islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,9459
EURO
55,7244
ALTIN
6.722,22
BIST
12.888,33
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
23°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
24°C
Pazar Hafif Yağmurlu
22°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
21°C

“İLKE VE İNKILAPLAR”A İMAN DEVAM EDECEKSE… NİÇİN YENİ BİR “ANAYASA”YA İHTİYAÇ DUYUYORUZ?

“İLKE VE İNKILAPLAR”A İMAN DEVAM EDECEKSE… NİÇİN YENİ BİR “ANAYASA”YA İHTİYAÇ DUYUYORUZ?
13/06/2026 10:03
A+
A-

“İlke ve İnkılaplar”a İman Devam Edecekse…
NİÇİN YENİ BİR “ANAYASA”YA İHTİYAÇ DUYUYORUZ?

Bu makale, etkili olması için yetkili olan Cumhurbaşkanımız üzerinden bir süre önce yazıldı. Ama ertelendi. Torba yasa taslağı ile “İlke ve İnkılaplar“ yeniden gündeme getirilince ve TBMM başkanlarından İsmail Kahraman Beyefendi’nin “Laiklik Anayasada Olmamalı/ Yeni Anayasa Dindar Olmalı” şeklindeki beyanı yayımlanınca gözden geçirerek yayımlama gereğini duyduk. Baştan sona okunmadıkça değerlendirme yapılmaması ricasıyla.

***

“Peygamber ve Kitap göndererek insan ile ilgili değiştirilemez nitelikte temel yasaları koymayı Allah üstlenmiştir ve bu hak Yaratıcı olarak yalnızca O’nundur.“ (Nahl, 9) O’na hamdeder ve O’nun adıyla başlarım.

Bizim Allah’tan başka hiçbir kişi ve güçten beklentimiz yok, ama Hz. Musa’da dile gelen türden kısmi korkularımız ve samimiyetimizin sorgulanacağına dair endişelerimiz var (Tâhâ 45). Bu sebeple yanlış anlaşılmak ve desteğimizin maksadımızı aşacak şekilde köstek olarak değerlendirilmesini istemeyiz.

ASIRLIK YÖNETİCİLER ARASINDA CUMHURBAŞKANIMIZIN YERİ

Son yüz yıllık tarihimizin iz bırakmış, ihtilalci ve üst düzey yöneticilerine bakalım:

Kamâl Atatürk, İsmet İnönü, Celal Bayar, Adnan Menderes, Cemal Gürsel, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Deniz Baykal, Turgut Özal, Mesut Yılmaz, Fahri Korutürk, Ahmet Necdet Sezer, Tansu Çiller, Abdullah Gül…

Yazılı ve görsel yayınlarımızda bütün bu isimleri hatırlayarak ve Necmettin Erbakan hocamızı hariç tutarak, bilinçli bir şekilde Cumhurbaşkanımız RECEP TAYYİP ERDOĞAN’ın son yüz yıllık tarihimizin açık ara en başarılı yöneticilerinden olduğunu dile getirdim.

Sayın Cumhurbaşkanımızın eğitim ve ekonomi yönetimini onlarca makale ile eleştirmiş bir kişi olarak bana, onun pek çok eksiğini Mehmet Pamak kardeşimin ağzı ile dile getirerek yerseniz bile savunmaya geçmem, yalnızca şunu söylerim:

O, bütün bu sayıp dökülecek eksiklikleri içinde bile hizmetleri kıyas kabul etmeyecek konumdadır. Özellikle de soyadını iki özel yasa ile almış Kamâl Atatürk ile…

Milletimizin inancı, kültürü ve tarihine yürekten saygısı,

Kan dökmeden seçimlerle iş başına gelmesi,

Hayatını ortaya koyarak orduyu sınırlarına çekmesi,

Alt yapı yatırımları,

Savuma sanayine ivme kazandırması,

Secdeli, işretsiz, mazbut aile yaşantısı, 

jakoben laikliği –yasal düzeyde değilse de– fiilen demokratikleştirmesi, yaptıkları için yeter âbidevî artılardır.

Eğer buna yürekten inanmasaydım Cumhurbaşkanımızın özel ricası ve önüme dökeceği serveti bile bana bu tespiti yaptıramazdı. Övgümüz yalnızca Rabbimizedir.

Şimdi sadede gelebiliriz. Okuyalım:

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir otelde düzenlenen sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle buluşma programında bir konuşma yaptı.

