
Mirat Haber’imizde Ali Bulaç ve M. Emin Yıldırım hocalarımızın sahabi Muaviye b. Ebu Süfyan hakkındaki saygılı bir dille kaleme aldıkları yazılarını okuyunca bu merhum sahâbi ile ilgili yazdığım eski bir yazımı hatırladım. Onu bulamadım ama yaklaşık üç yıl evvel yazdığım 12/06/2023 tarihli yazım önüme çıktı. Yeniden yayınlanmasında fayda gördüm. Müessir olması duasıyla okuyalım:
Bismillah…
Mekke ulusu babası Ebu Süfyan’ın bir şehzade gibi yetiştirdiği Muaviye, babası gibi Mekke’nin fethi sonrasında Müslüman oldu.
Ünü Arap dâhilerinden olan sahâbi Muaviye, Peygamberimizin kayınbiraderi olup Hz. Ömer tarafından Dımaşk valiliğine, Hz. Osman döneminde de Suriye genel valiliğine atandı.
Pek çok kişisel özellikleri ve kumanda ettiği fetihleri vardır.
Hz. Ali ile aralarında cereyan eden ve binlerce sahâbinin ölümü ile sonuçlanan Sıffın savaşı başta olmak üzere 40 yıllık valilik ve devlet başkanlığı döneminde Muaviye dehasını, dilini ve kılıcını kullandığı ve sonunda derinden pişmanlığını duyduğu pek çok olayın doğrudan veya dolaylı faili oldu.
Allah kendisini affetsin, oğlu Yezid’i veliaht tayin ederek babadan oğula veraset sistemimin temellerini attı.
Mısır valisi Amr b. Âs’ın ölümü arifesinde hıçkırarak ağlayıp “dünyası için ahiretimi feda ettim” dediği Muaviye’nin kendisi de ileri yaşlarında derin pişmanlıklar içinde ağlayıp sızlanarak can verdi.
Allah rahmet eylesin Ebu Hanife hazretleri gibi onun hakkında biz de dilimizi koruyor, asıl konumuza geçiyoruz.
Muâviye b. Ebî Süfyan öleceği sırada ‘beni oturtunuz’ dedi ve tesbih ederek Allah’ı andı. Sonra ağlayarak kendi kendine şöyle dedi:
‘Ey Muâviye! İhtiyarlık ve düşkünlükten sonra mı Rabbini hatırlıyorsun? Neden gençlik dalı yemyeşil ve taze iken onu anmıyor ve yasalarını uygulamıyordun.’
Sesi yükselinceye kadar ağladı ve şöylece dua etti:
Yâ Rabb! Asi ve kalbi katı bu ihtiyara rahmet et!
Yâ Rabb! Hatalarımı affet. Senden başkasını ümit etmeyen ve senden başkasına güvenmeyen bu kuluna lütfunu yönelt .
Oğlu Yezid’e şöyle vasiyette bulunur:
Ey Yezid! Ecelim tamam olduğunda beni yıkamaya dini bütün bir kişiyi memur kıl, güzel ve yumuşak şekilde beni yıkasın. Tekbirler sesli getirilsin. Sonra hazinede bulunan Hz. Peygamberin elbisesinden, kesilmiş kıllarından ve tırnaklarından burnumun, ağzımın, kulağımın, gözümün üzerine koy. Elbisesini de kefenlerimin altında bedenimin üzerine yerleştir!
Bir diğer güvenilir tarihi belgeye göre, Muâviye’ye ölüm geldiğinde şöylece yürek sızısıyla kavrulur:
‘Keşke ben Mekke’nin bir köyü olan Zi Tuva’da basit hayat yaşayan bir Kureyşli olsaydım. Keşke bu yönetim işine hiç mi hiç bulaşmasaydım. [1]
Ali Rıza Demircan yetmiş sekizinde, sen de yetmişine dayandın.
Etrafını, seni yarı putlaştıran yalaka ve kibirli olup beklentileri bitmez muhteris modern dilencilerin çevirdiğini biliyorum. Kasımpaşalı ve kulluğunu bilen bir gemici çocuğu olduğunu unutma.
