
Mirat Haber – Özel Röportaj
Türkiye’de yatırım fonları etrafında yaşanan tartışmalar, finans sistemini ve tasarruf sahiplerinin güvenliğini yeniden gündeme taşıdı. İlahiyatçı yazar ve Mirat Haber Genel yayın Yönetmeni Ali Rıza Demircan Hoca ise yayımlanan son üç yazısında, fon skandalının ötesine geçerek faiz merkezli ekonomik sistemi sorguluyor. Demircan, faizli ekonomik yapının toplumsal ve ekonomik sonuçlarına dikkat çekerken Cumhurbaşkanlığına ve TBMM’ye de çağrıda bulunuyor.
Şaban Doğan, Ali Rıza Demircan’ın yazılarında öne çıkan tespitleri ve faizsiz ekonomi önerisini sordu.
Şaban Doğan: Hocam, son günlerde Türkiye’nin gündeminde yatırım fonlarıyla ilgili yaşananlar var. Siz ise dikkatimizi faize çekiyorsunuz. Neden?
Ali Rıza Demircan: Çünkü yalnızca gündemdeki olayla ilgilenmek, meselenin temelini görmemize yetmez. Fon skandalını konuşuyoruz; fakat yıllardır devam eden faiz düzenini yeterince tartışmıyoruz. Benim üzerinde durduğum temel mesele, faiz merkezli ekonomik sistemdir. Fon skandalı önemli bir sorun olmakla birlikte, ekonomik yapının bütününü sorgulamadan kalıcı bir çözüme ulaşamayız.
Şaban Doğan: Fon skandalı ile faiz sistemi arasında nasıl bir ilişki kuruyorsunuz?
Ali Rıza Demircan: Fon meselesinde faiz, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık ve sınırsız kazanma ihtirası gibi unsurlara dikkat çekiyorum. İnsanları daha fazla kazanç elde etme arayışına sürükleyen anlayışı da sorgulamak gerekiyor. Faiz merkezli ekonomik düzende yüksek kazanç beklentisi güçlenirken borsa gibi alternatif olabilecek alanlar da kötüye kullanılabiliyor. Burada hem bireysel sorumluluğu hem de sistemin doğurduğu sorunları birlikte ele almalıyız.
Şaban Doğan: Yazılarınızda sık sık “faiz vurgunu” ifadesini kullanıyorsunuz. Faizi neden bu kadar ağır bir mesele olarak görüyorsunuz?
Ali Rıza Demircan: Ben faizi yalnızca bireysel bir günah olarak değerlendirmiyorum. Kur’an, Bakara suresinin 275 ve 278-279. ayetlerinde faize ilişkin açık hükümler ortaya koyuyor. Benim yaklaşımım, bu hükümlerin ekonomik ve toplumsal hayat bakımından da değerlendirilmesi gerektiğidir. Faiz; yatırım maliyetlerini artıran, borç yükünü ağırlaştıran, gelir dağılımını bozan ve toplumdaki sömürü ilişkilerini derinleştiren bir yapı oluşturabiliyor.
Şaban Doğan: Bankacılık sistemine yönelik eleştirilerinizin merkezinde ne var?
Ali Rıza Demircan: Bankaların kredi yoluyla para yaratması meselesine dikkat çekiyorum. “Bankalar Nasıl Sömürüyorlar Biliyor musunuz?” başlıklı yazımda, bu konudaki açıklamalarını aktardığım Prof. Dr. Baki Demirel ve Prof. Dr. Mete Gündoğan’ın değerlendirmelerine yer verdim. Burada sorgulanması gereken, bankacılık sisteminin nasıl çalıştığı ve bu işleyişin ekonomi üzerindeki sonuçlarıdır. Para yaratma mekanizması, kredi ve faiz ilişkisi toplumun anlayacağı bir dille tartışılmalıdır.
Şaban Doğan: Son yazınızda 2026 yılı kamu bütçesindeki faiz giderinin 2,7 trilyon liraya ulaştığını belirtiyorsunuz. Bu rakam bize ne anlatıyor?