Yeni anayasa konusunda, Meclis’teki partilerin çoğunun ilk dört madde başta olmak üzere pek çok hususta hemfikir olduğunu memnuniyetle müşahede ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın da yeni anayasa iradesi zaten güçlüdür, diridir, dinamiktir. Son yılların en çoğunlukçu aritmetiğine sahip 28’inci Dönem’de Meclis’in kendisinden bekleneni özellikle yerine getirmesini ümitle arzu ediyoruz. İnşallah böylece evlatlarımıza daha özgür, daha müreffeh ve güçlü bir ülke bırakma ülkümüze biraz daha yaklaşmış olacağız.

SORUNUNUZ YOKSA SİZİNLE SORUNUMUZ VAR

Cumhurbaşkanımız, yürürlükteki Anayasanın ilk dört maddesi ile ilgili bir sorunlarının olmadığını 19 Eylül ve 14 Ekim 2024 tarihli konuşmalarında da dile getirdiğine göre bir dil sürçmesi yok demektir.

Ağır Ceza, Devlet Güvenlik Mahkemelerinde defalarca yargılanmış ve 5816’dan takibe uğramış mağdur ve yaralı bir kişi olarak ülkemizin ve Cumhurbaşkanımızın içinde bulunduğu şartları biliyor ama sormadan da edemiyorum.

Sayın cumhurbaşkanımız meri Anayasanın girişi ve ilk dört maddesini en son ne zaman  okuyabilmişlerdir?

 “Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve onun inkılap ve ilkeleri doğrultusunda…” şeklinde başlayan Anayasanın ikinci ve dördünü maddeleri şöyle:

Madde 2 – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

 Madde 4 – Anayasanın 1. maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2. maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3. maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

TBMM VE MİLLETİMİZ

Korunması gerektiğine inanılan bazı kültürel ve hukuki değerler ısrarla savunulabilir, ama yeniden Anayasa yapabilecek TBMM’nin önüne “şu konular ve maddeler asla değiştirilemez,” denilip bir tür düşünce terörü estirilerek karşı çıkılması, TBMM’ye güvensizliktir. Şu konular referandumla milletin tercihine sunulamaz, denilmesi de milletimize saygısızlıktır.

TBMM ve milletimize güvenin ve saygının olmadığı yerde laik Kamâlizm benzeri baskıcı ideolojiler olur, ama evrensel demokrasi ve hukuk ilkeleri olmaz. Şu an olamadığı gibi.

Örneğin şu şu maddelerin değiştirilmesi dahi teklif edilemez, denilir ve Anayasa’ya “Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda…” yazarak başlarsanız, siz beklentileri ve ihtiyaçları karşılayacak özgür bir Anayasa yapamazsınız. Yapamayacaksanız da.

“ANAYASA’NIN 2. MADDESİ”NİN TAHLİLİ

Atatürk milliyetçiliği, insan haklarının neresinde?

Sayıp dökmeye gerek yok, insan hakları bilinmektedir.

Şimdi soralım. İnsan hakları dedikten sonra “Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı” da ne oluyor? Anayasa içinde tanımı yapılmamış Atatürk milliyetçiliğinin içeriği insan hakları dışında bir şey midir? Böyle ise insan hakları ile çelişir ve çatışır demektir. İnsan hakları ile çelişen bir anlayışın Anayasa’da işi ne? Yok insan hakları ile örtüşür deniyorsa niye farklı ve gizemli bir şeymiş gibi tekrar ediliyor?

DEMOKRATİK, LAİK VE SOSYAL BİR HUKUK DEVLETİ

Eğer devlet demokratik ise orada yetkili organ Millet’tir ve onun yasa ile belirlenmiş yüksek temsilcileridir. Anayasa’ya “Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri” diye bilimsel akılla çelişen bir zihniyetle başlarsanız, demokrasi nerede kalır?

Kaldı ki “inkılâp ve ilkeler” de ne oluyor?

Kurucuların amacı ne olursa olsun Cumhuriyet olması gereken doğal bir gelişimdir, onunla problemimiz yok, üstelik onayımız var. Cumhuriyet özgür oylarla kabul görür, İslam’ın gereği olarak görmelidir de, ya diğerleri.

TEMELDE İTİRAZIMIZ VAR?