Aman aklımızı başımıza alalım da insanların katında değil, emirleri ve yasaklarına uyarak Rabbimizin katında büyümeye çalışalım. Allah severse sevdirir ve yüceltir. Yardımını da gönderir:
“ Allah size yardım ederse size galip gelecek yoktur…” (Ali İmran, 2/160)
Ölüm kapımızı çalıp nedamet hıçkırıklarına boğulmadan Rabbimize sığınalım.
İslami değerlerin yani insanlık erdemlerinin gelişimi için çalışalım.
Uzun dönemlerdir seküler/laik bir düzen içinde yaşayan, çok büyük çoğunluğu da Rabbine isyana bürünmüş bir halka Cumhurbaşkanı oldun. Yardıma muhtaçsın. Hem de ne ihtiyaçlı!
Gücümüz ölçüsünde bağlı kalmakla yükümlü olduğumuz İslamî çizgimizi yitirirsek aldığın yirmi yedi milyon oy da, Putin de, AB de, savunma sanayii ile atılan dev adımlar da, cumhuriyet ittifakı da, seni çevreleyen egemen laik Kamâlist düzen de ve hatta ‘kızına kendisini Allah’ın azabından kurtaramayacağını’ bildiren Peygamberimiz de beni ve seni kurtaramaz.
Aman, Rabbimizin rızık maaşlarını muntazaman ödediği ateist ve deist kullara bile adaletli ol. Şahsına karşı yapılanlara da affedici ol. Zira güç yetirebildiğini yapmaya çalışan imanlı adil yöneticinin adaleti ibadet ve duası makbul olup varacağı yer Cennet’tir.
Son dönemimizde ağlayanlardan değil güleç yüzlülerden olmamız için İslamî, aklî ve ilmî çizgide çağrılarımı ve uyarılarımı yapmaya çalışırken günlük evradım içinde sana da dua ediyorum. Rabbim insanlara mahcup etmesin.
Adalet uygularken yapacağın kabul edilecek dualarında sen de beni unutma.
Allah’a hamd, Elçisi efendimiz Muhammed’e salât olsun.
[1] Harun Reşid’den şöyle hikâye olunur: Öleceği zaman kefenini kendi eliyle seçti. Kefenlerine bakıyor, Kur’ân diliyle şöyle söylüyordu:
“Malım bana hiçbir yarar sağlamadı. Gücüm benden yok olup gitti” (Hâkka/28-29).
Tüm bu güzel hitab ve dualara aminler olsun, rabbim hepimizi vakit varken bizleri ameli salih üzere olan hakkı ve sabrı tavsiye edenlerden eylesin. Selamlar saygılar.
Muhterem Hocam,
Samimi ve muttaki İlim ehlinin, idarecilere nasihat geleneğini yerine getirme ve örnek teşkil etme geleneğini ihya edip sürdürmeniz sebebiyle sizleri canı gönülden tebrik ediyor; Allah razı olsun diyerek selam ve hürmetlerimi arz ediyorum.
Bismillahirrahmanirrahim
Elhamdülillahi rabbil alemin..
Allah rızası için yazdığınız dualar temenniler öğütler ikazlar uyarılar ve tavsiyeler inşallah kabul olur yüce peygamberimizin şefaatine eriştirsin.
Tarihi va’kayi çok güzel ve yerinde vuzuha kavuşturdugunuz için ayrıca teşekkür ederim.
Kangrene dönmüş ekseri cemaatin anlayamadığı hz âli hz Muaviye meselesi asırlar sürmüş mezhepler kurulmuş ümmet firkalara bölünmüş rahmet olacakken zillet çukurunda boğulma tehlikesini görerek aziz Allah dostlarının yolunu bize tekrar hatırlattınız.
Rabbim cümlemizden razı olsun..