Ali Rıza Demircan: Kamu bütçesinden faize ayrılan kaynak, meselenin büyüklüğünü gösteren önemli bir göstergedir. Üstelik özel sektörün faiz ödemeleri de söz konusudur. Borç ve faiz yükü büyüdükçe kaynakların üretime, yatırıma ve toplumsal ihtiyaçlara ayrılması da zorlaşabilir. Bu sebeple faiz meselesini yalnızca bankalarla müşterileri arasındaki bir ilişki olarak görmemeliyiz.
Şaban Doğan: Peki, sizce çözüm yalnızca iktidarın değişmesiyle mümkün mü?
Ali Rıza Demircan: Hayır. Yazılarımda özellikle vurguladığım nokta, ana sorunun sistemsel olduğudur. Siyasi kadroların değişmesi tek başına yeterli değildir. Ekonomik düzenin dayandığı ilkeler de sorgulanmalıdır. Bu nedenle bilgiye, bilince ve toplumsal mutabakata ihtiyaç vardır. İktidarın sorumluluğunu göz ardı etmiyorum; Cumhurbaşkanlığına ve TBMM’ye çağrımın sebebi de budur.
Şaban Doğan: Cumhurbaşkanlığına ve TBMM’ye çağrınızın temelinde ne var?
Ali Rıza Demircan: Faizle mücadele, ülkenin ekonomik geleceği bakımından ciddi bir meseledir. Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde iktidar ve muhalefet bu konuda ortak bir çalışma yürütebilir. TBMM, borç ve faize dayalı ekonomik yapının yerine daha adil bir sistem kurulması için sorumluluk üstlenmelidir. Bunun bir anda ve kolaylıkla gerçekleşeceğini söylemiyorum; fakat çözüm arayışının millî bir mesele olarak ele alınması gerektiğine inanıyorum.
Şaban Doğan: Faizsiz bir ekonomi mümkün mü? İlk adım nereden atılmalı?
Ali Rıza Demircan: Faizsiz ve daha adil bir ekonomik yapıya geçiş için öncelikle toplumun bilinçlenmesi gerekiyor. Faizin ekonomik ve toplumsal sonuçları bilimsel bir dille anlatılmalı; Kur’an’ın faiz konusundaki hükümleri de açıklanmalıdır. Bunun yanında şirketleşme teşvik edilmeli, üretime ve ortaklığa dayalı modeller geliştirilmeli, etkin borsacılık desteklenmelidir. Faize karşı çıkarken onun yerine işleyecek alternatifleri de ortaya koymalıyız.
Şaban Doğan: Bu mücadelede bireylere düşen sorumluluk nedir?
Ali Rıza Demircan: Herkes gücü ve imkânı ölçüsünde sorumluluk üstlenmelidir. Öncelikle faizli ekonomik ilişkilerin mahiyetini öğrenmeli, bu konuda doğru bilgi yaymalı ve adil alternatiflerin gelişmesine katkıda bulunmalıyız. Benim önerdiğim mücadele, öncelikle kültürel ve düşünsel bir mücadeledir. Toplumun farklı kesimlerine ulaşmalı, meseleyi sürekli gündemde tutmalı ve çözüm önerileri geliştirmeliyiz.
Şaban Doğan: Son olarak, okuyucularımıza ne söylemek istersiniz?
Ali Rıza Demircan: Fon skandalını konuşurken daha geniş ekonomik sorunları gözden kaçırmayalım. Faiz merkezli yapının sonuçlarını da sorgulayalım. Bu mesele yalnızca ekonomistlerin veya siyasetçilerin konusu değildir; toplumun bütününü ilgilendirir. Kur’an’ın ortaya koyduğu ilkeler doğrultusunda daha adil bir ekonomik düzen arayışını sürdürmeliyiz. Ümitsizliğe kapılmadan bilgi üretmeli, tartışmalı ve çözüm için sorumluluk almalıyız.
Şaban Doğan: Mirat Haber olarak, faiz ve ekonomi konusundaki değerlendirmelerini, çözüm önerilerini ve kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik kıymetli katkılarını okuyucularımızla paylaşan Ali Rıza Demircan hocamıza teşekkür ediyoruz.
İSLAMİ HABER “MİRAT”