islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,0196
EURO
52,7555
ALTIN
6.777,78
BIST
14.409,07
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
16°C
İstanbul
16°C
Açık
Salı Parçalı Bulutlu
16°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
18°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
16°C
Cuma Çok Bulutlu
13°C

ALLAH (st) MERHAMET EDENLERİN EN HAYIRLISIDIR

ALLAH (st) MERHAMET EDENLERİN EN HAYIRLISIDIR
04/06/2025 09:00
A+
A-

-Allah (cc) çok merhametlidir

Kur’an Allah’ın merhametini altı kelime ile anlattığını hatırlayalım. Bunlar: er-Rahman, er-Rahîm, er-Raûf, Zü’r-rahme, Erhamu’r-râhimîn ve Hayru’r-râhimîn…

Bir önceki yazıda ‘erhamu’r-râhimîn’i Kur’an açısından incelemiştik. Bu yazıda da diğerlerini kısaca anlatmaya çalışalım.

-er-Rahmân;

‘ra-hi-me’ fiil kökünden gelen ‘er-Rahmân’; rahmet kelimesinin benzetme sıfatıdır ve pek fazla, sürekli merhamet sahibi demektir ve sadece Allah için kullanılır. Zira bu  sıfat rahmet edene dönük özel bir sıfattır.

Rahmân sıfatı/ismi, Rabbimizin ihsan ve bağışının bolluğunu, merhamet ve acımasının sonsuzluğunu ifade eder.

O, Son Elçi’ye ve Kitaba rahmet adını verdi. Bu Kitap er-Rahmân ve er-Rahîm adlarıyla başlıyor, her türlü hayırlı işe bu isimleri anarak    başlamamızı emrediyor.

Kur’an’da 57 defa geçiyor. Mesela;

“Rahman Rahîm olan Allah’ın adıyla. Hamd, Âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. O, Rahmândır, Rahîmdir.” (Bkz: Fâtiha 1/1-4. Bir benzeri: Bekara 2/163)

“Andolsun, Hârûn onlara daha önce şöyle demişti: “Ey kavmim! Siz bununla yalnızca imtihan edildiniz. Doğrusu sizin Rabbiniz ancak Rahmân’dır…” (Tâhâ 20/90)

“O, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayan Allah’tır. Gaybı da, görünen âlemi de bilendir. O, Rahmân’dır, Rahîm’dir.” (Haşr 59/22. v.d.)

Rahmân; mutlak ihsan, insan aklının alamayacağı kadar sonsuz rahmet/merhamet sahibi, sürekli merhamet eden, merhametinin  çokluğundan dolayı ni’met veren, ihtiyaçları devamlı gideren anlamlarına gelir. Onun şefkati ve merhameti her şeyi kuşatmıştır.

Allah (cc), Rahmân ismiyle (sıfatıyla) evreni ve içindekileri yarattı. Onlara ne lazımsa merhametiyle var etti, var etmeye devam ediyor. O, yarattığı varlıkların ihtiyacını en iyi bilendir. O, her türlü iyiliği yapar, ni’metlerini karşılıksız olarak verir.

er-Rahmân sıfatı er-Rahîm sıfatına/ismine göre daha kapsamlıdır.

Allah (cc) hem Rabb’dir, hem Rahmân’dır. O’nun rahmeti tıpkı kendisi gibi ezelîdir, yani başlangıcı yoktur. Rahmetinin sonu da yoktur. Yani O, tıpkı İlâh ve Rabb olması gibi rahmet sahibidir, sürekli merhamet edendir.

Rahmân Sûresinin ilk âyetleri bu isim hakkında bazı ipuçları veriyor:

er-Rahmân. Kur’an’ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona beyânı (her şeyin açıklanmasını) da öğretti. Güneş ve ay bir hesap iledir. Bitki ve ağaç(lar O’na) secde etmektedir. Gök ise, onu da yükseltti ve mizanı (ölçüyü) yerleştirip koydu.” (Rahmân 55/1-6)

Kur’an’da altı âyette er-Rahmân ve er-Rahîm birlikte geçiyor.

-er-Rahîm;

Özne ismi (ism-i fail) olarak çok merhametli, şefkati, acıması, koruması çok olan; rahmet edilmesi gereken kimseye, bağışta ve lütufta bulunan, ona karşı yumuşak davranan ‘rahmet sahibi” demektir.

er-Rahîm olan Allah (st) rahmet işini kendisine prensip edinmiştir, çok rahmet eder. Kullarının ihtiyaçlarını giderir, lütuf ve ihsanıyla onlara değer verir.

Bu sıfat da geniş bir merhamet ve rahmet manasını taşımaktadır.

