islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,3794
EURO
54,0536
ALTIN
6.160,00
BIST
13.687,86
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
32°C
İstanbul
32°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Açık
29°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
28°C
Cuma Parçalı Bulutlu
28°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
29°C

İMAM HATİP OKULLARININ GELECEĞİ

İMAM HATİP OKULLARININ GELECEĞİ
A+
A-

İMAM HATİP OKULLARININ GELECEĞİ

Görev yaptığım ilin imam hatipliler derneği başkanı, orta derecede nüfus yoğunluğuna sahip bir ilçemizde geçen yıl imam hatip okullarına hiçbir öğrencinin kayıt yaptırmadığını, bu yıl da durumun değişmeyeceği bilgisini aldıklarını, dernek olarak bu durumdan büyük üzüntü duyduklarını söyledi. Ardından da şahsımın o ilçenin merkez camisinde bir Cuma Vaazında ilçe sakinlerinden imam hatipleri sahiplenmelerini tavsiye eden bir konuşma yapmamı istedi.  Ben de “olur” diyerek dernek yetkilileriyle birlikte o ilçeye gittik. Belediye başkanlığı başta olmak üzere ilçenin bazı kurumlarını ziyaret edip konuyu onlarla da istişare ettik. Daha sonra Cuma vaazında; “İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir grup bulunsun; işte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Âl-i İmran 3/104) ayeti etrafında bir vaaz konuşması yaptım. Konuşmanın özeti şöyleydi:

“(…) Değerli Kardeşlerim! İslam inancına göre her Müslümanın dinini öğrenmesi ve öğrendiği bilgileri ailesinden başlayarak çevresine öğretmesi önemli bir görevdir. İslam’ın ilk yıllarından itibaren Peygamberimiz vahiy meleği Cebrail’den öğrendiği bilgileri ailesinden başlayarak insanlara öğretmiş ve dinin nasıl yaşanacağını davranışlarıyla topluma göstermiştir. Her geçen gün Müslümanların sayısı artınca, Peygamberimiz Medine Mescidinin bir bölümünü öğretmen okulu olarak tahsis etmiştir. Burada yetişen ve Suffe Ashabı olarak bilinen sahabeler İslâm’ın ilk öğretmenleri olarak tarihe geçmiştir. Peygamberimizin sağlığında ve vefatından sonra Mekke ve Medine başta olmak üzere değişik bölgelerde İslam’ın öğrenilip yaşanmasında bu öğretmenler topluma rehberlik etmiştir.

Vaazımın başlangıcında okuduğum ayetin hükmünce her Müslüman dinini belli ölçüde öğrenip yaşamakla sorumludur. Ancak iyiliklerin daha da yaygınlaşması ve kötülüklerin azalması konusunda topluma rehberlik edecek bilgi ve donanıma sahip bir grubun yetişmesi Allah tarafından tüm Müslümanlara verilmiş bir görevdir. Bu görev İslâm’ın Mekke ve Medine döneminde Suffa Ashabının çalışmalarıyla, daha sonraki dönemlerde camilerde ve medreselerde yetişen öğretmenlerin gayretleriyle yerine getirilmiştir. Tarihten beri devam eden bu hizmet günümüzde camiler, Kur’an kursları, imam hatip okulları ve ilahiyat fakülteleri aracılığıyla yürütülmektedir. Bu kurumlar içerisinde özellikle imam hatip okulları din eğitiminin bel kemiğini oluşturmaktadır.

Bu günlerde eğitim çağındaki çocuklarımız okul tercihi yapmaktadır. Tercih yaparken çocuklarımızın ilgi ve kabiliyeti yanında okulun niteliğini de gözetmek gerekir. Elbette ülkemizdeki eğitim kurumlarının her biri ayrı bir öneme sahiptir. Ancak bu tercih sürecinde Yüce Rabbimizin “İçinizden hayra çağıran ve kötülüklerden sakındıran bir grup çıksın.” öğüdüne uyarak, isteği ve yeteneği olan çocuklarımızı imam hatip okullarına yönlendirmemizde büyük yarar vardır.

İmam hatipler, hem ortaokul hem de lise düzeyinde eğitim öğretim veren kurumlarımızdır. Bu okulların orta kısmında genel ortaokul derslerine ilâve olarak Arapça, Kur’an-ı Kerim ve Dini Bilgiler gibi dersler yer almaktadır. Lise kısmında ise Matematik, Edebiyat, Tarih, Coğrafya, Felsefe, Fizik, Kimya, Biyoloji ve Sosyoloji gibi genel lise dersleri yanında Kur’an-ı Kerim, Arapça, Tefsir, Hadis, Fıkıh, Siyer, İslâm Kültür ve Medeniyeti dersleri okutulmaktadır.

