
Duhâ Suresi’nin Gönüllere Dokunan Tesellisi
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla…
1. Kuşluk vaktine andolsun,
2. Sakinleştiği zaman geceye andolsun ki,
3. Rabbin seni terk etmedi ve sana darılmadı.
4. Şüphesiz senin için son olan, ilk olandan daha hayırlıdır.
5. Rabbin sana verecek ve sen de hoşnut olacaksın.
6. Seni yetim bulup barındırmadı mı?
7. Seni yolunu bilmez halde bulup doğru yola yöneltmedi mi?
8. Seni ihtiyaç içinde bulup zengin etmedi mi?
9. Öyleyse yetimi sakın ezme!
10. İsteyeni de sakın azarlama!
11. Rabbinin nimetini ise anlat da anlat.
Bazen insan susar…
Duası dilindedir ama kelimeler boğazında düğümlenir. Geceler uzar, bekleyiş ağırlaşır. “Acaba Rabbim beni unuttu mu?” diye düşünür.
İşte tam böyle zamanlarda Duhâ Suresi gönlümüze dokunur:
“Rabbin seni terk etmedi ve sana darılmadı.”
Ne büyük bir teselli…
Çünkü insanın başına sıkıntı gelmesi, Allah’ın onu terk ettiği anlamına gelmez. Gecenin karanlığı nasıl sabahın gelmesine engel değilse, hayatımızdaki imtihanlar da Allah’ın rahmetinden mahrum olduğumuz anlamına gelmez.
Bazen cevap gecikir…
Ama rahmet gecikmez.
Bazen kapılar kapanır…
Ama Rabbimizin kapısı kapanmaz.
Bazen insan kendisini yalnız hisseder…
Ama Allah kuluna şah damarından daha yakındır.
Duhâ Suresi, Resûlullah Efendimize ﷺ bir teselli olduğu kadar, her çağda gönlü daralan müminlere de bir rahmet mesajıdır.
“Şüphesiz senin için son olan, ilk olandan daha hayırlıdır.”
Öyleyse bugün yaşadığımız sıkıntıya bakıp yarınlarımız hakkında hüküm vermeyelim.
Belki bugün ağlıyoruzdur…
Ama Allah yarınımıza hiç beklemediğimiz bir sevinç yazmıştır.
Belki bugün bir kapının önünde bekliyoruzdur…
Ama Rabbimiz bizim için daha hayırlı bir kapının açılmasını hazırlıyordur.
Ve sonra Rabbimiz geçmişimizi hatırlatıyor:
“Seni yetim bulup barındırmadı mı?”
“Seni yolunu bilmez halde bulup doğru yola yöneltmedi mi?”
“Seni ihtiyaç içinde bulup zengin etmedi mi?”
Yani Allah bize adeta şöyle buyuruyor:
“Daha önce seni nasıl yalnız bırakmadıysam, bugün de seni yalnız bırakmayacağım.”
Öyleyse geçmişteki nimetleri hatırlayalım ki geleceğe dair ümidimizi kaybetmeyelim.
Ve sure, teselliyi sorumluluğa dönüştürüyor:
“Öyleyse yetimi sakın ezme! İsteyeni de sakın azarlama!”
Çünkü Allah’ın lütfuna mazhar olan kul, o lütfu yalnızca kendisi için yaşamaz.
Yetimin başını okşar.
Darda kalana el uzatır.
İhtiyaç sahibini küçümsemez.
Kendisine verilen nimetin sahibini unutmaz.
Ve sonunda:
“Rabbinin nimetini ise anlat da anlat.”
Rabbim…
Bizi karanlıklarımızda yalnız bırakmayan,
Gönlümüz daraldığında Duhâ’nın tesellisiyle bizi ferahlatan,
Geçmişteki nimetlerini unutturmayan,
Geleceğe dair ümidimizi diri tutan kullarından eyle.
Bize, “Rabbin seni terk etmedi” ayetini yalnızca okumayı değil, hayatımızın her anında hissetmeyi nasip eyle.
Âmin.
İSLAMİ HABER “MİRAT”