islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,5420
EURO
54,8612
ALTIN
6.216,54
BIST
13.458,10
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
31°C
İstanbul
31°C
Az Bulutlu
Salı Parçalı Bulutlu
32°C
Çarşamba Açık
32°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
30°C
Cuma Parçalı Bulutlu
31°C

MÜ’MİN/EMÎN OLMAMIZ İÇİN İNSAN OLMAMIZ YETMEZ Mİ?

MÜ’MİN/EMÎN OLMAMIZ İÇİN İNSAN OLMAMIZ YETMEZ Mİ?
19/05/2026 10:45
A+
A-

MÜ’MİN/EMÎN OLMAMIZ İÇİN İNSAN OLMAMIZ YETMEZ Mİ?

İnsan, hayatının anlam ve amacını fark edebilmesi için şu üç kavramı, düşüncemizin, sözlerimizin ve eylemlerimizin olmazsa olmazı yapmalıyız.

  1. Yaşamımızda iyi ve iyilikler, öncelikli ilkemiz olmalı.
  2. Doğruluk, hayatımızın temel gerçeği olmalı.
  3. İstikameti/yönü ve rotası belli hayat pusulamız olmalı.

Bunlarla insan kendini, dünyadan ve tüm insanlardan koruduğu gibi en önemlisi de, insanın dünyayı ve diğer insanları kendisinden korumasını sağlar. Çünkü iyi, doğru ve istikameti/rotası düzgün bir yaşam çizgisi, insanın navigasyonudur. İnsan dışardan gelecek tehdit ve tehlikelere karşı önceden bir önlem ve tedbir alabilir. Ama aslolan dışarıya vereceğimiz tehdit, tehlike ve zararları önceden bizzat kendimizin fark etmesi, önlem alması ve frenlemesidir. Zira sırf insan olduğu için her birey; can, mal, akıl/düşünce, nesil/namus ve din hürriyetine, emniyetine ve dokunulmazlığına sahiptir. Bunların güvenliği, toplumsal düzenin teminatıdır.

İslam dininin ruhu olan bu beş ilke, aynı zamanda insan fıtratının da doğal değerleridir. Fıtrî olan bu değerlerin hayatımıza egemen olması, her şeyden önce iyi, doğru, emin ve güvenilir insan olmamıza bağlıdır. Zaten din ve devletin varlığı da bu değerlerin korunması ve yaşatılması için vardır.

Dünyanın en güzel insanını göster deseler, güven veren insan derim. En güzel, en iyi, en doğru ve en güven veren insanın dindeki adı da MÜ’MİNDİR.

Aman dikkat! güven, tek kullanımlıktır, çok nazlı ve naziktir. Tıpkı gözyaşı gibi; gözden bir düştü mü bir daha geri gelmez. Artık istediği kadar “Ben emin, güvenilir, dürüst, namuslu bir insanım!” desin dursun insan. Can bedenden bir kez çıktı mı gayri geri gelmez, tıpkı güven gibi. Halbuki herkes emin, dürüst, güvenilir ve namuslu olmak zorunda, değil mi? Bu ahlâkî erdemler, sessiz ama duyarlı ve sorumlu bir bilinç hassasiyetiyle her insanda var olacak yerde, varmışçasına bir gösteriye dönüştüğü an övünç ve reklam furyası başlamaktadır,  maalesef. Artık bu konumda sorumluluğun da, güvenin de, ahlâkın da içi boşalmış, insan kendini unutmuş, kaybetmiş ve savrulmuş bulacaktır.

Bu insanî değerler üzerinden konuşmak, hepimizin dikkatini çekebilir, hoşumuza gidebilir hatta vicdanlarımızı rahatlatabilir ama asla çözüm üretmez. Zira her bir değer, hayatımızda yer bulduğu ölçüde vardır ve değerlidir. Onun için bize, sadece doğru ve iyi değil aynı zamanda istikameti, yönü, rotası belli bir davranış ve ahlâk lazım ki, her sözümüz ve eylemimiz güven versin. Ve biz,  güvenilen, doğru-dürüst, aktif iyi bir mü’min ve emîn bir insan olabilelim.

Henüz resul/elçi olmadan el-EMÎN/GÜVENİLEN MUHAMMED (a.s.) ismiyle ma’rûf sevgili efendimizin, mü’min ve Müslüman tanımının ekseninde de güven ve güvenilirlik niteliği baş tanım olarak yer almaktadır.

“Mü’min, insanların malları ve canları hususunda kendisinden emin ve güvende oldukları kimsedir.” “Müslüman ise herkesin, elinden ve dilinden emin ve güvende olduğu kimsedir.” (Buharî,1/15,hn.9) buyuran Resulullah’ımız, iman ve İslam bağımızı, güven ve selamet ahlâkına bağlamıştır.

Rabbimiz de “İnneme’l- mü’minûne ıhvetün/ ancak birbirine güvenen ve güven verenler kardeştir.” (Hucurat, 49/10) buyurarak birbirimize arz edeceğimiz güven, emniyet ve eman  sigortası ile bizleri kardeşler olmaya davet etmektedir…

İşte mü’minler ancak güven sayesinde kardeştirler… Güven yoksa; gerisi “Laf ola, torba dola!” misali, selam! selam! deyip geçilen yalan ve yabancı kardeşçiliktir, ve’s-selâm…

Nuri Çalışkan

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.