islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağmurlu
12°C
İstanbul
12°C
Yağmurlu
Pazartesi Çok Bulutlu
11°C
Salı Hafif Yağmurlu
8°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
10°C
Perşembe Az Bulutlu
13°C

İMAN, EMÎN/GÜVENİLİR İNSAN OLMAKTIR

İMAN, EMÎN/GÜVENİLİR İNSAN OLMAKTIR
03/02/2026 03:00
A+
A-

İMAN, EMÎN/GÜVENİLİR İNSAN OLMAKTIR

İMAN: güvenmektir, kime? Allah’a. Nasıl? Gök kubbenin üzerimize düşmeyeceğinden, güneşin her sabah doğacağından, her bir nefes alış verişimizde havanın varlığından emin/güven içinde yaşıyoruz. İşte bu kozmik yasayı koyan Allah’a güveniyoruz. Ve güvendiğimiz yüce Yaratıcıya iman ediyoruz. Biz de bu iman ile güvenilen insan olmaya yemin ediyoruz. Çünkü bir ismi MÜ’MİN OLAN ALLAH, BİZE DE MÜ’MİN/GÜVENİLEN İNSAN DEMİŞ… Kendi ismiyle bizi de isimlendirmiş. Teşekkürler Allah’ım…

Doğuştan fıtrî dindar olan insanın,(Buharî,2/100,hn.1385) bilinçli dindar olması için akıl ve vahiy lütfedilmiştir. İnsanın yapısı doğuştan dindardır ama bu Allah’ın onayladığı, memnun olduğu, bilinçli ve eylemli bir dindarlık değildir. Kitabı ve Rasûlullahı gönderiyor ki, imanı aklımızla anlayarak, kalbimizle/vicdanımızla duygu, heyecan ve hareket katarak eyleme, amele, amel-i salihe ve de bilince dönüştürmemizi istiyor. Bu hayatta Allah, bilmemeyi, farketmemeyi asla mazeret olarak kabul etmemektedir.(İsra,17/36) İmanın, akıldan kalbe/vicdana, kalpten ele, eyleme, iradeye inmesi, insanî ve fiilî bir duadır. İşte temsil ve tebliğ de budur zaten. Direkt dile düşen iman; imandan öte sadece bir inançtır, söylemdir, övünçtür, avuntudur, “LÂ İLAHE İLLALLAH” kelime-i tevhidini bilinçsizce seslendirmedir.

Din hayatın olağan akışı dışına, ilkeler ve değerler dışına çıktığı zaman sadece inanç olur, İslam olmaz. Bir söylemin, bir iddianın üstüne “İSLÂM” YAZINCA veya “İMAN ETTİM” deyince, BU, DİN-İMAN OLMUYOR. Sadece İNANÇ OLUYOR. Bu dünyada inançsız insan yoktur. Bir ataist bile inançlıdır. İnanç, başkasından taklit yoluyla alınandır. Sorgulanmadı, anlayıp bilince dönüşmedi ve içselleşmedi. Ana-kız ikisi de müslüman. Ancak süte su katmaya kalkan anasına; “Ana! Ömer uyuyor olabilir ama, Allah görüyor!” diyen kızın imanında; bilgi ve bilinç var, bilinç yüklü bu imanı, hayata dönüştürme heyecanı, gayreti ve eylemi var. Yaşamımızın her davranışında bu kız gibi duyarlı olabiliyor muyuz?

“Amentü billah/Allah’a inandım” diyebiliriz ama buradaki Allah lafzı, para, ego, şeytan, şöhret, şehvet, makam ve siyaset de olabilir; aman dikkat! Onun için “Allah’a inandım” demekten ziyade “Allah’a iman ettim/güvendim.” demeyi ve her an, her yerde “Allah’ı görüyor veya O’nun bizi mutlak görmekte olduğu” bilinci ile yaşamayı seçebiliyor muyuz?(Buharî,1/19,hn.50) Zira bizler, inanç sahibi değil; iman sahibi/Allah’a güvenen ve kendimiz de güven veren mü’minleriz.

Yaratanıma, kitaplarına, rasullerine, iman ediyor, güveniyorsam; mesajının, ilke ve değerlerinin, aklıma, irademe, vicdanıma, dilime, gözüme, kulağıma, bütün yaşamıma bir etki yaptığını görmem lazım. Bu yoksa; iman da yoktur; sadece dilde bir söylem/inanç vardır. Lütfen unutmayalım; Din ilmi, amel ilmidir. İnsan, “AKIL+İLİM” ve “KALP/VİCDAN+AMEL” ile insan olur, müslüman olur, mü’min olur.
İmanımızın bu dünyada bize olumlu, aktif iyi, doğru ve güzel bir katkısı olmazsa ölümden sonra da bir katkısı olmayacaktır. Çünkü Salih amellerimizle yargılanacağız.

Salih amellerimiz, eylemlerimiz, iyiliklerimiz, hayırlarımız ise bizim komşularımız olacaktır.

Çok kolay “amentü/ben iman ettim” diyoruz ama ona bilgi, bilinç ve amel-i salih eşlik etmediği sürece kolayca imanımızı satabiliyoruz, çıkar ve menfaatle takas edebiliyoruz. Sonuçta yalnız inanç veya amelsiz imanımız ile orada garip, mahzun ve mahrum kalacağız diye korkuyorum.

Din, bize koyduğu değer ve ilkelerle rehberlik eder ve ne yapacağımıza, nasıl yaşayacağımıza yön verir. İnsânî değerler ve ahlâkî ilkeleriyle sürekli bize; emin ve güvenilir insan ol, emanete riayet et, yalan söyleme, dürüst ol, hak-hukuk yeme, mutlaka güvenilir iyi insan ol! iyilik elçisi ol! mesajı veriyor ve vicdanımızı titretiyor, irademizi ayağa kaldırıyor. Şüphesiz duyana ve görene, köre ne….

Özetle dünyası güzel olanın, âhireti de güzel olur. Duamız da hep budur.(Bakara, 2/201) Tarlada izi olmayanın, harmanda yüzü olmaz. Burayı cennete dönüştüremeyen, orada cennetin kokusunu bile alamaz!

Ve’s-selam…

Nuri Çalışkan

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.