islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
17,9498
EURO
18,3543
ALTIN
1.030,89
BIST
2.795,06
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
32°C
İstanbul
32°C
Açık
Salı Açık
31°C
Çarşamba Az Bulutlu
28°C
Perşembe Az Bulutlu
30°C
Cuma Az Bulutlu
29°C

Çakallara Karşı Bilimsel Yöntem

Çakallara Karşı Bilimsel Yöntem
20.06.2017
A+
A-

Bugün bilimsel metodu ve Kurani bir yaklaşımı olmayan, bu nedenle söylediklerinin büyük bölümü temelsiz olan, materyalizm öncüsü İbn Haldun’un baş tacı edilmesi yerine, şahsiyetlerin tahakkümünden kurtulup, delilleri, mantığı ve kanıtlanmışları izlemeye ihtiyacımız olan bu dönemde İbn Heysem ve Kuran’a dayalı Bilimsel Metodunu tanımak daha önemlidir.

11. yüzyılın başlarında İbn Heysem adında Iraklı bir bilim adamı Mısır’a yerleşti ve burada araştırmalarını sürdürdü. İbn Haldun gibi hemen her gün adından bahsedilen daha popüler araştırmacılara oranla ismini az duyduğumuz bu kişi aslında çağdaş bilimin babası olarak anılmayı en çok hak eden kişidir.

İbn Heysem’i rahatsız eden şey, günümüzde de aslında İslam dünyasının temel sorunu olan, temelsiz, delilsiz, yani Kuran’ın emrettiği yöntemin dışındadüşünceydi. Delil getirmek yerine bugün de olduğu gibi mühim bir şahsiyet delil gösterilirdi.

Sen kimsin ki falandan iyi bileceksin, o demiş artık tartışılmaz. Sen kimsin ki şeyhimden iyi bileceksin? Sen kimsin ki Aristo’dan, Feylesof’tan iyi bileceksin? Sen kimsin ki Buhari’den iyi bileceksin? Sen kimsin ki atalarımıza karşı geleceksin? Sen kimsin ki yaygın bilinen bir düşünceyi sorgulayacaksın? Sen kimsin ki “ama Kuran apaçık dediğinizin tersini söylüyor” diyeceksin?

İlkel ve Kuran’ın emrettiği, tartışmalarda yalnızca delille konuşmaya dayalı yöntemi ihlal eden bu zihniyet, İslam’ın bilimde en ileride olduğu çağda bile cahillerin topluma hükmetmesi için kullanılmaktaydı. İbn Heysem, insanlar, mühim şahsiyetler üzerinden değil, ancak akıl ve delille bir konunun doğru veya yanlış olabileceğine inanıyordu.

Kuran-ı Kerim, sürekli olarak akletmekten bahsederken, en temel konuları (örneğin Tevhid, Olmayana Ergi mantığıyla tek cümlede kanıtlanıyor, Muminun 91) anlatırken bile mantık yöntemlerini kullanırken, sürekli olarak tabiatın incelenmesini ve Allah’la bağlantılandırılması gerektiğini emrederken, genel inanışın ve geleneksel düşüncenin kendi başına değersiz olduğunu ortaya koymakta.

Kuran düşünce yöntemi olarak kanıtızorunlu kılmaktadır. (Neml-64, Enbiya-24, Bakara-111, Ali İmran-93, -151, Araf-33, -71, Yunus-68, -17, -28, -63, -88, Yusuf-40, Kehf-15, -22, Hacc-71, Fatır-40, Muminun-117, Kasas-75, Rum-35, Lokman-6, Saffat-156, Mumin-35, -56, Duhan-19, Muhammed-14, Tur-28, Necm-23)

İbn Heysem döneminde, hala bugün Nazar inancında olduğu gibi, ışığın gözün içinden çıktığı varsayılan Öklid ve Batlamyus düşüncesi esastı. Bunun temelsiz olduğunu güneşin gözü yakmasına dayanarak tahmin etti. Ardından da deneylerle kanıtladı. Fakat sen de kimsin zihniyeti harekete geçti.

Buna ek olarak, Mısır hükümdarı El Hakim’e bugünkü Asuan barajının olduğu yere bir baraj yapılabileceğini, bunun pompalama sistemleriyle düzenlenip Nil’in kabarıp taşma döneminin sona erdirilebileceğini planlarıyla sundu. Esas bardağı taşıran bu oldu. İbn Heysem cahillerin şikayetleri üzerine ömür boyu ev hapsi cezası aldı. Hükümdar 10 yıl sonra ölene kadar evden dışarı çıkamadı.

