islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,5714
EURO
55,6206
ALTIN
6.592,47
BIST
11.430,14
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Çok Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
20°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
21°C
Cuma Hafif Yağmurlu
21°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
19°C

AK PARTİ SÖZCÜSÜ ÖMER ÇELİK’E TEVHİDİ İTİRAZ

AK PARTİ SÖZCÜSÜ ÖMER ÇELİK’E TEVHİDİ İTİRAZ
A+
A-

AK PARTİ SÖZCÜSÜ ÖMER ÇELİK’E TEVHİDİ İTİRAZ

Müslüman İçin Asıl Mesele Laiklik Değil, Allah’ın Egemenlik Hakkıdır

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in, yeni anayasada laiklik ilkesinin korunacağını ve partilerinin laiklikten vazgeçmeyeceğini söylemesi, Müslümanlar açısından üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir açıklamadır. Çünkü mesele yalnızca anayasanın bir maddesi değildir. Asıl mesele, hayatı kimin koyduğu ölçülerin yöneteceğidir. Bir Müslüman için bu sorunun cevabı açıktır: Hüküm koyma hakkı yalnızca Allah’a aittir.

Tevhid, sadece Allah’ın varlığına inanmak değildir. Tevhid; Allah’ı ilah, rab ve hüküm sahibi olarak kabul etmektir. İnsan hayatını, aileyi, toplumu, hukuku ve yönetimi belirleme yetkisinin Allah’a ait olduğuna iman etmektir. Kur’an bu gerçeği açıkça bildirir: “Hüküm yalnız Allah’ındır.” (Yûsuf, 12/40). Bu nedenle bir Müslüman, Allah’ın hükmünün yerine beşerî hükümleri koyan her anlayışı inancı açısından sorgulamak zorundadır.

Bugün tartışılan konu, geçmişte laikliğin yanlış uygulanmış olması değildir. Elbette Türkiye’de laiklik adına başörtüsü yasakları yaşanmış, insanlar eğitim ve çalışma haklarından mahrum bırakılmış, inanç sahibi insanlar baskı görmüştür. Bunlar büyük haksızlıklardır. Ancak Müslümanın itirazı sadece bu uygulamalara değildir. Çünkü laiklik baskıcı uygulansa da, özgürlükçü uygulansa da temel iddiası değişmez. Laiklik, din ile devlet işlerini birbirinden ayırmayı ve hukuk düzenini ilahî vahiy yerine insan iradesi üzerine kurmayı esas alır. İşte Müslümanın itirazı tam da bu noktadadır.

Kur’an ise insanı, Allah’ın indirdiği hükümlerle yaşamaya çağırmaktadır. Allah şöyle buyurur: “Aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet.” (Mâide, 5/49). Başka bir ayette ise Allah’ın indirdiği hükümlerden yüz çevirmenin büyük bir sapma olduğu bildirilir. (Mâide, 5/44-50). Bu ayetler, Allah’ın hükümlerinin sadece ibadetlerle sınırlı olmadığını, hayatın tamamını kuşattığını göstermektedir.

Müslüman için egemenlik tartışması siyasi bir slogan değildir. Bu, iman meselesidir. Çünkü Allah’ı Rab olarak kabul eden bir insan, O’nun hayatı düzenleme hakkını da kabul eder. Kulluk sadece namaz kılmak, oruç tutmak değildir. Kulluk, Allah’ın hayat için koyduğu ölçüleri üstün görmek ve onları savunmaktır. Kur’an’ın istediği teslimiyet budur.

İnsanlık tarihi bunun sayısız örnekleriyle doludur. İnsan, Allah’ın ölçülerinden uzaklaştıkça zulüm büyümüştür. Güçlü zayıfı ezmiş, savaşlar çoğalmış, sömürü yayılmış, faiz ekonomileri milyonları yoksullaştırmış, ahlaki çöküş hızlanmıştır. Sorun sadece yöneticilerin kötü olması değildir. Asıl sorun, Allah’ın gösterdiği adalet düzeninin terk edilmesidir. İnsan kendi hevasını ölçü hâline getirdiğinde adalet değil, güç belirleyici olur.

Kur’an bu tehlikeyi şu ifadeyle haber verir: “Hevasını ilah edineni gördün mü?” (Câsiye, 45/23). İnsan kendi aklını ve iradesini mutlak ölçü hâline getirdiğinde, Allah’ın hükmünü ikinci plana iter. İşte tevhid bunun karşısında durur. Tevhid, Allah’ın hayat üzerindeki egemenlik hakkını kabul etmektir.

Bugün yeni anayasa konuşulurken Müslümanların da kendi inançlarını açıkça dile getirmesi en doğal haklarıdır. Nasıl ki her düşünce kendi hukuk anlayışını savunuyorsa, Müslüman da Allah’ın indirdiği adalet ilkelerini savunabilir ve savunmalıdır. Çünkü bu, herhangi bir siyasi partiyi desteklemek veya eleştirmekten önce, Allah’a karşı kulluk sorumluluğudur.

Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, Allah’ın hükümlerini hayatın dışına çıkaran yeni formüller değil; Kur’an’ın gösterdiği adalet, emanet, merhamet ve hakkaniyet anlayışını yeniden merkeze almaktır. Müslüman için gerçek özgürlük, Allah’ın kulluğundan uzaklaşmak değil; yalnız Allah’a kul olmaktır. Gerçek adalet de insanların değişen arzularında değil, Allah’ın değişmeyen hükümlerindedir.

Bu sebeple yeni anayasa tartışmalarında Müslümanların söylemesi gereken söz nettir: Egemenlik hakkı yaratılmışlara değil, âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. Hayatı düzenleme yetkisini yalnız O’na vermek tevhidin gereğidir. Allah’ın indirdiği hükümleri hayatın dışına iten her anlayış, Müslüman açısından yeniden düşünülmeli ve Kur’an’ın ortaya koyduğu ölçüler doğrultusunda değerlendirilmelidir. Bu çağrı bir çatışma çağrısı değil; kulluğu, adaleti ve vahyin rehberliğini yeniden hatırlatma çağrısıdır.

Ömer Çelik’in konuşmasına şu linke tıklayarak ulaşabilirsiniz:

https://x.com/medya_post/status/2070531550379184481

İslam Başaran

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar
  1. Cenk Cemil dedi ki:

    Bu AKP’lilerin İslâm Dini konusunda ne kadar cahil ve bilgidsiz olduklarını henüz daha yeni-yeni anlamay başladınız !..Emin olun cahiliye dönemindeki Arap kabilelerinden daha bilgisz insanlar var aralarında!..