
AZERBAYCAN,TÜRKİYE’YE NE ANLATMAK İSTİYOR?
Azerbaycan yönetiminin kamuda ve okullarda başörtüsünü yasaklaması, bu gidişle Azerbaycan ile Türkiye arasında bir krize dönüşme sinyalleri veriyor. Zira Azerbaycan yönetimi, kararı sert dille eleştiren Türklerle ilgili yakalama ve Azerbaycan’a giriş yasağı kararları alıyor.
Öyle anlaşılıyor ki Aliyev yönetimi bu konuda bu yönde kararlar almaya devam edecek. Türkiye’de Azerbaycan yönetiminin aldığı kararlara tepkiler gün geçtikçe arttığına göre yakalama ve Azerbaycan’a giriş yasağı uygulananların sayısının nereye varacağını kestirmek zor.
Olup bitenlere baktığımızda; belli ki Aliyev iktidarı kılık/kıyafet kararının Türkiye’de oluşturacağı tepkiyi tahmin ederek, bilerek ve isteyerek bu kararı almıştır. Başörtüsü yasağı kararının zamanlamasının Türkiye ile İsrail’in arasının iyice açılmakta olduğu, her an bir kıvılcımın çıkma ihtimalinin gündemde bulunduğu bir döneme denk getirilmesi dikkat çekicidir.
Belli ki Azerbaycan bu süreçte Türkiye’ye İsrail’le birlikte olduğunu vurgulama ihtiyacı hissetmiş, bunun için de en basit ve kestirme yolu başörtüsü yasağı uygulamakta bulmuştur.
Azerbaycan yönetiminin bölge güvenliği toplantısı adı altında yaptığı toplantıya bölgeyi kana boğan, Gazze’de soykırım uygulayan İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’u davet etmesi ve Herzog’u Azerbaycan’a ait uçakla Türkiye hava sahasından geçirmesi de gerilim oluşturma planının bir parçası olarak görülmelidir.
Bu toplantıya katılan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Azerbaycan Spor Bakanı tarafından karşılanması Türkiye’de tepki oluştururken Fidan’ın, Herzog’un konuşması esnasında işaret verdiği bazı ülkelerle salonu terk etmesi de Azerbaycan cephesinde eleştiri konusu olmuş; bu durum her iki ülkedeki bazı kesimlerin tepkilerini artırmıştır.
Gerilimi artıran bir başka husus ise Hakan Fidan’ın Aliyev’e darbe planı hazırladığı iddialarının yaygınlaştırılması olmuştur.
Gerek başörtüsü yasağı gerekse diğer iddialar üzerinden Türkiye’ye karşı Azerbaycan cephesinden yükseltilen tepkiye karşı Cumhurbaşkanı Erdoğan sükûnetle hareket etmektedir. Ancak iki ülke halkları arasındaki tartışmaların çapı büyüdükçe Erdoğan iktidarının yaşananlar karşısındaki suskunluğunun muhafazakâr, dindar çevrelerde tepkilere yol açması muhtemeldir. Eğer Türkiye halkı tepki gösterdikçe Aliyev yakalama ve yurda giriş yasağı kararlarını genişletip, siyasiler ve iktidarın bazı isimleri dâhil kendisine tepki gösteren Türkiye halkına karşı bu yönde karar almayı sürdürürse Erdoğan iktidarının suskunluğunu koruması zordur. O nedenle öncelikli olarak yaşanan gerilimin giderilmesi gerekmektedir.
Tüm bu olup bitenlerden bir sonuç çıkaracak olursak; Türkiye, Azerbaycan’ı kendi gibi görüp İsrail’e karşı birlikte hareket edebileceğini düşünse de bu hiçbir şekilde mümkün değildir.
Bunun nedenine gelince; Azerbaycan halkı içinde çok sayıda Yahudi vardır. Yahudiler, Azerbaycan’da başta medya olmak üzere devletin kilit noktalarına yerleşmiş durumdadır. Bir kızını Yahudi ile evlendiren Aliyev’in yakın korumalığını da MOSSAD’ın yaptığı öne sürülmektedir. Ayrıca CIA, Azerbaycan’da etkindir ve bazı önemli FETÖ’cüler devlet kademelerinde yer almaktadır. Azerbaycan’ın başta petrol olmak üzere önemli ticari kaynakları İsrail etkisindeki Yahudilerin elindedir.
Özetle Azerbaycan; Aynı ırktan olsalar da Türkiye ile özdeş bir devlet olmadığını, dış politikada kendi kararlarını kendilerinin vereceğini ve her şartta İsrail’le dostluklarının devam edeceğini Türkiye’ye belirtmek, bunu bir gerilimle fiili olarak vurgulamak istemiştir.
Peki bu durumda Türkiye ne yapmalı?
Türkiye, Azerbaycan gerçekliğini kabul etmelidir. İktidarlar geçicidir ve Aliyev, Azerbaycan’ın başında ebedî kalacak değildir.
Kabul etmeliyiz ki Türk cumhuriyetlerinin hiçbiri dış ve iç konularda Erdoğan iktidarının hassasiyetine sahip değildir. Birçok konuda farklı düşünmektedirler. Toplumsal gerçeklikleri de Türkiye’den farklıdır. Ancak buna rağmen başta Türklük ve (kendilerine has) Müslümanlık olmak üzere Türk cumhuriyetlerinin tümü Türkiye ile önemli ortak değerlere sahiptir.
Türkiye’ye düşen görev, bu ülkelerle iş birliğini artırmak ve ortak değerleri geliştirmek için azami gayret sarfetmek olmalıdır.
ADNAN ONAY / ULUSLARARASI SİYASET UZMANI
Yazarımız ‘Adnan Onay’ın’ DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA ”TIKLAYINIZ”
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube