
İbn Haldun (d:1332,Tunus-ö:1406,Kahire) üstadımızın kitapları, Kurtuba’da cayır, cayır yakılıyor. İlim, irfan, din adına sergilenen bu utanç tablosu karşısında üstadın talebeleri ağlıyorlar. İbn Haldun talebelerine dönüp teselli mi ediyor, ince ince anlamlı bir mesaj mı veriyor? takdir ve değerlendirmesi sizlerin idrakine yakışır. “Evlatlarım ağlamayın! eğer ümmetin haline, ilmî liyakat ve hezeyanına ağlıyorsanız; bu gözyaşlarınıza değmez. Üstelik tüm denizleri gözyaşınıza eklesek yine de az gelir. Ama kitaplarım için ağlıyorsanız; hiç müteessir olmayın. Çünkü FİKİRLERİN KANATLARI VARDIR, KUŞLAR GİBİ UÇARLAR. HİÇBİR GÜÇ FİKİRLERİ YAKAMAZ; YANAN SADECE KÂĞITLARDIR.”
Türkiye’mizde süregelen Kur’an mealleri çalışmaları, kopyala-yapıştır misali birbirinin aynısı boyutunda süregeldi. Ancak son 30 yılda nüzûl sırasını esas alarak amaç, maksat, tarihsel ve semantik araştırma eksenli emek mahsulü açıklamalı meal çalışmaları, soran, sorgulayan ve karşılaştırmalı Kur’an okumaları yapan iman kardeşlerimiz için mutluluk ve memnuniyet sebebi olmuştur.
“Sorgulanmayan din yaşanmaya değmez!” fehvasınca bu mukayeseli okumalar, çok farklı kesimleri Kur’an’la buluşturdu, bilgi, bilinç ve şuur kazandırdı. Sonuçta taklîdî değil tahkîkî dînî yaşam ortamı oluşturdu. Emektar her bir üstadımıza, sevgi, saygı ile teşekkürlerimizi, şükranlarımızı ve kalbî dualarımızı arzederiz.
Bu müfîd çalışmalara pranga vurmak üzere, TC.Diyanet İşleri Başkanlığı’mızın menfî müdahalesine teessür, teessüf ve protestomuzu nezaketle iletmek isteriz.
Mübarek Kur’an’ımız inişinden bu güne milyonlarca cilt meal ve tefsir yazılmıştır. Bu zenginliğimizdir, ilmî inkişafımızdır, aktif üretkenliğimizdir. Her asrın ilmî gelişimi, doğan ihtiyaçları, değişen dil ve anlatı tekniğine ve yeni teknolojiye mutabık Kur’an meali, yorumu ve tefsiri dün yapılabilirken bugün için daha büyük bir ihtiyaç olduğunu görmezlikten gelemeyiz.
“Dün dündür, bugün bugündür.” sözü, her alanda merak, araştırma ve atılım zaruretinin en basit ifadesidir. En ulvî ilke ve değerimizi, değişmez mesajını lütfeden ise hiç şüphesiz Rabbimizdir.
“Biz, dilediğimiz kimsenin derecesini (ve şerefini) yükseltiriz. Zira her ilim sahibinin üstünde, (ondan) daha iyi bilen birisi daima vardır.”(Yusuf,12/76)
Ve yine “Geleceğin geçmişinden/bugünün dününden daha hayırlı, iyi ve güzel olacak.”(Duhâ,93/4) buyuran Rabbimiz her alanda inkişaf ve tekâmülü önermektedir.
Kur’an-ı Kerîm, herkesin kabul edebileceği değerleriyle aklîdir. İnsanlığın yaşam standart, maslahat ve ihtiyaçlarına uygundur. Her ümmînin/yeterli dînî bilgiden uzak herkesin anlayacağı boyutta kolay ve mümkündür. Öyleyse bize düşen çok okunup en az anlaşılan bu ilâhî, aklî ve ahlâkî değer kaynağımız mübarek kitabımızı, okumak, anlamak ve hayat kitabımız, yaşam rehberimiz kılmaktır.
Ve el-Hak olan Allah, dileyen, isteyen, seçen ve yapan herkese lâyık olduğunu verir. Şüphesiz Allah’ın yanlışı olmaz. Yanlış bizim bakışımızda, algımızda, hatta önyargımızdadır. Lütfen bırakalım gayret ehlinin önünü, ilmini, irfanını ve tekamülünü açalım. İlimden ve ilmin inkişafından korkmayalım.
“İnancını o güne kadar gizlemiş olan Firavun hanedanından bir mümin, ayağa kalkıp şöyle haykırdı: “Siz bu adamı, ‘Rabb’im Allah’tır!’ dediği için mi öldüreceksiniz? Oysa o, sözlerinin doğruluğunu ispatlamak üzere size Rabb’inizden apaçık deliller getirdi. Düşünün; eğer o bir yalancıysa, yalanının cezasını kendisi çekecektir, fakat eğer doğru söylüyorsa, onu inkâr ettiğiniz takdirde, sizi uyardığı dünya ve âhiret azâbının bir kısmı dünyadayken başınıza gelecektir! Çünkü Allah, haddi aşarak Kendisi hakkında yalan söyleyen hiç kimseyi başarıya ulaştırmaz, doğru yola iletmez.”(Mü’min, 40/28)
Ve’s-selam…
NURİ ÇALIŞKAN
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-