islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
18,6445
EURO
19,6464
ALTIN
1.077,48
BIST
4.964,68
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
17°C
İstanbul
17°C
Hafif Yağmurlu
Cumartesi Hafif Yağmurlu
20°C
Pazar Az Bulutlu
17°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
11°C
Salı Az Bulutlu
11°C

Ana ilkemiz vermek olmalıdır

Ana ilkemiz vermek olmalıdır
02.02.2018
A+
A-

İslâmî öğretim ve eğitimden yoksunluğumuzun en belirgin göstergelerinden biri, “Ben ne verebilirim değil de ben ne alabilirim,”zihniyetinin insanımıza hakim olmasıdır. Oysa ki İslâm,almayı değil vermeyi kurumsallaştırmıştır. Vermekasıldır, süreklidir, emirdir ve öğüttür. Almak ise ârızidir, geçicidir ve yalnızca başvurulabilir bir ruhsattır/izindir.

* * *

Devletbaşkanından temizlik işçisine, öğretim üyesinden öğrencisine, hakiminden mahkumuna ve kadınından erkeğine kadar istisnasız akıllı ve ergin her Müslüman verici olmak konumundadır.

Her Gün Verici Olmakla Yükümlüyüz

Sevgili Peygamberimiz “Her gün bir hayır yaparak verici olmanız vacib görevinizdir.”buyurarak bu gerçeği açıklamıştır.(et-Tac 2/40)

Peygamberimiz örnekler vererek bu görevin, kazanılan günlük nafakadan bir miktar ayırıp vererek, bedeni bir yardımda bulunarak ve İslâmî,aklî ve ilmî doğrulara çağırarak, hatta zarar verici olmaktan korunarak gerçekleştirilebileceğini beyan etmişlerdir.Böylece istisnasız her bir Müslümanın verici olma özelliğini kazanabileceğini duyurmuşlardır.

İslâm dininde alıcılığın değil vericiliğin ön plana çıkarıldığını ilâhî emirlerde ayrıntılı bir şekilde tespit edebiliriz.

Vericiliğe Örnekler

Aşağıda sunacağımız vermeye yöneltici Kur’ânî ve Peygamberî emirler, konumuzu aydınlatıcı vasıftadır:

[“Eyimanedenler! Topluca barışa yönelin…”

“Mümin kardeşleriniz arasındauzlaştırıcı olun.”

“Namazların şartlarını uygulayarak kılınız ve zekâtlarınızıveriniz.”

“Adâletliolunuz.”

“Şüphesiz,Allah emanetlerinizi, (vermeyetkisine sahip olduğunuz sosyalgörevleri)ihtisassahiplerine vermenizi emreder…”

“İşçiye teri kurumadan ücretini veriniz.”](Bakara 110,208,Hucurat 10,Maide 8,Nisa 58,el-Camiüs-Sağîr 1/46)

* * *

Aktardığımız ilâhî emirlere şu İslâmî buyrukları da katabiliriz:

[“Sizebir iyilik yapıldığı; bir hediye verildiğinde karşılığınıveriniz.Buna güç yetirmezseniz, ikram sahibine duâ ediniz.”“SiziRabbiniz katında bağışlatacak amellerden biri de mümin kardeşinize huzur verip onu mutlu kılmanızdır.”

Verilen kutsal ölçülerden anlaşılacağı üzere, verme yalnız maddeye münhasır/özgü değildir.

Vericiolma Allah’a imanın gölgesinde parasal yardımdan hizmet üretmeye, adâlet tevziinden bilgi vermeye, ilgi sunmaktan güler yüz göstermeye ve daha nicelerine kadar vermeye konu edilebilecek her şeyi içine alır.

İslâmlıcılığıkural olarak yasaklar

İslâm, açıklamaya çalıştığımız üzere verici olmaya yönlendirirken hayatî gereksinimlerin oluşturduğu,zekât alıcılığı gibi istisnai durumlar bir yana, kural olarak alıcı olmayı da yasaklamıştır.

Peygamberimiz, “İnsanlarayükolmayınız.”buyurmuş, insanlardan hiçbir şey istemeyecekleri sözünü verecekleri Cennetle müjdelemiştir.

İnsan istediği zaman, Peygamberimizin yönlendirdiği gibi faydalı olana yapışarak yalnızca Allah’dan isteyecektir.

Moderndilenciliktendkaçınılmalıdır

Burada önemli buldğumuz bir hususa değinmek isteriz. İslâm’ın onay vermediği alıcılık, yalnızca çağrışım yapılan anlamda dilencilik değildir.

İslâm,şirketleşmeyi önerirken şahıslarımız ve kurumlarımız için faizli-faizsiz kredi istemek, kendimizi özelliklerimizle tanıtmak yerine iş ve oy istemek, her zaman ve her yerde hakkımızı öncelikle bizzat arayacağımız yerde aracılık istemek,hakkımız olmadığı durumlarda zam istemek,entrikelarla ihale kazanmayı istemek…

Bütün bunlar modern dilenciliktir; asalaklıktır. Yasaklandığınız alıcılıktır. Yakınçevreme ve toplumuma ne verebilirimden çok, onlardan ne alabilirim?”zihniyetin fosilleşmiş ürünüdür ve İslâm dışıdır.

