daldır.
“İnne’r-rahime şecnetü’m-mine’r Rahmân/şüphesiz ANA RAHMİ, RAHMÂN’DAN BİR DALDIR!” (Buharî, 8/6, hn. 5988)
Büyürüz, her şey ve herkes değişir, etrafımızdaki dünya, hatta biz bile değişiriz de sadece ve sadece şefkat ve merhamet pınarı ANAMIZ DEĞİŞMEZ. Annemin sevgi dolu o dualarını bugünkü gibi hatırlıyorum ve hâlâ hayatımın her anında dualarının desteğiyle yaşıyorum. Benim de hayatım ve dualarım senin cennetin, ameli salihin olsun anacığım.
Hayatında hiç cenneti ve cehennemi gördün mü deseler, görmez olur muyum; annem gülünce cennetimdi, o ağladığında cehennemim…
Anam, âhiret hayatında mutluluğun daim olsun, makamın, yurdun Cennet olsun inşallah.
Öz Türkçede annenin adı, ÖK’tür. Onun için bugün de annesi vefat eden evlada ÖK’SÜZ deriz. Yani ANNESİZ…
“Yıllar sonra anladım; ANNEN YOK, KİMSEN YOK! Kimsen yoksa, senin bu dünyada bir şey istemeye hakkın da yok…” diyen rahmetli Doğan Cüceloğlu ananın bir evlat için dünyaya bedel bir devlet ve değer olduğunu bizzat yaşayarak ifade etmişti.
Ana sevgisi mi? eksilmesi, azalması, kesilmesi olmayan çağlayıp akan bir sevgi nehridir; ana sevgisi. Öyle coşkulu bir sevgi ki, kör görür, sağır duyar, dağlar-taşlar, kurtlar-kuşlar şahit olur. Yüce Yaratan da hatırlatır: “VELÂ TENHER HÜMA.”
Nehir misali coşkun ana-baba sevgisine sırt dönme! İlgisiz durma! Sevgiyi azarlama! Nehir gibi akan sevgi yatağını yıkma!”
“Rabbin böyle hükmetti: Ancak, O’na kulluk edin, ana-babanıza da iyilik edin, biri veya ikisi senin yanında ihtiyarlarsa/elinize düşerlerse, sakın onlara «Of, aman» deme, yüzlerine bağırma/sevgi nehrini yıkma, onlara gönül okşayıcı tatlı söz söyle, onlara tevazu ile kol-kanat ger ve «Yâ Rab! Onlar beni küçük yaşımda sevgi ve merhametle büyüttükleri gibi Sen de onlara merhamet eyle! diye dua et!”(İsrâ, 17/23-24)
“Dua et!” diyen Mevlâ, iddianı, görevini, dert ve davanı unutma! vurgusunda bulunuyor. Ey evlat! sen ana-babana merhamet, insaniyet gösterirsen; işte o zaman Allah merhamet etmiş olacak. Hem sana hem onlara…
Yeryüzünde Allah’ın kolu, sensin sen… Eğer onun kulu isen?…
Ey sevgi pınarım, ey Yaratıcı Rahman’ın yeryüzü işçisi, güzel anam, canım anam! ne senin kıymetini bilebildik, ne de yaratan Rabbimizi hakkıyla takdir edebildik. Ama orada da o coşkun sevginle bizleri yine sarıp sarmalayacaksın biliyorum. Ve Rahman-Rahîm Rabbim, senin sevgin hatırına bizleri bağışlayacak, senden ayırmayacak inşallah…
Ve bize de ders olsun; aman üşümesin diye üzerimize yorgan örtenlerin üstüne toprak örttüğümüz gün, anlayacağız neler neler kaybettiğimizi. Dua kaynağımız, sevgi pınarımız kurudu, düştüğümüzde elimizden tutup kaldıran, bunalınca kucaklayan o el, evet, evet en acısı da bayramda öpülecek o el, ana eli, baba eli gitti…
Hayatta var olan annelerimiz! Vefa gösterip yüce dost katına yükselen analarımız, babalarımız! birgün değil her gün gönlümüzdesiniz, dualarımızdasınız, dualarınızla size lâyık olmaya, iyi insan olmaya ve salih amelleriniz olmaya çalışıyoruz. Dünyamızda olanlara selam olsun, ömrünüz bereketli, sevginiz daim olsun inşallah. Ahitte bizi bekleyen analarımız ve babalarımız, sizlere rahmet olsun, mağfiret olsun, Cennet; yurdunuz olsun inşallah.