Kamâl Atatürk ve bir avuç arkadaşı, savaştığımız ülkelerin kültürleri ile özdeşleştirici ilke ve inkılaplarını milletimize sorarak mı yaptı? Milletimiz 1876 ve 1908 ve hatta 1920 seçim tecrübelerini geçirmişti. Referandum yapılabilirdi.

Saygıyla andığımız 1920 ruhu ve 1921 anayasasına ne oldu? Devletinin dinini İslam olarak belirleyen ve 26. maddesi ile Şeriat hükümlerinin korunması ve uygulanması görevini Büyük Millet Meclisi’ne veren 1924 Anayasası uygulamada nasıl çiğnenebildi?

Ölümü üzerinden bir asra yakın bir süre geçmiş ve yaptıkları tartışılmaksızın kabul ettirilmiş olan Kamâl Atatürk ve bir avuç arkadaşının Batı’dan tercüme ettirdiği yasaların ve uygulamaların ruhu devam edecekse TBMM ve Yeni Anayasa’ya ne gerek var?

İnanç ve yaşam dünyamıza yabancı olup ithal bir ürün olan Laiklik bile bir gereklilik değildir. Anayasa’da da yer almamalıdır. Çünkü özel bir makalemizde açıklamaya çalıştığımız üzere “Laiklik akıl ve bilim dışı bir hurafedir ve ana vasfı –bizde uygulandığı gibi- din düşmanlığı değilse de İslam karşıtlığıdır.”

İlk asırlarında pek çok inancı ve ırkı içinde barındırıp adalet ve merhametle yöneten Osmanlı laik miydi? Azınlıklar bile inanç, günlük yaşayış ve özel hukuk alanlarında sağlanan geniş özgürlüklerden yararlanırlardı.

İlla da laiklik denilecekse demokratik talepler ve evrensel hukuk ilkelerinden hareketle tanımı yapılmalıdır. Milletimizin İslam’ı da içine alan demokratik tercihlerinin önü kesilmemeli ve insanımız evrensel haklarından yoksun bırakılmamalıdır.

Bu konuda şu iki yazıya bakılabilir:

https://www.mirathaber.com/tagut-olan-laiklik-akil-ve-bilim-disi-bir-hurafedir/

https://www.mirathaber.com/laikligi-elestirilemez-kilmak-hakikatin-uzerine-devlet-muhru-basmak/

HUKUK DEVLETİ OLMAK

Devletimizin hukuk devleti olması, olması gerekendir.

Hukuk, haklar demektir. Bununla ifade edilmek istenen insan haklarıdır, yani hukukun herkesi içine alacak şekilde üstünlüğüdür. Bunlar, denemeye uğratacağı için şanı yüce olan Allah’ın yaratırken doğuştan verdiği tartışılamaz ve devredilemez dokunulmazlardır. İslam’ı yansıtan evrensel hukuk ilkelerine evet, ama yasalarımız ruhumuza yabancı ülkelerden  tercüme olmamalıdır; inançlarımıza, milli özelliklerimize ve asrî ihtiyaçlara uygun olmalıdır.

İSLAM, CUMHURİYETİ VE İNSAN HAKLARINI AMİRDİR

İslam’ın Cumhuriyet’le ve onun yabancı kökenli diğer adı olup kendisinin tercih edilmesine de yol açabilecek olan Demokrasi ile –seçim yöntemi olarak– bir sorunu yoktur. Demokrasi, İslam gibi sabit ve değiştirilemez inanç ve bazı temel insancıl yasaları da olan bir renk değil, insanlarımızın talep ve tercihleri ile İslam’ın rengine de bürünebilecek olan akıl ve bilim yoludur. İslam vahyini ölçü almasına da bir engel yoktur.

Kaldı ki İslam, getirdiği onlarca ilkesiyle can, akıl, mal, din, ırz ve nesil dokunulmazlığıyla hukukun teminatıdır.

İSLAM’A İFTİRA İLE KORKU SALINARAK ANAYASA YAPILAMAZ

Ülkemizde hiç kimse İslam yokmuş gibi davranamaz. Jakoben laiklik ile prangaya vurulmuş olsa da yurdumuzda yüzün üstünde İlahiyat Fakültesi ve binlerce ilahiyat akademisyeni var. Böyleyken milletimizi düzeysiz görüp merkez medyada Cübbeli gibi hurafeci adamlar yıllardır saatlerce konuşturularak ve büyük ölçüde devletçe yönlendirilen tarikatlar ve cemaatler olumsuz yönleriyle gündeme taşınarak İslam’a iftira ile milletimize korku salınıyor.

