
İran’a, Gazze’ye, Yemen’e, Lübnan’a ortak operasyonlar yapan, Siyonist rejime karşı lafta kalmayan son direnişçileri ortadan kaldırmaya çabalayan savaş suçlusu iki kafadar eşit değil. Washington, Tel Aviv’in tam denetimi altına girmiş durumda.
Bağımsızlık Bildirgesi’nin 250. yılı, ABD bağımsızlığının çeyrek binyılı, 4 Temmuz’da büyük şölenlerle kutlanacak. Ancak ABD gerçekte İngiliz sömürgesi olduğu dönemden bugün daha da fazla tutsak durumda.
Bunu anlamak için tek bir örnek verelim. Florida’da bir liseli kız arkadaşlarıyla yapacakları etkinlik üzerine WhatsApp üzerinden konuşurken, “ya öff bıktım, Bibi’ye söyleyelim de bombalasın bizi” yazmış. Tıpkı Sovyet rejimindeki gibi arkadaşları gidip kızı ihbar etmiş. Savcılar ibret olsun diye mahkemeye sevk etmiş. Siyonist Yahudi geçmişe sahip hâkim de ergenlik çağındaki kızcağızı, İsrail’e duyarsız olmakla suçlayarak nefret suçundan hapis cezasına çarptırmış. Yani Gazze protestosu yapmamış, Yahudilere laf etmemiş, sadece kötü bir espri yapmış. Antisemitik olmamayı ögrensin, herkese ders olsun demiş hâkim hanım.
Kongre’ye yeni bir Antisemitizm yasa tasarısı verildi. İsrail devletini eleştirmek doğrudan Antisemitizm ve nefret suçuna girecek. Zaten birçok eyalette İsrail’i destekliyor musun diye soran formları “hayır” diye imzalamayanlar ihalelere giremiyor, yardımlardan yararlanamıyor. Kampüslerde her tür protesto serbest, ama bırak Yahudileri, bırak İsrail’i, Netanyahu’yu bile eleştirmek yasaya aykırı. Polis alıp götürüyor. Soykırıma hayır diyen yabancı öğrenci sınırdışı ediliyor.
Amerika’daki Siyonist Yahudiler üç alandan ülkeyi ele geçirmişler. Birincisi tabii son 200 senede para sistemini tamamen hâkimiyet altına alarak. Bankalar Siyonizme inananların kontrolünde. Amerikalıların yüzde biri Yahudi ama milyarderlerin yarısı Yahudi. Bunların büyük bölümü de İsrail’i, Müslüman soykırımlarını destekliyor.
Parayı kontrol eden ülkedeki diğer endüstrileri de kontrol ediyor. Medya, eğlence, sinema, bilişim, imalat, savunma sanayii, şirketler bu zihniyetin elinde. Milyarder, satanist, evrimci hamisi, Siyonist ajan Epstein’ın en yakın destekçisi ve sapık eğlencelerin düzenleyicisi Victoria’s Secret iç çamaşır milyarderi Wexner’a soruşturma bile açılmadı; adı, ülkenin en saygın kuruluşu Kennedy Center’ın kapısında duruyor.
İkinci kontrol alanı ülkedeki Yahudi cemaatinin büyük bölümünün, tabii istisnalarla, Siyonizmi desteklemesi ve bu kitlenin sadece para ve iş dünyasını kontrol etmeyip aynı zamanda profesyonel kadrolarda da hâkim olması. Hukukçularda, akademisyenlerde, siyasetçilerde, artistlerde, bürokratlarda bu grubun çok ağır yoğunluğu, birbiriyle dayanışması var. Tek laf eden kara listeye alınıyor, dışlanıyor.
Üçüncü kontrol alanı da Hristiyan Siyonistler. Bunlar, kapısına İsrail bayrağı asan Pentakostalist kesim başta olmak üzere, çoğu zaman karizmatik, şarkılı türkülü ayin yapan megakiliselerden oluşan Protestan Evangelistler. 50 milyonluk bir nüfusa bakan bu kiliseler, Siyonistlerce son yüz yılda Siyonist olarak programlanmış, Müslümanları Armagedon savaşında öldürülmesi gereken Deccal halkı görüyor. Bunlar özellikle siyaset ve askeriyede büyük ağırlığa sahip durumda. Beyaz Saray “ruhani lideri” de bunlardan. İsrail’e itaat etmeyen bunlara göre şeytan.
Senatörler, Temsilciler İsrail’in lobisi olan AIPAC örgütünce onaylanmazsa seçilemiyorlar, milyarderler karşılarındaki adayları destekliyor. Amerika’nın artık bir İsrail sömürgesi olduğunun en net göstergesi Netanyahu’nun istediği zaman Beyaz Saray’a gelmesi, Kongre’de konuşma yaptığında üç beş kişi hariç bütün Senatörlerin, Temsilcilerin, kameralar iyice görsün diye elleri patlarcasına ayakta alkışlaması. Son konuşmasında soykırımcı katilin her paragrafında, 30 kez ayağa fırlayıp manyakça alkışladılar. Diyebilirsiniz ki “ama ne var Kuzey Kore’de de aynı şekilde zıplıyorlar”. Kuzey Kore’nin yüce lideri yine Kuzey Koreli, yabancı bir ülkenin lideri değil. Belki dikta var diyebilirsiniz ama sömürge diyemezsiniz.
Dolayısıyla İngilizlerden kurtulduktan, Kızılderilileri soykırıma uğratıp, Karaderilileri köle olarak kullanıp, yeryüzünde fesad çıkardıkları bu 250 yılın ardından Amerikalılar yeniden sömürge oldu.
Bu konu bizi ilgilendirir mi? 6000 nükleer başlık, 5000 askeri uçakla denizlerde 5 filo yüzdürüyor, 50 milyonluk bölümü “Müslüman kanı isteriz, İstanbul’u Ankara’yı vuralım” diyorsa, efendileri “sıra Türkiye” diye bağırıyor, halen Türkler dahil Müslümanları bombalayıp yarın bunları bize de doğrultulacaksa, evet, ilgilendirir.