islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,1332
EURO
56,1921
ALTIN
7.145,37
BIST
14.610,92
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
30°C
İstanbul
30°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
26°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
26°C
Pazar Parçalı Bulutlu
28°C
Pazartesi Açık
28°C

SÜNNET’TE KABİR HAYATI

SÜNNET’TE KABİR HAYATI

SÜNNET’TE KABİR HAYATI

Kur’ân çizgisini izleyen Peygamberimizin Sünneti de kabir hayatının varlığını doğrulamaktadır.

Peygamberimiz, konumuzla ilgili açıklamalarında:

a) Kabri, insanların inançlarına göre gruplara ayrıldığı konak olarak vasıflandırır; azap ve nimet mahalli olarak niteler.[1]

b) Peygamberimiz Kur’ân’ın (Tevbe 84) dolaylı emri gereği cenaze namazı kılar/kıldırır. Ayrıca da kabirleri ziyaret edip dua eder.

Peygamberimizin kabir ziyaretinin, ziyaretçilere âhireti hatırlatacağını ifade buyurması, ölüye dua etmeyi de içine alan ziyaretlerin ölülere fayda sağlamayacağı anlamına gelmez. Aksi takdirde, Peygamberimizin Ehl-i Bakî‘yi ziyaret etmesinin ve orada dua etmesinin bir anlamı olmazdı.

c) Peygamberimiz Kabirlerine götürülen ölülerin mutlu olacaklarını veya feryatlar koparacağını bildirir.

Buhârî’nin rivayetine göre Peygamberimiz duyulacak mutluluğu ve korkuyu anlayabileceğimiz bir benzetmeyle şöyle açıklar:

Ölü tabuta konulup da insanlar onu omuzladığı zaman, şayet o iyi bir kişi idiyse ‘Beni çabuk götürünüz, beni çabuk götürünüz!’ diye yırtınır.

Kötü bir kişi ise ‘Eyvah! Beni nereye götürüyorsunuz?’ diye feryat eder. Bu çığlığı insanlardan başka her varlık duyar. Eğer insanlar duysaydı dehşetle irkilerek kendilerinden geçerlerdi.”[2]

d) Peygamberimiz Kabirlere Selâm verir ve verilmesini öğütler.[3]

“Doğrusunu Allah bilir” kaydını koyarak, Selâmın bedenin kabri aracılığıyla Rûhun kabrine verildiğini, dolayısıyla Rûha verildiğini söyleyebiliriz. Bu durumu dünyanın bir ucundan telefon ahizesi önünde verilen selamın diğer ucundaki canlı kişi tarafından alınabilmesi ile misallendirebiliriz. Bu arada Peygamberimizin bir açıklamasından hareketle ne derece çürümüş olursa olsun kabirdeki bedenin özelliklerini taşıyan bir hücrenin/atomun varlığını koruyacağına da işaret etmek isteriz.

e) Peygamberimiz Kabir azabından Allah’a sığınır ve sığınılmasını emreder.[4]

f) O, kabirdekilere Selâm verirken Yâ Ehle’d-Diyâri… şeklinde “Ehil” kelimesini kullanır.

“Ehil” kelimesi de “Ashab” ve “Men” lafızları gibi akıllı canlılar için kullanılmaktadır.[5]

g) Kur’ân’ın dünya ve âhiret, Cennet ve Cehennem için kullandığı “Dâr” kelimesini, Peygamberimiz de kabirlere selâm verirken kullanır:

Peygamberimiz Bakî Mezarlığı’na geldi ve şöylece selâm verdi: Size selâm olsun ey Müminler Dârı! İnşallah biz de size katılacağız.”[6]

Bu da onun anlayışında Kabir’in dünya ve âhiret gibi hayat sürülen hareketli bir âlem olduğunu göstermektedir.

Yukarıda yedi madde hâlinde değinilen Kur’ân âyetleri gibi yedi madde halinde özetlediğimiz Sünnet ölçüleri de kabir hayatının varlığına delâlet etmektedir.

Kur’ân ve Sünnet’te Yer Alan Bazı Açıklamalar

Kur’ân-ı Kerim’de Âhiret sorgulamasından sonra İmanlı ve Salih amelli kullar olan Ebrar’ın Naîm Cennetelerinde, (İnfitar 13; Mütaffifîn 22) Ebrar’ın zıtları olan Füccar’ın da Cehîm’de/Cehennem’de olacağı bildirilmektedir. (İnfitar 14)

Aynı şekilde Füccar’ın Siccîn’de; Ebrar’ın da İlliyyin’de olduğu açıklanmaktadır. (Mütaffifîn 7-9, 18-20) Kur’ân bu iki yeri de Kitabun Merkûm/Yazılı Kitap olarak tanıtmaktadır.

A’râf 40 ve ilgili hadîsler bize ölümle bedenden ayrılan Fâcir rûha, yükseltileceği göğün kapılarının açılmayacağı ve kabrine döndürülerek bu facir rûhun isminin Cehennemlikler Divanı olan Siccîn’de kayıtlanacağını açıklamaktadır. Aynı şekilde Ebrar’dan olan rûha gök kapılarının açılacağı ve yedinci göğe kadar yükseltilecek olan bu rûhun sonra da kabrine döndürüleceği ve adının Cennetlikler Divanı olan İlliyyîn’e yazdırılacağı da beyan edilmektedir.

Siccîn ve İlliyyîn dünya hayatından sonra ve âhiret hayatından önce olduğuna göre demek ki tutulan kayıtlar Kabir hayatının başında olmaktadır.

Dipnotlar

[1] İbn Mâce, Zühd 32; Tirmizî, Kıyâme 26.

[2] Buhârî, Cenaiz 50, 53, 90; Nesâî, Cenâiz 44.

[3] Müslim, Tahâre 38; İbn Mâce, Zühd 36.

[4] Buhârî, Cihad 25.

[5] Bak. Buhârî, Cenaiz 50; Müslim, Cenâiz 104; Tirmizî, Cenâiz 59; Rağib Müfredat “Ehl” maddesi.

[6] Müslim, Cenaiz 102, Tahare 39; Ebû Davud, Cenaiz 79.

Ali Rıza Demircan

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar
  1. Cenk Cemil dedi ki:

    E Sayın Hocam !.. Ülkemizde “Ölüler ne duyar, ne iştir ne hisseder!” diyerek ölülerimizi değil kabirlerini ziyaret etmemizi onlara Kuran bile okumayı yasakayan ve boş bir iş gören bir sürü sapkın İlahayat Profesörü var ! Bunların bu saplantılarının yanlış ve bozuk bir inanç olduğunu içeren yazılarınızı da bekleriz !..