Hocam 78 yaşında ama , hala anlayamamış, çözememiş…
Muhterem hocam muaviye ile ilgili anektodlarinızin kaynağını, nereden alıntı yaptığınızı, hangi mesnede mebni Beyan buyurdugunuzu dip not veya kaynağını ortaya koymadan muaviye’yi kurtarama operasyonu gibi geliyor muaviyenin bütün bu tarihi kırılma noktalarının köse başı kurtarıcısı gibi görüntü veriyor. Bu muhazemi lütfen ilim sahibine sui edep olarak degerlendirmiyeceginizi umarım.
Ahh hoca ahhh. Önce senin nasihata ihtiyacın var. keşke eleştirileri dikkate alsan. “Erdoğan iyi çevresi kötü” tevili ile neleri gizledin, neleri sümen altı ettin, nelere göz yumdun? Bu yazıda bile gerçekleri söyleyemeyip Erdoğan güzellemesi yapıyor, suçu çevresindeki dalkavuklara atıyorsun. Yazacak çok şey var da, malum bir SİLİVRİ muhabbeti var. Senin ilmi bilgin ve geçmişteki islami hassasiyetin için sana bir tavsiye; bu gidişinin sonu …… meyletmek ve zalimlerden olmaya evriliyor.. Seni sevdiğim için uyarıyorum. 78 yılı çöpe atma.. tren çoktan kaçtı. senin tanıdığın Erdoğan artık yok. Ben de bir zamanlar Erdoğancıydım, severdim, destekliyordum. Lakin o Erdoğan artık yok. Sen de artık ümit besleme.. Kuran bize bu durumu açık ve net anlatıyor… Saygılarımla..
Sene 2008 !.. AKP İktidarı Faruk Çelikdlı Artvinli Milletvekilinin Çalışma Bakanlığında bulunduğu “Sosoyal Güvenlik Reformu” adı altında br yasa çıkarıyor…Bu yasa ile emeklielrin kazanılmış=MUKTESEB hakları olan Maaş Bağlanma Oranları düşürülüyor ve milyonlarca emeklinin bugünkü açlık sırnırı ın nerdyse yarısı olan 20 Bin TL. maaş almasının temlleri atılıyor ! Yamni, korkunç bir kul hakkı ihlali söz konusu !..O günden – bugüne geçn 18 senede ampirik bir hesaplama ile ortalama 3 Milyon TL. her bir emeklinin maaşından hazineye irat yapılmış !.. Ve sene 2012 !.. Yine Çalışma Bakanlığı ve 2000 yılından önce emeklielrin İntibak Hakları yapılıyor, 2000 Yılından sonra emekli olnalrın da yapılması gereken bu İntibak hakları verilmiyor ve yapılmıyor ! Aradan geçen 14 senede intibakları yapılamayn bu yaşlılarımızın her birinin yine ortalama devletten alacağı rakam 2,5 Milyon TL. yi bulmuş durumda !..Emeklielrin bu hakkı da henzü verilmediği gibi, verileceiğne dair de hiç bir belirti, emare söz konusu değil !.. Rabbimizi kendi hukun dair seyyieleri affedebilri de kul hakkına dair vebal ve huku affetemeyceği biliniyor !.. Hocamızın ve diğer müslşüman kadeşelrimizin bu güzel dualarına ve temennilerine üzülerek bu bilgileri de eklemek zorunda kaldığım için hiç kimse kujsurumuza bakmasın diyorum.
Tartışmalı konular yetrerince konuşulmuş alimler nezdinde ve kitaplarında yazılı. Muaviye nin Ümeyyeoğulları ve hasimoğulları arasındaki eski hasımlığından dolayı hareket ettiği, Ebuzeri Rebezeye sürdüğü, Ammar bin yasir hayattayken resulullahın baği bir topluluk tarafından katledileceğpini haber vermiş. Sıffında şehir edilince Hz Ali Resulullahın bu sözünü hatırlatmış, Muaviye tevil etmiş Amr İbnül as demiş baği onu katledenlerdir. Hilafeti saltanata dönüştürdüğü ehlisüünet kaynaklarında geçmekte, hhz alinin muarızlarının hata ettiği açıkça beyan edilmiştir.