Verici olmak Hak ve halk katında yücelmektir. Cennetle armağanlanmaktır. İstisnai durumlar dışında alıcı olmak zuldür ve azap sebebidir.

SORU CEVAP

Fuhuş, ( zina,eşcinsellik, lezbiyenlik) örneğin iş adamları ve sanatçılar tarafından yapıldığında değil de toplumsal konumu zayıf olan kişiler tarafından yapıldığında mı ahlâk dışı olur?

Biz müslümanız, değer yargılarımızı İslâmdan alırız. Hayata, şeytanın gör dediği yerden değil, Kur’ân ve Sünnet penceresinden bakarız. Bu sebeple biz eş cinsel ve nikâh dışı ilişkileri haram biliriz. ( İsra 32, Araf 80-81) Bu tür ilişkileri tabii ilişkiler olarak sunan ve özendirici bir dil kullanan medya yayınlarını da ahlâk dışı buluruz. ( Nûr 19,Maide 2)

Eşcinsel ve zina gibi fuhşun ticari yatırm haline dönüştürülmesini de haram görürüz.( Nûr 33, Darimî Hn.2624)

Özetlersek biz Allah’ın ve ortak aklın çirkin bulduğu fuhşa, örneğin toplumsal konumu zayıf olan kişilerce yapıldığı için değil, fuhuş olduğu için karşı çıkarız. Onu, Allah’a isyan, insanı aşağılama ve azap sebebi olarak değerlendiririz.

Zenginde yapsa, sanatçı da yapsa, siyasi de yapsa fuhuş fuhuştur. Tövbe edilmesi gereken suçtur/azaba uğratabilecek günahtır. Soru: Medya haberlerinde, dünya benzeri hayat bulunan yeni bir gezegenin bulunduğu bildiriliyor? Bu konu da Kur’ân’da bir işaret var mıdır? Cevap: Vardır.Allah’ın Hz.Muhammed aracılığıyla insanlığa gönderdiği son ilâhi Kitap olan Kurân’da Sema ve Semavat ifadeleriyle dünya göğüne ve göklere yer verilmektedir.Onların konumuna,yaratılışına, güzelliğine ve yaratılış süreçlerine dikkatlerimiz çekilmektedir. Böylece Ebed’i Hayat’a imanın aklî temelleri atılmakta, Cennet ve Cehennem’e imanımız pekiştirilmektedir.

Yüce Allah, Kur’ân’ın, kendisinin kitabı olduğunu kanıtlarcasına, ilim ufkumuzu aydınlatan ve çalışmalarımıza yön veren işaretler de sunmaktadır. Bunlardan biri de sorunuza ilişkindir. Biz Şûra sûresindeki açıklamayı yorumsuz olarak aktarıyoruz

“Gökleri yeri ve yaratması ve her ikisinde DABBE yaratıp yayması Allah’ın yaratıcılığını gösteren belgelerdendir. O, dilediği zaman onları bir araya toplamaya gücü yetendir”(Şûra 29)

Dabbe insanlar dahil bütün canlı varlıklara verilen genel isimdir. Canlı olan yerde su da vardır. Bu tanımı doğrulayan Kur’ân’da şöyle buyrulur:

“Allah bütün Dabbeleri/canlıları sudan yarattı. Kimi canlılara karnı üzerinde yürür.Kimi canlıar iki ayağı, kimi de dört ayağı üzerinde yürür. Allah canlı/cansız dilediğini yaratırHiç şüphesiz Allah dilediği her şeyi yapmaya gücü yetendir.”(Nur 45)

Kur’ân’dan Mesajlar

“Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, tıpkı buğday tohumu eken bir çiftçinin durumuna benzer: Toprağa atılan bu tek tohum, her başağında yüz buğday tanesi olmak üzere tam yedi başak filiz verecektir. Yani Allah yolunda harcama yapan kişi de mükâfatını en az yedi yüz katıyla alacaktır.

Hatta Allah, dilediğine bundan kat kat fazlasını da verir. Çünkü Allah, lütuf ve merhametiyle sınırsızdır, her şeyi bilendir. Mallarını Allah yolunda harcayan ve bu harcamalarının ardından yaptığı iyilikleri başa kakmayan, gönül incitmeyen kimseler var ya, işte Rableri katında onlara nice ödüller vardır. Ve Hesap Günü’nde onlar ne korkuya kapılacak, ne de üzüleceklerdir. Gönül alıcı tatlı bir söz söylemek veya bir kimsenin ayıbını örtüp kusurunu bağışlamak, peşinden başa kakma ve incitme gelen bir sadakadan daha değerlidir. Öyle ya, Allah hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç değildir; her bakımdan sınırsız kudret ve zenginlik sahibidir…” (Bakara 2/261-3)

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.