İbn Heysem, Kadere yani Allah’ın sonsuz kudretine iman eden normal her Müslüman’ın yapması gerektiği gibi, müebbetev hapsi cezasını, Allah’tan gelen her şey gibi bir hayır olarak gördü, evini optik araştırma merkezine dönüştürdü. Işığın davranışını, kırılmasını, girişimini, tam olarak nerde belireceğinin hesaplanmasını sağlayan, Optik ilminin esaslarını buldu. Bu ilmin kurucusu oldu.

Oryantalistler tarafından genelde bilimsel konularda, hatta her alanda tarihte başarılı hangi Müslüman varsa ona hep İslam dışı bir imaj verilmeye çalışılır. Sanki İslam dışı düşünerek, İslam dışı yaşayarak bunları ancak başarabilirdi diye, dolaylı yoldan İslam’ı kötülemek yöntemi belirli kesimlerce metodlu olarak yapılmaktadır. Efendim İbn Sina Müslüman değilmiş, Fatih Müslüman değilmiş, vs. En iyi ihtimalle de hariçten bir ekol veya mezhepte gösterilirler.

İbn Heysem, aksine filozofları da Mutezileyi de kıl ve mantık yoluyla eleştiren, Eşari’ye yakın, tabir-i caizse “koyu Allahçı”, Kuran’ın gösterdiği yöntemden başkasını izlemeyen, sade ve samimi bir Müslümandı. Bu nedenle yaptıkları tamamen vahiyden kaynaklanmaktadır.

Fakat yine de esas değişimin kafalarda olması gerektiğini düşünüyordu. Bir yöntem konusunda anlaşılamazsa Kuran’da lanetlenen boş konuşma, lüzumsuz çekişme ve mantık değil gücün galip geldiği ortamların kaçınılmaz olacağını biliyordu.

Bunun için bugün Bilimsel Metod adı verilen bütün bilimin temelini oluşturan adımları öne sürdü. Buna göre bir şeyin doğruluğunun kanıtlanması için öncelikle bir hipotez belirlenir. Ardından bugün adına metodoloji dediğimiz, hangi araştırmalar, hangi ölçümler, hangi bulgularla bunun kanıtlanabileceği mantıksal olarak ifade edilir ve herkesçe bu onaylanır. Ardından araştırma başlar ve yukarıdakine uygun sonuç çıktıysa hipotez delillenmiş olur.

İbn Heysem, bana değil, ortaya konan yönteme ve gözleme inanın dedi. Yani insanın toplumsal saygınlığının, kerametlerinin, ecdadının asaletinin, tafrasının edasının, topluluk karşısında etkileyiciliğinin, söylediği ilmi bir konunun doğru ve veya yanlış olmasında hiçbir etkisi olmadığı, çok önemlidir. Kuran da bunu söylemekte. Kuran’da kimse toplumdaki ağırlığından dolayı yüceltilmez, tersine aşağılanır.

İbn Heysem’in ev hapsi döneminde fizik bilimi ve optik konusunda yazdığı eseri Kitap el Menazir, sonradan batıda da okutulmaya başlandı. Yazara Alhazen adı verilerek, tıpkı diğer İslam ilmi eserleri gibi, dini referanslar arındırılarak tercüme edildi ve Avrupa’da okutuldu. Bilimsel metod da bu sayede Avrupa’da ilk kez duyuldu. Francis Bacon, bundan çeyrek binyıl sonra kendi eserinde atıf vermeden intihal yaparak bu bilimsel metodu kendisinin olarak sundu. Çağdaş bilimin babası olarak Bacon tanınmaktadır.

Bugün bilimsel metodu ve Kurani bir yaklaşımı olmayan, bu nedenle söylediklerinin büyük bölümü yanlış ve temelsiz olan, materyalizmin ve Marksizmin öncüsü İbn Haldun’un yüce alim olarak lanse edilmesi yerine, şahsiyetlerin tahakkümünden kurtulup, delilleri, mantığı ve kanıtlanmışları izlemeye ihtiyacımız olan bu dönemde İbn Heysem ve Kuran’a dayalı Bilimsel Metodunu tanımak çok önemlidir.

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.