islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,4310
EURO
56,3625
ALTIN
6.878,75
BIST
14.139,89
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
27°C
İstanbul
27°C
Parçalı Bulutlu
Salı Parçalı Bulutlu
26°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
26°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
27°C
Cuma Parçalı Bulutlu
27°C

ODATV’NİN SORDUĞU SORULARA CEVABIMIZ: MARKSİZM’İN ÇIKMAZI, İSLÂM’IN MÜLKİYET VE EMEĞE BÜTÜNCÜL YAKLAŞIMI (III)

ODATV’NİN SORDUĞU SORULARA CEVABIMIZ: MARKSİZM’İN ÇIKMAZI, İSLÂM’IN MÜLKİYET VE EMEĞE BÜTÜNCÜL YAKLAŞIMI (III)

ODATV’NİN SORDUĞU SORULARA CEVABIMIZ: MARKSİZM’İN ÇIKMAZI, İSLÂM’IN MÜLKİYET VE EMEĞE BÜTÜNCÜL YAKLAŞIMI (III)

Odatv yazarı Sayın Cemile Y. Çetin, şahsımıza yönelttiği eleştirilerin son halkasında polemik boyutunu bir kenara bırakarak, şu soruları sıralamaktadır: “Marks’ın 175 yıl önce kiminle ilişki yaşadığını araştırmak gerçekten bugün Müslüman düşüncenin öncelikli meselesi midir? Yoksa Marks’ın hâlâ canlı kalan sorularıyla hesaplaşmak mı? Servet neden belirli ellerde yoğunlaşıyor? Çalışan insan neden ürettiği zenginlikten yeterli pay alamıyor? Mülkiyet neden ekonomik güçten siyasal güce dönüşüyor? İnsan emeği neden alınır satılır bir metaya dönüşüyor?” ve eklemektedir: “İslâm, bu sorulara Marks’tan farklı cevaplar verebilir. Hatta vermelidir. Çünkü İslâm’ın elinde kul hakkı vardır. Adalet vardır. Faiz eleştirisi vardır…”


Resim/Kitap: MGV Yayınlarından Çıkan “İslâmî Diriliş” Kitabımız, Kapitalizm’in etkisi altında olan post-modern dünyanın sorunlarına karşı gerçek çözümünün İslâmî dünya görüşünde olduğunu ortaya koyduk.

Öncelikle belirtelim ki; Odatv yazarının “İslâm cevap vermelidir” temennisiyle sorduğu bu sorular, bizim akademisyen olarak onlarca yıldır derslerimizde okuttuğumuz, kitaplarımızda ve makalelerimizde zaten derinlemesine cevapladığımız konulardır. Başta “İslam’da Sosyal Devlet” eserimiz ve Dr. Osman Sarı ile ortak çalışmamız olan “İslâmî Diriliş” kitabımız olmak üzere, çalışmalarımızı okuma zahmetine katlanmayanların, sanki bu sorular, Müslüman entelektüellerce hiç düşünülmemiş gibi sunması vahim bir talihsizliktir. Şimdi gelelim Odatv yazarının sorduğu o “canlı” sorulara ve İslâm’ın bu sorulara verdiği köklü, fıtrî ve âdil cevaplara:

1. “Servet Neden Belirli Ellerde Yoğunlaşıyor ve Mülkiyet Siyasallaşıyor?”

  • Marksizm’in Teşhisi ve Yanılgısı: Marksizm, servet yoğunlaşmasını özel mülkiyetin varlığına bağlar ve çözümü mülkiyeti tamamen yok edip devlete devretmekte (kamulaştırmada) bulur. Ancak mülkiyeti bütünüyle devlete devretmek, servet yoğunlaşmasını bitirmemiş; aksine fiiliyatta serveti ve gücü “parti bürokrasisinin” elinde toplamış, insanları devlet kölesi yapmıştır.
  • İslâm’ın Cevabı: İslâm, mülkiyetin kaynağını doğrudan Yaratıcı’ya bağlar: “Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır.” İnsan ise mülkün mutlak sahibi değil, fıtrî sınırları olan bir emanetçisidir (mutasarrıf). İslâm iktisat modeli, servetin belirli ellerde toplanmasını tam 1400 yıl önce yasaklamıştır: “…Ta ki o servet, içinizden sadece zenginler arasında dönüp dolaşan bir güç olmasın!” (Haşr, 7).

İslâm, bu birikimi ve mülkiyetin siyasî tahakküme dönüşmesini iki temel mekanizmayla engeller:

  1. Faiz Yasağı: Kapitalist sistemde servetin haksızca ve emek harcamadan belirli ellerde toplanmasının ana motoru sınırsız serbest ekonominin yanında faizdir. İslâm, faizi kesin olarak yasaklayarak, emeksiz sermaye birikiminin damarını keser.
  2. Mecburî Sosyal Transferler (Zekât): İslâm, kenara istiflenen ve âtıl tutulan haksız serveti lanetler. Yılda bir servetin tabana (yoksullara vd.) akıtılmasını sağlayan bir nevi zorunlu sosyal vergi türü olan Zekât, Kur’ânî bir “sosyal güvenlik ve servet dağılımı” mekanizmasıdır. Mülkiyet gasp edilmez, fakat hapsedilip güç odağı hâline getirilmesi de engellenir. Maksat, âdil bir nizam içinde gelir dağılımına yönelik sosyal adaleti sağlamaktır.

2. “Çalışan İnsan Neden Ürettiği Zenginlikten Pay Alamıyor ve Emek Metalaşıyor?”

