islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
16,3509
EURO
17,6134
ALTIN
974,83
BIST
2.450,84
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
27°C
İstanbul
27°C
Açık
Cumartesi Açık
28°C
Pazar Az Bulutlu
24°C
Pazartesi Az Bulutlu
26°C
Salı Az Bulutlu
25°C

AKIL VE KALP İLİŞKİSİ

AKIL VE KALP İLİŞKİSİ
20.04.2022
A+
A-

Peygamberler yaptıkları tebliğ ile, beynin ön lobunu yani aklın-mantığın (bilincin) faal olduğu alanı ilimle harekete geçirerek, beynin ortasındaki bilinç dışı olan duyguları (nefsani duygular dahil) dengeli bir şekilde kontrolünü sağlamaya çalışmış oldu.

Henüz ilk insan yaratılmamışken meleklerin çekindiği konu, bu oto kontrolün kurulamama sonucu ortaya çıkacak kaosla ilgiliydi. Nitekim Hz. Adem’e Allah tarafından bazı isimler öğretilerek, insanoğlunun bu potansiyel riskiyle ilgili bir çözüm ortaya çıktı.

Psikanalizin kurucusu Freud’un, insanoğluyla ilgili bu tür konularda yaptığı çalışmayı, aslında kendi sözlerimle şöyle özetleyebilirim:

Beynin ortasındaki bilinç dışındaki duyguların (nefsani duygular dahil), beynin ön tarafındaki aklın aktif olduğu bilincin eğitilmediğinde, insanlığın savaşlar üreten bir vahşiliğe dönüşmesini bahsetmiş oluyordu. Freud, iki çocuğu bilgiyle eğitmeye çalışarak, duygularının (kalplerinin) dizginlenebilmesi için, adeta çözüm adına bir deney yapmış oldu.

İşte iman; sahih imani hakikatlerin ilmiyle, beynin ön tarafıyla irtibatlı aklı aktifleştirerek, insanın beyninin orta kısmındaki korku, ümit, sevgi duygularının ve tüm nefsani duyguların, yalnızca bir olan ilaha teslim olmasıdır. Duyguların (kalbin) itidal seviyede dizginlenebilmesidir.

Salih amel ise; iman ilminin, beynin ön tarafını yani aklın-mantığın irtibatlı olduğu bilinci harekete geçirmesiyle ve insana,kendi acziyetini ilimle farkettirmesiyle oluşan, Allah’ı tanıması; yüce yaratıcıya olan sevgi duygusunu, duanın kabul olunabileceği ve cennetin kazanılabileceği ümidini,  bela, musibet ve hastalık korkusunu, cehennem korkusunu vs. beynin orta kısmındaki bu tür duyguları, nefsani duyguları, dengeli ve kontrollü harekete geçirerek, kişinin ibadete yönlendirilmiş olmasının nihai sonucudur.

Kuran-ı Kerim’in tamamına yakını “Tevhid, Nübüvvet, Ahiret” konularını içerir. Mesela beynin orta kısmında yer alan korku duygusunu, ilimle müspet yönde aktifleştiren kıyamet ve cehennem konuları; ümit duygusunu, ilimle müspet yönde aktifleştiren cennet konuları; Kuran-ı Kerim’de toplamda 2000 ayet civarı geçmektedir. Tevhid konusu, keza kuranın 3’te biridir. Tevhid ilmi, aklı ve her türlü korku, ümit, sevgi duygularını itidal çizgiye çeker.

İşte peygamberler bu minvalde “Tevhid, Nübüvvet, Haşir” konularını içeren bir ilimle, aklın ve duyguların (kalbin) birbiriyle  dengeli bir şekilde itidal üzere yürütülmesi adına gayret göstermiş oldu.

Tebliğ ve irşad yapmakla hemhal olmuş pek çok kimse, iman ve salih amel konularını, öncelikli olarak bu gibi tedrici yöntemlerle kalplere nakşedildiğini bilmektedir. Lakin yakın çevresinin ve toplumun dönüştürülebilmesi için öncelikli olarak elzem ve acil olan ihtiyaçlardan olan iman ve salih amel konularında tedrici eğitim yapmak yerine, önceden edinmiş oldukları bazı alışkanlıklara göre eğitim yapılması tercih edilebiliyor.

Mesela demokrasinin yanlışlığı, şeriatın siyasi boyutu, fıkıh, sahabe hayatları, siyer, tefsir gibi vb. konuları daha sonraki aşamalarda bahsetmeleri gerekirken, bu konuları ön sıraya alıp, anlatmaya, öğretmeye çalışma gayreti içerisinde olunuyor. Öncelik sıralamasında hata yaptıklarını bildikleri halde, öne çıkan duygularına engel olamadıklarından, alışkanlıklarına göre eğitim yapmaya devam ederek, beyinlerinin orta kısmı baskın bir biçimde kullanılmış olacağından, ihlas bir süreliğine bile olsa, kenara itilmiş olur.

İman ve salih amel gibi öncelikli konuların öğretilmiş olduğu kişiler ve bu öncelikli konuları öğreten konumuna geçmiş kişiler, tabii ki derinlikli ilmi çalışmalar içerisine de girebilirler. Bunda bir mahsur yoktur. Hadis, fıkıh, siyer, sahabe hayatları, peygamberler tarihi, tefsir vs. alanında çalışma yapanlar tabii ki olmalıdır. Ama öncelikli olarak zaruri iman, zaruri salih amel konularını, kendimize ve en azından yakınlarımıza aşılamayı, hatırlatmayı bir kenara bırakmadan…

Aksi halde nefsani duygularımıza uyup, bu konuları bir kenara bırakmış oluruz.

Suat Altınbaşak 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.