Günümüzde imam hatip okullarından mezun olanların Tıp, Hukuk, İktisat, Mühendislik, İlahiyat, Edebiyat, Tarih, Sosyoloji ve Psikoloji gibi pek çok alanda başarılı oldukları görülmektedir. Bu yılki lise giriş (LGS) sınavında ilimizden tam puan alan üç öğrencinin ikisi imam hatip mezunudur. Programının zenginliği yanında milli, manevi ve evrensel değerlere bağlı bir nesil yetiştirmesi, bu okulların en önemli avantajıdır. Özellikle sosyal medyanın gençlerimize kötülük aşıladığı bir dönemde, milli ve manevi değerlere bağlı örnek bir nesil yetiştirmeyi hedefleyen imam hatip okullarına sahip çıkmak, bizler için önemli bir sorumluluktur. Rabbimin bana göz nuru olarak verdiği dört evladımın dördünü de imam hatip okullarında okuttum ve bundan çok memnun, asla pişman değilim, umarım sizler de pişman olmazsınız…

Konuşmamı Peygamberimizin şu hadisi-i şerifiyle bitirmek istiyorum: “Kişi öldüğü zaman amel defteri kapanır. Ancak arkasında sadaka-i cariye, faydalı ilim ve kendisine dua edecek sâlih evlat bırakan kimsenin amel defteri kapanmaz.” Rabbimiz Peygamberimizin bu müjdesine layık olmayı ve bizlere dua edecek ilim ve edep sahibi hayırlı bir nesil yetiştirmeyi nasip buyursun.”     

Cuma namazından sonra imam hatip lisesinin müdürü ve ilçeyi iyi tanıyan bazı dostlarla konuyla ilgili sohbetimiz oldu. İmam hatip okullarına ilgisizliğinin nedenleri üzerine konuştuk. Elbette bu durumu tek bir nedene bağlamak doğru değildir. Okulun maddi ve manevi ikliminden müfredatın yüküne; öğretmen, öğrenci ve velilerin ilgisinden istihdam beklentilerine kadar pek çok nedenin birleşmesinin bu durumda etkili olduğu anlaşılmaktadır.

Ziyaret ettiğimiz ilçe örneğinden yola çıkarak imam hatip okullarına ilgisizliğin sebeplerini şu şekilde sıralayabiliriz:

1. Okul binalarının yeri: İmam hatip binalarının daha ziyade kenar mahallelerde yer aldığı görülmektedir. Merkeze uzak okullarda ulaşım sıkıntısı yaşandığından öğrenciler kendilerine yakın okulları tercih etmektedir. İmam hatip okulları için yer tespitinde bulunurken ulaşım sorunu da mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.

2. Okul idarecilerinin ve öğretmenlerin seçimi: Bu okullara atanacak idarecilerin ve öğretmenlerin sadece mesleki formasyona sahip olmaları yeterli değildir; mesleki formasyon yanında gönül ehli olmaları ve bu okulları yürekten sahiplenmeleri de gerekir.

3. Okul tercihinde gönüllülük esası: Veli ve öğrenci talebi gözetilmeksizin birçok bölgede bu okulların mahallede tek seçenek haline getirilmesi, burada kendi isteği dışında zorunlu olarak okuyan öğrencilerde antipati uyandırmaktadır. Bu durumun zaman içerisinde imam hatip okulları aleyhine bir propagandaya dönüştüğü anlaşılmaktadır. Dolayısıyla yetkililerin öğrenci ve velileri ikna ederek bu okullara ilgiyi artırması daha faydalı bir yaklaşım olacaktır.

4. Okul müfredatının yoğunluğu: Diğer okullarla kıyaslandığında imam hatip okullarının müfredatının oldukça yoğun olduğu görülmektedir. Programlar yeniden gözden geçirilip müfredat yoğunluğunun azaltılmasında fayda vardır. Derslerden bazılarının çıkartılıp bazılarının da kredisinin azaltılmasıyla ders yoğunluğu öğrenci fıtratıyla örtüştürülebilir.

5. Sınav baskısı: Liseye ve üniversiteye giriş sınavlarında din derslerinin ağırlığı diğer derler yanında oldukça düşük düzeydedir. Söz konusu sınavlarda bu okul öğrencilerine alanla ilgili soruların sayısı artırılabilir. Günümüz teknolojik imkânlarıyla bu hiç de zor değildir.

6. Sorgulama ve eleştirel bakış: Yeni nesil bilgiyi tek taraflı veya otorite odaklı almaktan ziyade, sorgulayıp deneyimleyerek alma eğilimindedir. Geleneksel din eğitimi yöntemleri, dijital dünya şartlarında büyüyen gençlerin ilgi ve ihtiyaçlarıyla bazen çatışır bir görüntü sergilemektedir. Dolayısıyla imam hatip okullarında verilen din eğitimi derslerinde hem içerik hem de yöntem yenilemesine gidilmelidir.

