islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
13°C
İstanbul
13°C
Az Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
13°C
Pazar Çok Bulutlu
12°C
Pazartesi Az Bulutlu
12°C
Salı Açık
13°C

MAKAM SAHİPLERİ VE LİYAKAT ÜZERİNE

MAKAM SAHİPLERİ VE LİYAKAT ÜZERİNE
08/02/2025 09:00
A+
A-

Büyük makamlara gelmekle büyük adam olunmayacağı herkesin malumudur… Büyük adam olmak herkesin harcı değildir zaten… Kendini geçmeyen, milletine adanmayan, hakikate odaklanmayan, adalete şartlanmayan, cesareti kuşanmayan, geleceği bugünden görmeyen büyük adam olmaz, olamaz… Büyük adamları etrafında kümelenen insanlardan tanırsınız… Örneğin büyük adamların çevresinde Übey bin Selüller değil Ömerler olur… Yanında her söze, her eyleme eyvallah diyen şarlatanlar, korkaklar, eyyamcılar değil yanlışını yüzüne vuran, ona ayna olan gerçek dostlar bulunur… Büyük adamların olduğu yerlerde menfaat yuva yapmaz, zalim değer bulmaz, haine yer olmaz, onursuzların yüzüne bakılmaz…

Büyük makamlara makamı dolduramayan, makamın hakkını veremeyen, kurumları kuralsızlığa mahkum eden, kalıbı ve kaftanı makamla uyuşmayan, nefesi hakka ve hukuka vefasızlık kokan, ne oldum delisi olan insanların atandığını görmek çok üzücü bir durum… Eskiden devlet büyüklerimiz birilerini yüksek makamlara atadıklarında bir bildikleri var, layık olmayanı oraya getirmezler, görmediklerimizi görüyor, bilmediklerimizi biliyorlar diye hüsnü kuruntuda bulunurduk… Ama zamanla gördük ki biz kendimizi kandırmışız, büyüklere çok güvenmişiz, maalesef yanılmışız … Aslında devlet büyüklerimizin de çok bir bildiği yokmuş… Hatır gönül ilişkisi veya adamcılık kaygısı ile atama yapıyorlarmış, ehliyet ve liyakat esas kriter değilmiş meğer…

Bazı insanlara gücünü aşan, boyundan büyük görevler verdiğinizde altında kalacaklarını da hesaplamanız gerekir değil mi? Hz. Yusuf’a baş danışmanlık görevi teklif edildiğinde hayır beni hazinenin başına getir demiş ve ehil olduğu görevi istemişti… Şimdi bizimkiler ehil olup olmadıklarına bakmıyorlar, gelecekleri makamın kendilerine neler getireceğine ve isimlerinin büyük makamlarda zikredilmesine dikkat ediyorlar… Makama ne katacağını değil makamın hayatına ne katacağına bakan insandan yönetici mi olur? Olmaz olmaz da ama yönetici oluyorlar bir şekilde… Oluyorlar olmasına da yönetemiyorlar, yönetiliyorlar, güdülüyorlar…

Zaten onları oraya getirenler de onları yönetmek, dediklerini harfiyyen yaptırtmak için atamadılar mı? “Gel dersen gelir, git dersen gider” türden adamları atayarak kendilerine uşaklık yaptıranlar bu memlekete kötülük ettiklerinin, kurumları bitirdiklerinin farkında değiller mi? Elbette her şeyin farkındalar ama heva adlı ilaha tapınmaktan geri duramıyorlar… Bu insanlar hizmete âşık olanları değil kendilerine uşak olanları arıyorlar… Sonra ne mi oluyor? “İşi ehline vermediğinizde kıyameti bekleyin” hadisi işi ehline vermediğinizde “taşları bağlanan, köpekleri salınan bir memlekete dönüşmeniz kaçınılmazdır” demek istiyor…

Teamüllerin ayaklar altına alındığı, kurumların muhteris adamların güdümüne terkedildiği, fitne ve fesadın iyilik suretiyle yapıldığı, zulmün adalet libasına büründürüldüğü, zulme sessiz kalmayanların sindirilmeye çalışıldığı, haksızlıkların zirve yaptığı, lanetlenmiş zihniyetlerin iş başında olduğu, kötülerin veba gibi her tarafa yayıldığı, şeytanların melek suretinde göründüğü, liyakatsizlerin tepeye çıktığı, zehirli dillerin güzel sözler saçtığı, edepsizlerin sureti haktan göründüğü bir memleketin, bir kurumun veya bir muhitin başarıya ulaşması beklenemez… Çözüm mü “padişahım çok yaşa” diyen şaklabanlar takımına inat “kral çıplak” diyebilme cesaretini göstermektir…

CAHİT KARAALP 

MİRATHABER.COM -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar
  1. Ali dedi ki:

    Doğru ….

  2. Şeyma dedi ki:

    Tarihî olaylar da ibret vesilesidir; bunu sadece basiret sahipleri fark eder.