“Derken, Âdem (vahy yoluyla) Rabbinden bir takım kelimeler aldı, (onlarla tevbe etti) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz O, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır.” (Bekara 2/37. Bir benzeri: Tevbe 9/1014)

“Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O’na tövbe edin. Şüphesiz Rabbim çok merhametlidir (er-Rahîm’dir), çok sevendir (el-Vedûd’tur).” (Hûd 11/90)

“İşte Allah, gaybı da görünen âlemi de bilendir, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.” (Secde 32/6) Ayrıca el-Aziz ismi ile Şu’arâ Sûresinde 9 âyette tekrar ediliyor.

Rahîm sıfatı hem Allah için, hem de insanlar için kullanılabilir. Çünkü bu sıfat sınırlı bir rahmeti, varlıklar arasında, onların durumlarına göre ayrım yapan bir merhameti ifade etmektedir.

O hem günahları affedip bağışlayan, hem de aciz ve güçsüz olan bu gibi kullarına acıyandır. O, hatasını anlayıp kendisine sığınan kullarına rahmetle muamele eder, kendisine boyun eğene gazap etmez.

İşte bu O’nun Rahîm oluşunun bir sonucudur.

‘er-Rahîm’ ismi Kur’an’da 116 defa, bunlardan 72 tanesi ‘el-Gafûr’ (çok çok bağışlayan), 7 tanesi de ‘et-Tevvâb (tevbeleri kabul eden)’ ile birlikte geçiyor. Bu da oldukça dikkat çekicidir ve her üçü arasında yakın bir anlam ilişkisi gösterir. Mesela;

“De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Âl-i İmrân 3/31)

“Ancak bundan sonra tövbe edip kendilerini düzeltenler müstesnadır. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Âl-i İmrân 3/89)

“Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz, Allah onun tövbesini kabul eder. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Mâide 5/9. Ayrıca bkz: Yûsuf 12/53. Bekara 2/163, 192, 218. Maide 5/34. A’raf 7/153. Bekara 2/54, 128 160. v.d.)

Rahmeti kendine bir sıfat kılan Rabbimiz bütün varlıklara karşı er-Rahîm’dir. Ama O kendisine itaat edip, kulluk yapanlara rahmetini artırıp ödüllerini verecektir. Dünya hayatını kendi rızası için değerlendiren, şükreden ve isyan etmeyen mü’min kullarına âhirette özel bir rahmetle davranacaktır.

Allah’ın er-Rahmân oluşu ezele (başlangıcı olmayışa), er-Rahîm oluşu da ölümsüzlüğe göredir. Bundan dolayı yaratıklar Allah’ın er-Rahmân oluşuyla başlangıçtaki rahmetinden, er-Rahîm olmasıyla da sonuçta meydana gelecek olan merhametinden yararlanırlar

Müslüman er-Rahmân ve er-Rahîm olan bir Allah’a iman eder, her işine er-Rahmân ve er-Rahîm olan Allah’ın adıyla (Besmeleyle) başlar, her rek’ât namazda er-Rahmân ve er-Rahîm isimlerinin geçtiği Fâtiha’yı okur.

Dolaysıyla bu isimlerin tecellileri müslümanın davranışlarında görülür.

-er-Raûf;

Kur’an’da er-Rahîm’in ‘er-Raûf’ ismiyle beraber kullanılması da ondaki şefkat ve merhametle muamele anlamımını kuvvetlendirir.

‘Raûf’ kelimesini aslı ‘re’fet’tir. Re’fet ise sözlükte rahmet, şefkat ve acımadır.

‘Raûf’, bu anlamdan hareketle çok merhamet eden, çok şefkat gösteren demektir. Kişinin kalbinin bir şey karşısında dayanamaması, yani ona karşı merhamet ve şefkat hisleriyle dolması bu re’fet duygusuyla olur. (el-Isfehânî, R. el-Müfredât, s: 303)

‘er-Raûf’, Allah’ın güzel isimlerinden birisidir. O, kullarına iyilik eden, ikramda bulunan Rabbin ihsan etme sıfatının en üstün noktasını ifade eder. er-Rahîm ise, kendisine merhamet edilecek kişinin ihsana muhtaç olduğunun en doruk noktasını ve bu noktada Rabbimizin ona ikram etmesini anlatır.

