
Kur’an-ı Kerim, insanı sadece ibadet etmeye değil, ibadetin kime ve ne için yapıldığını düşünmeye de davet eder.
Bakara Suresi’nin 196. ayetinde Rabbimiz şöyle buyurur:
وَأَتِمُّوا الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ لِلَّهِ
“Haccı ve umreyi Allah için tamamlayın.”
(Bakara, 2/196)
Ayetin kısa bir cümlesinde aslında büyük bir kulluk ölçüsü vardır: “Allah için.”
Arapçada “etimmû”, “tamamlayın, eksiksiz yerine getirin” anlamına gelir. Yani hac ve umre, başlanıp yarım bırakılacak sıradan bir iş değildir. Mümin, Allah’ın emrettiği ibadeti gücü ve imkânı ölçüsünde hakkıyla tamamlamaya gayret eder.
Fakat ayetin belki de en dikkat çekici tarafı, “lillâh” ifadesidir: Allah için.
İnsan hayatında yaptığı birçok şeyi insanlar görsün, takdir etsin, beğensin diye yapabilir. Fakat ibadet böyle bir beklentinin üzerine kurulamaz. Hac, “Hacca ya da Umreye gittim” diyebilmek için değil; Allah’ın emrine teslim olduğumuzu göstermek için yapılır.
Kâbe’ye doğru yürüyen insan aslında yalnızca Mekke sokaklarında yol almaz. Dünyanın yüklerinden, makamdan, servetten, gösterişten ve nefsin bitmek bilmeyen arzularından da uzaklaşmaya çağrılır.
İhram bunun en çarpıcı sembollerinden biridir. İnsan ihrama girdiğinde dünyadaki birçok farklılığın üzerine bir çizgi çekilir. Zengin-fakir, makam sahibi-sıradan insan, güçlü-zayıf… Hepsi aynı Rabbin huzurunda kuldur.
İşte “Allah için” ifadesi burada yeniden anlam kazanır.
Hac ve umre, insanın hayatında sadece birkaç gün süren kutsal bir yolculuk olarak kalmamalıdır. Asıl mesele, Kâbe’den ayrıldıktan sonra da Allah için yaşamaya devam edebilmektir.
Çünkü ibadetin tamamlanması, yalnızca menasikin bitmesi değildir. İbadetin insanın ahlakına, davranışlarına ve hayatına yansıması da onun tamamlanmasının ruhuna dahildir.
Öyleyse Bakara 196 bize sadece hac ve umreyi öğretmiyor. Daha geniş bir hakikati hatırlatıyor:

Yaptığımız her şeyi kimin için yapıyoruz?
İnsanların alkışı için mi, nefsimizin hoşnutluğu için mi, yoksa Allah’ın rızası için mi?
Vahyin penceresinden baktığımızda gerçek kulluk, işte bu sorunun cevabında başlıyor.
“Haccı ve umreyi Allah için tamamlayın.”
Belki de ayetin bize bıraktığı en büyük ders şudur:
Allah için başlayan bir kulluk, yine Allah için tamamlanmalıdır.
İSLAMİ HABER “MİRAT”