islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,5176
EURO
52,9944
ALTIN
6.644,89
BIST
14.367,60
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
21°C
İstanbul
21°C
Hafif Yağmurlu
Pazartesi Parçalı Bulutlu
21°C
Salı Parçalı Bulutlu
24°C
Çarşamba Az Bulutlu
22°C
Perşembe Yağmurlu
20°C

Gazze’de Dul Kadınların Sessiz Mücadelesi: Hem Anne Hem Baba Olmak

Gazze’de Dul Kadınların Sessiz Mücadelesi: Hem Anne Hem Baba Olmak
A+
A-

Gazze’de Dul Kadınların Sessiz Mücadelesi: Hem Anne Hem Baba Olmak

İsrail’in iki yılı aşkın süredir Gazze’de sürdürdüğü yıkıcı saldırılar, yalnızca şehirleri değil, aile yapısını da derinden sarstı. On binlerce insanın hayatını kaybettiği bu süreçte, 22 binden fazla babanın öldürülmesi binlerce kadını bir anda hem anne hem baba rolünü üstlenmek zorunda bıraktı. Alt ve üst yapının büyük ölçüde yok olduğu, sağlık ve eğitim sistemlerinin çöktüğü Gazze’de dul kadınlar, yaşam mücadelesinin en ağır yükünü taşıyan kesimlerin başında geliyor.

Yıkımın Ortasında Hayatta Kalma Mücadelesi

Gazze’de savaşın ardından geriye kalan manzara, yalnızca fiziksel bir yıkım değil, aynı zamanda sosyal bir çöküşü de gözler önüne seriyor. Geçim kaynaklarının ortadan kalktığı, temel ihtiyaçlara ulaşmanın dahi büyük çaba gerektirdiği bu ortamda kadınlar, hem çocuklarının bakımını üstleniyor hem de aileyi ayakta tutmaya çalışıyor. Yaralı çocuklara bakmak, su ve yiyecek temin etmek ve aynı zamanda gelir elde etmeye çalışmak, çoğu kadın için günlük hayatın bir parçası haline gelmiş durumda.

Seher Ebu Hamra’nın Hikayesi: Yük Omuzlarında

Han Yunus’taki El-Bereke Mülteci Kampı’nda yaşayan 37 yaşındaki Seher Ebu Hamra, bu ağır tablonun çarpıcı örneklerinden biri. Üç çocuk annesi olan Ebu Hamra, eşini saldırılarda kaybettikten sonra çocuklarıyla tek başına kaldı. Büyük oğlu omurilik yaralanması nedeniyle tekerlekli sandalyeye mahkûm, küçük kızı ise kolunu kullanamıyor. Kendisi de saldırıda yaralanan ve bacağına platin takılan Ebu Hamra, tüm zorluklara rağmen ayakta kalmaya çalışıyor.

“Babaları yok. Omuzlarımdaki yük çok ağır” sözleriyle yaşadığı çaresizliği dile getiren Ebu Hamra, çocuklarının tüm ihtiyaçlarını tek başına karşılamaya çalışıyor. Su taşımaktan yemek bulmaya kadar her iş onun sorumluluğunda. Büyük kızı ona yardım etmeye çalışsa da fiziksel yorgunluk ve ağrılar bu çabayı daha da zorlaştırıyor.

Necva eş-Şemali: Hayatı İlmek İlmek Örmek

44 yaşındaki Necva eş-Şemali de eşini 2024 yılında kaybettikten sonra beş çocuğuyla tek başına kalan kadınlardan biri. Çocuklarının geçimini sağlamak için örgü örmeye başlayan Şemali, sınırlı imkânlara rağmen üretmeye devam ediyor. Ördüğü ürünleri farklı yerlere ulaştırarak gelir elde etmeye çalışan Şemali, bu işi “ekmek kapısı” olarak görüyor.

Günlük hayatın zorluklarını anlatırken, su ve yemek temin etmenin bile başlı başına bir mücadele olduğunu ifade eden Şemali, çoğu zaman aşevlerinde uzun kuyruklarda beklemek zorunda kalıyor. Ancak tüm bu zorluklara rağmen çocukları için ayakta kalmaya devam ediyor.

Kadınların Omuzlarında Bir Toplumun Yükü

Gazze’de dul kalan kadınlar, yalnızca kendi ailelerini değil, aynı zamanda toplumun geleceğini de ayakta tutmaya çalışıyor. Hem fiziksel hem de psikolojik olarak ağır bir yük taşıyan bu kadınlar, yokluk içinde üretmeye, çocuklarını korumaya ve hayata tutunmaya devam ediyor. Bu sessiz mücadele, savaşın en görünmeyen ancak en derin etkilerinden biri olarak öne çıkıyor.

HABER YORUM

Yüzyılın kahramanları kimlerdir diye bir soru sorulsa bendenize, “Gazze’li kadınlardır” diye cevap veririm hiç düşünmeden…

Evet onlar gerçek kahraman…

Filistinli kadınlar;

Eşini kaybetmiş ama vatanı için şehit vermenin haklı onuruyla dimdik ayakta…

Evlatlarını kaybetmiş ama “Annelik duygusuyla” sımsıkı sarılmış geride kalan evlatlarına…

İşte bu kadınları gerçek kahraman yapan değer, bu değerlerdir…

Onlar Filistin davasının direniş sembolleri olarak tarihe geçtiler…

Pekiyi, bizdekiler dahil “kadın hakları savunucusu olduğunu iddia eden” hangi  dernekler sahip çıktı bu kahramanlara?

Özellikle bizde ki feminizm odaklı kadın derneklerinin, LGBT hayasızlığının bayraktarlığını yaparken, Gazzeli kadınlar ile alakalı bir cümle bile beyan etmemeleri, kamuoyunda ciddi bir çifte standart eleştirisini beraberinde getiriyor.

Anlaşılan o ki Feminizmi ve LGBT hayasızlığını savunan bu anlayış, yüzyılımızın kahramanları olan Gazzeli kadınları görmemekte ısrar ediyor…

Görseniz de görmeseniz de onlar birer kahraman!

Hem de onlar Mary Wollstonecraft ile mukayese edilemeyecek derecede büyük kahraman….

“Ey insanlar! Sizi tek bir nefisten yaratan, ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar türeten Rabbinizden sakının. Adını anarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’tan ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah üzerinizde gözetleyicidir.”
(Nisa Suresi 1)

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.