
Hayvanlar âlemi incelendiğinde insanı hayrete düşüren canlılardan biri de “dokumacı karıncalar”dır. Bilim dünyasında özellikle Oecophylla smaragdina ve Oecophylla longinoda türleriyle bilinirler.
Bunlara “dokumacı karınca” denilmesinin sebebi, yuvalarını ağaç yapraklarını birbirine dikerek yapmalarıdır. Evet, yanlış okumadınız; adeta terzi gibi çalışırlar.
Normal karıncalar toprağın altında yaşarken dokumacı karıncalar ağaçların üzerinde büyük koloniler kurarlar.
İşçi karıncalar önce uygun yaprakları seçer. Sonra onlarca hatta yüzlerce karınca zincir oluşturarak yaprakları birbirine doğru çeker. Yapraklar birleşince larvalarını kullanırlar.
Karınca larvaları ipek benzeri bir salgı üretir. İşçi karıncalar bu larvaları adeta canlı bir dikiş makinesi gibi kullanarak yaprakların kenarlarına gezdirirler. Larvaların çıkardığı ipek, yaprakları birbirine yapıştırır ve sağlam bir yuva meydana gelir.
Bu nedenle bilim insanları onları “doğanın terzileri” olarak da tanımlar.
Dokumacı karıncalarda:
Hiçbir karınca “Ben neden çalışıyorum?” diye sormaz. Her biri kendi vazifesini yerine getirir.
Bu durum bize kâinattaki ilahî düzeni hatırlatır.
Kur’an-ı Kerim’de karınca, adını bir sûreye veren nadir canlılardan biridir.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Nihayet Karınca Vadisi’ne geldiklerinde bir karınca: ‘Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu farkında olmadan sizi ezmesin’ dedi.”
Bu olay Kur’an-ı Kerim içinde yer alan Neml Suresi‘nde anlatılır.
Burada dikkat çeken nokta, karıncanın:
Modern bilim karınca kolonilerindeki haberleşme sistemlerini keşfettikçe, Kur’an’ın bu işaretlerinin ne kadar dikkat çekici olduğu daha iyi anlaşılmaktadır.
Tek bir dokumacı karınca büyük bir yaprağı hareket ettiremez. Ancak yüzlercesi birlikte çalışınca devasa yuvalar ortaya çıkar.
Bu bize şu gerçeği hatırlatır:
“Birlikte yapılan işler, tek başına yapılamayanları mümkün kılar.”
Kolonide hiçbir karınca boş durmaz. Her biri kendisine verilen vazifeyi yerine getirir.
İslam’da da emanet ve sorumluluk bilinci önemli bir yere sahiptir.
Bir dokumacı karınca birkaç milimetre boyundadır. Fakat ortaya koyduğu mühendislik birçok insanı hayrete düşürür.
Kur’an’ın bize öğrettiği önemli hakikatlerden biri de budur: Allah katında değer, büyüklükle değil görevini hakkıyla yapmakla ölçülür.
Dokumacı karıncalar ne mühendislik okudu, ne mimarlık eğitimi aldı, ne de proje çizdi. Buna rağmen yaprakları dikerek çok katlı, dayanıklı ve havalandırmalı yuvalar inşa ediyorlar.
Bu durum, Kur’an’ın sıkça vurguladığı “yaratılış üzerindeki tefekkür” çağrısını hatırlatır. Birkaç milimetrelik bir karıncaya bu kabiliyeti veren Allah, insana da akıl ve irade vermiştir.
Belki de dokumacı karıncaların bize verdiği en büyük ders şudur:
“Küçük bedenler büyük işler başarabilir; yeter ki düzen, gayret ve dayanışma olsun.”
Ve Karınca Suresi‘nin hatırlattığı gibi; bazen küçücük bir canlı, insanlara büyük hikmetler öğretebilir.
İSLAMİ HABER “MİRAT”