
Biz kendimize değer vermeyi hiç öğrenemedik. Onaylanmayı, iyi insan olmak sandık. Yanlış yaparız diye karar almaktan korktuk. Başımıza gelene katlanmayı sabır, hakkımızı aramayı isyan zannettik. Böyle yetiştirildik.
Sonra fark ettim ki ben de çocuklarımı aynı şekilde büyütüyorum. Özlerine değer vermeyi bilmeden, öğretemeden… Ve gördüm ki ben çocuğuma nasıl davranıyorsam, başkaları da ona öyle davranıyor. “En değersiz hep benimkiler…” dedi danışan bir anne.
Çünkü dedim, insan kendini önce anne babasının gözünden tanır. Oradan aldığı mesaj, bütün hayatına damga vurur. Eğer “değerlisin” mesajını almışsa hayata güvenle bakar. Ama o mesajı bulamamışsa, hep kendiyle ve çevresiyle savaşarak yaşar.
O yüzden bana yanlış gelen bir deyim var: “Analar tahtını yaparmış, bahtını değil…” Sanki anne sadece evin düzenini kurar, çocuğuna imkân sağlar ama gerisi onun elinden çıkarmış gibi… Oysa onun etkisi çok daha fazladır. Kaderi yazan Allah’tır, bunda şüphe yok. Ama kaderin içinde bize verilen irade vardır. İşte o iradeyi kullanma biçimimizi, hayata hangi gözlüklerle bakacağımızı çoğu kez anne babamız öğretir.
Biz bahtı sadece şansa, talihe, tesadüfe ya da karşımıza çıkan olaylara indirgeriz. Oysa baht, başımıza gelenlere bakışımızdır. Rabbimiz Kur’an’da buyurur: “Allah hiçbir nefse gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemez.” (Bakara, 286)
O hâlde başımıza geleni nasıl taşıyacağımız, bizim asıl sınavımızdır. Mesela bir anne, çocuğuna sabrı öğretebilirse o çocuk bahtına çıkan zorluklar karşısında kolayca yıkılmaz.
Bir anne, şükrü öğrettiyse çocuk küçük şeylerden bile mutlu olmayı öğrenir.
Bir anne, tevekkülü öğretebildiyse çocuk her düşüşte yeniden kalkacak gücü bulabilir.
Psikoloji artık bize öğretti ki kendine değer vermeyi öğrenmiş biri hayatta çok daha güçlü durabiliyor. Sevilmiş, güven verilmiş bir genç kız, ilk duyduğu güzel sözlerin peşinden körü körüne koşmuyor. “Sen yaparsın, Allah yardım eder” diyerek büyütülmüş bir çocuk, denemekten vazgeçmiyor; düşse de yeniden kalkıyor, devam ediyor. Dua etmeyi öğrenmiş bir çocuk, çaresizliğe düştüğünde ellerini açacağı kapıyı biliyor.
İşte bütün bunlar, annenin yüreğinden evladına geçen görünmez mirastır.
Evet, Allah’ın yazdığı kader değişmez. Hangi evde, hangi şehirde, hangi zamanda doğacağımız bizim elimizde değildir. Ama o çizgide nasıl yürüdüğümüz, hangi tavrı seçtiğimiz bizim gerçek bahtımızdır. Ve çoğu kez bu yolculuğun ilk pusulasını annemiz verir.
Anne, pusulayı gösterir, yönü tarif eder; ama yolda yürüyebilmek, düşüp yeniden kalkabilmek, kalpte sebat bulabilmek Allah’ın kudretiyle mümkündür. Annenin duası da vesile olarak çocuğa güç ve yön verir.
Kısacası, sanılanın aksine anneler yalnızca tahta değil, bahtı da etki eder. Çünkü çocuğun gerçek bahtı, başına gelenler değil; başına gelene nasıl baktığıdır. Ve o bakışı kazandıran çoğu zaman annenin sevgisi, duası ve öğrettikleridir.
ŞEYMA DEMİRCAN NAMAZCI
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-
YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