  • Marksizm’in Teşhisi ve Yanılgısı: Marksizm, insan emeğinin metalaşmasını “artık-değer” (surplus value) kavramıyla açıklar ve sermayedara karşı sınıf savaşını körükler. Çözümü, üretici güçlerin mülkiyetini elinden almakta arar. Fakat pratikte Marksist rejimler, işçiyi Kapitalist patrondan alıp Devlete teslim etmiş, emeğin sömürüsünü katmerleştirmiştir.
  • Bizim Cevabımız: İslâm iktisadında insan emeği, pazarda alınıp satılan alelade bir “meta” değil; insanın onuru, alın teri ve kul hakkıdır.

İslâm’ın emek ve çalışan haklarına yaklaşımı şu esaslara dayanır:

– Alın Teri Kurumadan Ödeme: Âlemlere Rahmet Efendimiz (s.a.v.), “İşçinin hakkını, teri kurumadan veriniz” buyurarak, emeğin zamanında ve eksiksiz tazmin edilmesini dinî bir mükellefiyet kılmıştır.

– Ahiret Boyutlu Mülkiyet ve Kul Hakkı: İslâm’da işveren veya sermayedar, işçinin emeğini çaldığında sadece hukukî bir suç işlemez; doğrudan doğruya “Kul Hakkı” ihlaliyle ilâhî azaba muhatap olur. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) bildirdiği kutsî hadiste Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır: “Üç kişi vardır ki kıyamet günü ben onların hasmıyım… Biri de bir işçi tutup çalıştırıp da işini yaptırdığı halde ücretini vermeyen kimsedir” (İbn Mace, II, 814).

– Kâr/Zarar Ortaklığı (Mudaraba ve Müşaraka): İslâm iktisadı, sermaye ile emeği çatışan iki düşman sınıf olarak değil; risk ve kazancı âdilce paylaşan ortaklar olarak kurgular. Emeğin sadece sömürülen bir girdi olmasını engellemek için finansmanı “üretim ve kâr ortaklığına” dayandırır.

3. Fikrî ve Ahlâkî Bütünlük: Neden İkisi Birbirinden Ayrılamaz?

Odatv yazarının “Marks’ın sorularıyla hesaplaşalım ama yatak odasını kurcalamayalım” sığlığı, tam da Batı merkezli seküler zihniyetin “teori ile ahlâkı birbirinden koparma” hastalığının yansımasıdır. Oysa İslâm düşüncesinde İlim (Teori), Amel (Uygulama) ve Ahlâk (Etik İlkeler) ayrılmaz bir bütündür. İnsanlığa iddialı bir şekilde mülkiyetsizlik, eşitlik ve sömürüsüz dünya vaat eden ünlü bir teorisyenin, kendi hayatında:

  • Evindeki hizmetçi kadının mülksüzlüğünden ve çaresizliğinden faydalanarak onu sömürmesi,
  • Ondan doğan çocuğunu “burjuva itibarım zedelenmesin” kaygısıyla reddedip başkasına yamaması,
  • Hayatı boyunca burjuva dostu Engels’in finansal desteğiyle (yani kapitalist artı-değerle) geçinip kendi ailesini sefalete sürüklemesi,

sadece şahsî bir günah değil; kurduğu teorinin insan doğasına ve pratiğe tatbik edilemezliğinin somut delilidir. Kendi mikro evinde adaleti, eşitliği ve insafı tesis edemeyen bir fikri yapının; kitlelere ve toplumlara sosyal adalet getirebileceğini iddia etmek mantıkî bir safsatadır.

Biz “Das Kapital”ı Almanya yıllarımızda okuduk, sorularını inceledik, o sorulara İslâm’ın getirdiği muazzam iktisadî ve sosyal adalet cevaplarını da kitaplarımızda ve makalelerimizde kaleme aldık. Mirat-Haber sitesinde de bu bağlamda bir “sosyal vergi sistemi” kapsamında geliştirdiğimiz modern zekât modelini birçok yazımızda takdim ettik. Birkaç örnek:

https://www.mirathaber.com/mevcut-milyonerlerden-zekat-alinsa-turkiyede-yoksulluk-sorunu-kalmaz/

https://www.mirathaber.com/sosyal-adalet-icin-neden-zekat-sistemine-muracaat-etmiyoruz/

https://www.mirathaber.com/modern-zekat-modelimize-yonelik-nihai-onerilerimiz-14-2580h/

Velhâsıl-ı Kelâm; İslâm ne Kapitalizm gibi sermayeyi tanrılaştırıp insanı sömürür, ne de Marksizm gibi mülkiyet ve teşebbüs hürriyetini yok edip insanı devlet mekanizmasının dişlisi yapar. İslâm; mülkiyeti emanet, emeği mukaddes, servet adaletini ibadet, faizsiz iktisadı şart koşan ve insanı ruhuyla-bedeniyle bir bütün olarak ele alan yegâne fıtrî sistemdir. Odatv yazarının ve ideolojik ezbercilerin yapması gereken şey; fütursuzca “suizan” ithamında bulunmak yerine, İslâm’ın sosyal devlet ve iktisat/zekât modelini anlatan ilmî eserlerimizi okuma cesaretini göstermektir. Marksizm’in bütün yönlerini anlayabilmek, sadece “Das Kapital”ı okumakla mümkün değildir. Yine Odatv okuyucularını aydınlatmak adına gelecek yazımızda Karl Marx’in “din eleştirisi” konusunu İslâm’ı perspektiften ele almamıza ne dersiniz?

Prof. Dr. Ali Seyyar

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.