Amerika’nın yönettiği İŞİD ile salınan korku da ayrı bir felaket.

İslam’ın omurgasını oluşturan Kur’ân’ı inceleyen herkes, dilediği gibi inanma ve yaşama özgürlüğüne sahip olduğunu bilir. Silaha sarılmadıkça isteyen ateist-deist de olabilir, günahkâr da.

Halkların oylarıyla kabul edilmiş her sosyal düzende, düzeni koruyan ilkeler vardır. Elbette ki seçilecek İslam da insan hakları ile aleni çelişen ifsat atılımlarına onay vermez.

Günümüzde laik devletin izni olmadan İslam’ın yasakları olan faizli bankacılığa, genel ev fuhşuna ve örneğin at yarışları kumarına bile resmiyet kazandırılamadığı unutulmamalıdır.

YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARINA KATKI VERMEK İSTİYORUZ

İslam’a talip olmak düzey meselesidir. İki asra yakın bir düşüşten sonra yüreği Batıllarla gölgelenip kirlenmiş ülkemiz-milletimiz henüz İslam’a talip olabilecek bilgi, bilinç ve iman düzeyinde değildir.

Bu sebeple İslam’a da, diğer beşerî sistemlere de açık özgürlükçü bir Anayasa ister ve bekleriz.

… Bizim dinimiz; inanç ve hayat kurallarımız bize, sizin seküler şirk dininiz de size. (Kâfirûn 6)

***

Yok, yine de “1071 sanatçının seslendirdiği marşla” Gazi’nin açtığı yolda yürünecekse, yüz yıldır yasalar ve devlet gücüyle korunan ilke ve inkılaplar pekiştirilecekse “Vallahi’l-azîm” demokratik şahlanış değilse de ilahi adalet AK PARTİ’yi sandığa gömer.

Biz şüheda yurdu olan memleketimizin yerli çocuklarıyız. İslam’a saygılı olup İslam ve Türk dünyasıyla birleşmeye, maddî ve manevî şahlanmaya yol açacak özgür bir Anayasaya için atılım yapabilecek en etkili kişi olduğu için görüşlerimizi Cumhurbaşkanımız üzerinden sunduk.

Hülasa, biz millet olarak kişilerden müstağni ve Batı’ya tapar olmaktan beriyiz. Hak’tan ve halktan yanayız. Ateist ve deistlerimize bile adaletli ve merhametliyiz. Güzellikleri Allah için sever ve çirkinliklerden Allah için nefret duyarız.

Biliriz ki “Ameller niyetlere göre değerlendirilir” ve “Allah, rızası yolunda gayret gösterenleri yüreklendirir ve bu güzel kullarıyla beraber olur.” (Buharî, Nikâh 5; Ankebût 69)

Ali Rıza Demircan

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar
  1. Üç m.yüksel dedi ki:

    Esselamü aleyküm. Rabbimiz akıl ve sıhhatinize bereket,kaleminize de kuvvet bahşeylesin.Söylenecekleri anlayanlar için bir içim su şeklinde sundunuz.Gerisi laf-ı güzaf.Teşekkürler.

  2. Nurettin Temeloğlu dedi ki:

    Tüm İslam alimi, eli kalem tutan ilim ehlinin anayasa konusunda hakkı ve hakikati bu şekilde dile getirmesi elzemdir. Allah yokmuş gibi davranarak tüm milleti, ümmeti ilgilendiren Anayasa düzenlemesinin önce dinimize sonra örf ve ayetlerimizi uygun olması şarttır. Hak. Doğruların yardımcısıdır, vesselam.

  3. Nurullah dedi ki:

    Yazınız için teşekkür ederim. Allâh razı olsun. Memleketimiz İslâm yurdudur. Bu günlere kolay gelinmedi. Bu topraklarda hakimiyet kolay sağlanmadı. Moğol istilası, Haçlı savaşları, Avrupa ile mücadele… vs, Anadolu’yu yurt edindik memleket yaptık. Bütün bunlar yaşanılmış bir gerçek iken Türk milletinin aslı inancı olan İslam ve İslam ile yoğrulmuş özümüz kültürümüz benliğimiz yok sayılarak bir anayasa yapılmasına karşıyız. Biz Frenk memleketinden Cermenler, Saksonlar, Burgonlar değil, İslâm memleketinde yaşayan Müslüman Türk milletiyiz vesselâm.