
Bazı görüntüler vardır…
Dakikalar sürer ama onlarca yıllık bir hikâyeyi anlatır.
Şam’ın kalbindeki Emevi Camii’nde Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin Kur’an-ı Kerim okuduğu görüntüler de işte böylesine tarihî bir anlam taşıyor.
Belki bazıları için sıradan…
Belki bazıları için sadece bir protokol ziyareti…
Ama bu ülkenin yakın tarihini bilenler için öyle değil.
Çünkü biz, Kur’an’ın suç gibi görüldüğü günleri yaşadık.
Kur’an kurslarının kapısına kilit vurulduğu dönemleri gördük.
İmam Hatip okullarının önüne duvar örüldüğü yılları unutmadık.
Başörtülü kızlarımızın üniversite kapılarında coplandığı, sürüklendiği, eğitim haklarının ellerinden alındığı 28 Şubat utancını hafızamızdan silemedik.
Bir zamanlar bırakın bir bakanın Kur’an okumasını, bir milletvekilinin cuma namazına gitmesi bile manşet olurdu.
Bir Cumhurbaşkanı’nın camide görüntülenmesi “laiklik elden gidiyor” yaygaralarıyla karşılanırdı.
Meydanlarda “Türkiye laiktir, laik kalacak!” sloganları atılır, dini hayatın kamusal alanda görünür olmasına tahammül edemeyen çevreler ortalığı ayağa kaldırırdı.
Bugün ise Türkiye Cumhuriyeti’nin bir İçişleri Bakanı, İslam’ın en önemli mabetlerinden biri olan Emevi Camii’nde Kur’an-ı Kerim okuyor.
Üstelik bunu gizleyerek değil…
Çekinerek değil…
Özür dileyerek hiç değil…
Milletinin inancını temsil eden bir vakar içerisinde yapıyor.
Elhamdülillah…
Bu tabloyu küçümsemek nankörlük olur.
Fakat burada durup kendimize şu soruyu da sormak zorundayız.
Kur’an sadece güzel okunmak için mi indirildi?
Kur’an sadece yarışmalarda tilavet edilmek için mi gönderildi?
Hayır…
Rabbimiz Kur’an’ı, insanlığı karanlıklardan aydınlığa çıkaran, hak ile bâtılı ayıran, en doğru yola ulaştıran ilahî rehber olarak tanıtıyor.
O hâlde mesele sadece Kur’an okumak değildir.
Asıl mesele, Kur’an’ın okuduğumuz sayfalardan çıkıp hayatımıza hâkim olmasıdır.
Kur’an’ın adalet olmasıdır.
Kur’an’ın merhamet olmasıdır.
Kur’an’ın hukuk olmasıdır.
Kur’an’ın ticaretimizde, siyasetimizde, aile hayatımızda ve eğitim anlayışımızda yol gösterici olmasıdır.
Eğer Kur’an sadece dudaklarımızda kalır, ama hayatımızı değiştirmezse eksik olan bir şey vardır.
Bugün Emevi Camii’nde yükselen Kur’an sesi hepimizi sevindirmiştir.
Ancak bizim sevincimiz, o sesin devlet koridorlarına, mahkeme salonlarına, çarşı pazara, ailelerimize ve bütün hayatımıza da yansıdığı gün tamamlanacaktır.
Çünkü Müslüman’ın hedefi yalnızca Kur’an okumak değildir.
Kur’an’la yaşamaktır.
Rabbimizden niyazımız odur ki…
Kur’an’ı rehber, Resûlullah Efendimizi (s.a.v.) önder edinen bir ömür nasip etsin.
Devletimize de, milletimize de Kur’an’ın adaletini, merhametini ve hikmetini hâkim kılacak yöneticiler lütfetsin.
İşte o zaman yalnız Emevi Camii’nde değil…
Yeryüzünün dört bir yanında Kur’an’ın aydınlığı yeniden yükselecektir.