7. İstihdam ve gelecek kaygısı: Öğrenci ve velilerin ana hedefi, mezuniyet sonrasında nitelikli bir üniversiteye yerleşmek ve akabinde de nitelikli bir meslek sahibi olmaktır. Okul sonrası ilahiyat fakültesine giderek bu alanda bir kariyer yapmak isteyen öğrencilerin oranı düşük düzeydedir. Genelde dini doğru öğrenip doğru yaşamak, tıp, hukuk, öğretmenlik ve mühendislik gibi alanlarda meslek sahibi olmak isteyen veliler bu okulları tercih etmektedir. Bu tercih saygıyla karşılanmalı ve bu konuda öğrenci ve velilere güven telkin edilmelidir.

8. Değişen dindarlık algısı: Türkiye’de ailelerin dindarlık algısı ve yaşam tarzı beklentileri giderek değişime uğramaktadır. Velilerin önemli bir kısmı çocuklarının din eğitimi ihtiyacının evde, kursta ya da bazı vakıf ve derneklerin sosyal faaliyetleriyle karşılanmasını, okuldaki zamanın ise tamamen matematik, fen ve diğer derslere ayrılmasını daha rasyonel bulmaktadır. Bu derslerin imam hatiplerde de önemsendiği öğrenci ve velilere iyi anlatılmalıdır.

9. Niceliğin niteliğe tercih edilmesi: Son yıllarda imam hatip okullarının durumunu en iyi özetleyen başlığın bu olduğunu düşünüyorum. İmam hatiplerin sayısında ciddi bir artış yaşanmakla birlikte bu okullara ilginin giderek azaldığı görülmektedir. Bunda en etkili husus, eğitim müfredatında gerekli yeniliğin tam olarak gerçekleştirilememiş olmasıdır. İmam hatiplerin kuruluş amacı, başlangıçta toplumun imam ihtiyacını karşılamaya yönelikti ve müfredatı da bu amaca uygun olarak hazırlanmıştı. Ancak günümüzde imamlar, ilahiyat fakültesini ve sekiz aylık diyanet akademisini bitirenler arasından seçilmektedir. İmam hatip okullarını okuyanların genelinin öncelikli hedefi de imam olmak değildir. Dolayısıyla bu okulların müfredatının, öğrenci ve velilerin beklentilerine uygun olarak yeniden güncellenmesi gerekmektedir.

10. İdeolojik kaygılar: İmam hatip okulları kuruluşundan itibaren ideolojik tartışmaların odağında yer almaktan bir türlü kurtulamamıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra 1924 yılında Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kabulüyle birlikte medreseler kapatılmış, topluma hizmet edecek din görevlisi yetiştirmek amacıyla da imam hatip okulları açılmıştır. Daha sonraki dönemlerde halkın ilgisine göre bazen kapanan, bazen yeniden açılan, bazen de niteliği değiştirilen bu okulları her türlü ideolojinin üstünde tutmak gerekir. İmam hatiplerin lehinde ya da aleyhinde olanların bu okulları siyaset malzemesi yapmaktan uzak durması, her şeyden önce ilime ve halkın tercihine saygının bir gereğidir. Aksi halde bu okullara hep kuşkuyla yaklaşılacak, burada okuyan çocukların geleceğinden endişe duyulacaktır. Bu makalemizi yazmamıza neden olan ilçe ziyaretimizde okul müdürü ve bazı vatandaşlarla yaptığımız görüşmede öğrenci ve velilerin bu okulu tercih etmemesindeki en önemli nedenin bu olduğu anlaşılmıştır. Özellikle kendisiyle konuştuğumuz okul müdürü biraz da kısık bir sesle: “Hocam, vatandaşların çoğu mevcut iktidardan sonra bu okulların kapanacağını, mezun olanların devlet kurumlarında görev alamayacağını düşünmektedir” demişti. İmam hatip okullarını tercih edip etmemekte elbette herkes özgürdür ancak böyle bir algı vatandaşın tercihini etkiliyorsa bu çok hassas bir durumdur. Bu algının düzeltilmesi için herkes üzerine düşeni yapmalı, bu okulların siyaset üstü halka ait kurumlar olduğu ilgili platformlarda dile getirilmelidir.

Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar
  1. Necdet Aydoğdu dedi ki:

    Hüseyin hocam kaleminize sağlık.
    Meseleyi gayet güzel ortaya koymuşsunuz.
    Acizane kanaatim hala bir türlü atamadığımız derin korkularımız var. Başında da mevcud iktidar giderse imam hatiplerin sonu gelir korkusudur. Ülke olarak, ülkenin dini hassasiyetleri üst düzeyde olan fertleri olarak bu hisle/ korkuyla yüzleşmemiz lazım. Ya da bu hissiyatın sebeplerini ortadan kaldırmak, gerekli yasal/anayasal altyapıyı kolay kolay değiştirilemeyecek bir formda hazırlamak gerekir.
    Muhabbetle efendim