Allah (cc), kullarına karşı son derece ‘re’fet’ sahibidir. Onlara ‘er-Raûf’ ismiyle muamele eder. (Bekara 2/207)

“Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir (er-Raûf’tur), merhametlidir (er-Rahîm’dir).” (Tevbe 9/128)

“Bu hayvanlar ancak kendinizi fazlasıyla yorarak ulaşabileceğiniz bir beldeye yüklerinizi taşır. Kuşkusuz Rabbiniz çok şefkatli (er-Raûf’tur), çok merhametlidir (er-Rahîm’dir).” (Nahl 16/7. Ayrıca bkz: Hac 22/65. Nûr 24/20. Tevbe 9/117. Haşr 59/10)

 zü’r-rahme;

Allah (cc) sonsuz rahmet-merhamet sahibi’dir ve her varlık O’nun bu özelliğine muhatap olur, istifade eder.

“Rabbin, çok bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir. Eğer yaptıkları yüzünden onları (dünyada) cezaya çarptırsaydı, elbette azaplarını çarçabuk verirdi. Hayır, onlar için belirlenmiş bir gün vardır ki (o gün gelince) hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar.” (Kehf 18/58)

“Rabbin zengindir, rahmet sahibidir. Dilerse sizi yok eder ve sizi başka bir kavmin zürriyetinden yarattığı gibi sizden sonra yerinize dilediği bir kavmi yaratır. En’am 6/133)

-Allah (cc) merhamet edenlerin en hayırlısıdır (hayru’r-râhimîn’dir); 

Bu ifade ve hakikat Kur’an’da 2 âyette geçiyor.

**Mü’minûn Sûresinin bu bölümünde Allah’ın âyetlerini ve âhireti inkâr edenlerin Hesap Gününde yargılanmalarından bir sahne anlatılıyor. Zaten kâfirlerin en önemli özelliliği Allah’ın Kur’an’daki ve varlık âlemindeki âyetlerini bile bile inkâr etmeleridir. Hesap Günü bu kendileri de itiraf edecekler: “Kötü yanımızın etkisinde kaldık; biz bir sapıklar topluluğu olduk.”

Demek ki inkârları sağlam bir delile değil, hevâlarına (arzu ve isteklerine), kör inatlarına dayanıyordı.

Böylelerinin o gün Allah’a; “Bizi buradan (cehennemden) çıkar” şeklindeki feryatları cevapsız kalacaktır. Akıllarını kullansalardı, dünyada iken kendilerini Cehenneme değil Cennete götürecek ameller işlerlerdi.

Böyle yapmaları gerekirken bir de Allah’a teslim olup âhiret hayatı için hazırlanan ihlaslı mü’minleri küçümseyip onlarla alay ederlerdi.

Sonuçta âhiretteki kurtuluşu, başarıyı, ödülleri, ilâhi ikramları o güne hazırlanan mü’minler hak ederler. (Komisyon, Kur’an Yolu (DİB), 4/75)

Cehennemden çıkmak isyeten cehennemliklere Allah (cc) şöyle diyecek:

Alçaldıkça alçalın oraada! Bana karşı konuşmayın artık.  

“Zira kullarımdan bir zümre: Rabbimiz! Biz iman ettik; öyle ise bizi affet; bize acı! Sen, merhametlilerin en hayırlısısın, demişlerdi.

İşte siz onları alaya aldınız; sonunda onlar (ile alay etmeniz) size Beni anmayı (zikretmeyi) unutturdu, siz onlara gülüyordunuz.

Bugün ben onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, hakikaten muratlarına erenlerdir.” (Mü’minûn 23/108-111)

**Mutlak hakim, her şeyin hükümranlığını elinde tutan, Hak olan Allah çok yücedir, yüceliğinin sınırı yoktur. Zaten O’ndan başka tanrı (ilâh) yoktur. Yüce Arşın sahibi de O’dur. Buna rağmen kim âlemlerin Rabbi Allah’tan başkasını, herhangi bir şeyi tanrı edinirse, ona tapınırsa; onun hesabı Allah’a kalmıştır.

Hak’tan gelen hakikati inkâr edenler iflah olmazlar (kurtuluşa eremezler). Allah’tan başkasının tanrı edinmenin de bir delili (kanıtı) yoktur.

Allah (cc) burada kendisine ortak koşan müşrik inkârcıları tehdit ediyor. Onları elbette hesaba çekeceğini bildiriyor.

Rabbimiz bundan sonra şöyle buyuruyor:

“De ki: Bağışla ve merhamet et Rabbim! Sen merhametlilerin en hayırlısısın.” (Mü’minûn 23/118)

Allah (st) bu âyet ile Rasulullah’a ve onun şahsında biz üm­metine nasıl dua edeceğimizi öğretiyor. (Taberî, İbni Cerir. Câmiu’l-Beyân, 9/254)

Hüseyin K. Ece

İSLAMİ HABER “MİRAT”  -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

 

 

 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.