
Yazı yazmak, çoğu zaman, bazılarının zannettiği gibi, kafada kurgulanıp, kağıda cümlelerin dökülmesiyle olmuyor. Olaylar ve gelişmeler, o konuda yazı yazmanızı zorluyor ve siz de bundan kurtulma imkanı bulamıyordunuz. Bu konu da, onlardan biri..
Bu yıl, toplumsal yönelişe bir ad koymak gerekirse, adına tereddütsüz “ çıplaklar yılı” demek durumundayız. Erkekler ve özellikle kadınlar, açılıp saçılmakla adeta yarış ediyorlar. Adeta vücutlarını birilerine beğendirircesine..
Evet, yaz sıcağı var. Sıcak günlerde sıcağı yansıtmayan ve insanı bunaltmayan elbiseler giymek zorunda olunabiliyor. Fakat; kişinin yatak kıyafetiyle sokakları ve vasıtaları doldurması, normal bir tutum olarak kabul edilecek bir durum değil.
Bu halin adı, “kendini teşhir” (herkesin dikkatine sunmak” tan başka birşey değil..
Bu konuyu bir yaşama felsefesi haline getirenler, toplumdaki ahlak kurallarına karşı şavaş açıyorlarsa, bilsinler ki bu savaşın başka cepheleri var. Mesela, açık saçık giyiniyorsanız, bazı kişilerin sözlü veya fiili tacizlerine ses çıkarmamanız lazım!.. Çünkü siz, giyil ve davranışlarınızla birilerine bir “davet” yapıyorsunuz!.. Daha sonra da bu davete gelen kişileri, medeni olmamakla suçluyorsunuz. Burada, bir terslik yok mu?!..
Çıplaklık, ancak cinsi ilişkilerde ortaya çıkan tabii bir durumdur. Sosyal hayatta çıplaklık olmaz.. Çünkü bu hayat; kültürel, insani ve ahlaki ilişkilerin yürütüldüğü bir alandır ve burada cinsi veya başkalarını tahrik edici davranışların olmaması gerekir.
Maalesef, insanı ve özelde kadını, cazibesi, güzeliği ile ön plana çıkaran moda, film ve eğlence sektörü, kadın üzerinde bir operasyona girişmiştir. Erkekler üzerinde de bir operasyon var. Onları da, kadınlara yakın veya kadınımsı hale getirme çalışması..
İnsanların dikkatini bedenlerine çekerek , toplumu organize bir halde, birbirleriyle herhangi bir ruhi, ahlak ve sosyal bağı olmayan, “insan yığını” haline getirmek hedefleniyor. Çünkü, organize olmuş, kuralları ve değerleri olan toplulukları istenilen noktaya çekmek kolay değil. Ama, yığınlar; herhangi bir atraksiyon veya kitle hareketi ile, istenilen noktaya çekilebiliyor.
Şimdi, genç bir kız veya kadına, “-sen vücuduna gösterip, nasıl bir amaç elde etmek istiyorsun” diye bir soru sorduğumuzda, onun verecek makul bir cevabı olmayacak, belki de “- sana ne, istediğim gibi giyinir ve hareket ederim!..” den başka bir açıklaması yapamayacaktır.
Aslında, moda sektörü ve batılı modernist anlayış, insanı zaten bireyselleştirdiği ve toplumdan ayırıp, kendi hayal dünyasına yönelttiği için, ilk raundu kazanmıştır. Artık, belli bir yönelişe sokulmuş olan kadın veya erkeğin, yapacak tek şeyi kalmıştır: O da, mevcut halinin doğru ve gerekli olduğunu savunmak..
Olayın bir diğer yönü de, erkek veya kadın, çıplak bir şekilde; karşı cinslerin hak ve hukukuna yönelik bir “saldırı” içine girmesi!.. Bu konuyu, çıplak bir şekilde kendini teşhir eden birinin bilmesi çok zor. Peki, bu çıplaklıktan etkilenen kişilerin durumunu, ne yapacağız?.. Bu insanlar, diğerlerinin kölesi mi ki, onların giyim ve davranışlarıyla kendilerini tahrik etmelerine itiraz etmesinler..
Evet, bu olayda; çıplaklığı zararlı gören veya sevmeyen insanlara, bir nevi baskı yapılmakta ve onların hür yaşama hakları ellerinden alınmaya çalışılmaktadır. Çünkü, medya; giyim sektörü, artistlerin ve sanatçıların giyimi, davranışları bir anlamda, toplumda “rol model” haline getirilmekte ve bundan da, eğlence, giyim, süs ve makyaj sektörü çok yüklü paralar kazanmaktadır.
Her aklı başında insan bilir ki, hayatın çok küçük bir bölümü, cinsi ilişki ve zevklere ayrılabilmiştir. Hayatın büyük bölümü; sosyal, sanat, kültür ve insanların samimi ilişkileri üzerine kuruludur. Ama, ortaya çıkan duruma bakın ki, özellikle genç insanlar, “güzellik ve gösteriş yalanı” ile, tabii istek ve düşüncelerinden medya, internet ve reklamlar yoluyla, tabii olmayan, sun’i ve “yapmacık bir hayatı” yaşamaya yöneltilmiş durumdadırlar.
Ne yazık ki, gösteriş, popülerlik ve şamata ile hayat geçmemekte ve hayatın çok önemli meseleleri, toplumsal sıkıntılar ve insanın yoksulluk ve sefaleti, bu “gösterişli hayat”ın slogan ve kavramları ile halledilemiyor. Geriye, büyük ümitsizlik, aldatılmışlık ve hüsran kalıyor. Yazık!..
Prof. Dr. Sami Şener
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-
YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ
Ah hocam bu yıl aile yılı anne,baba, sevgili vb idare ediyorduk birde çıplaklık yılları başladı, bu bir yıl ile bitmez. Bu ceryen helak olana kadar gider. Bu sınav nehirden geçerken bir avuçtan fazla su içmeyin emri kadar zor ve meyletmesi kolay nefse hoş gelen bir durum.
Ustada ne guzel soylemiş: Diriltici bir ruha ihtiyacımız var vesselam. Baki selam..
Maalesef tespitlerini bir vakıa. Allah gençlerimizi bu musibetten muhafaza etsin
Muhterem hocam, gerçekleri yazmışsınız, teşekkür ediyorum.
Batı hayranlığı bitmiyor medya’da kafasına göre takılıyor,sonuç bu