
Adına “gelenek” dediler. Oysa bu, kadının saçından çekilerek İslâm’ın kapı dışarı edilmesiydi.
Trump geldi.
Saray açıldı.
Kadınlar çıktı.
Saçlar savruldu.
Ve sonra bir alkış yükseldi…
Ne yüce bir karşılama!
Ne görkemli bir rezillik!
Bir İslâm ülkesinde, Amerikan başkanı için saç sallayan kadınlar…
Görkemliydi, evet.
Ama yalnızca zilletin görkemi!
Bu görkem, Batı’ya secde edenlerin İslam’ın izzetini bırakıp hayâyı sahneye, iffeti alkışa kurban ettiği bir modern cahiliye ayiniydi
Bu muydu sizin “kültür” dediğiniz?
Kadının saçıyla protokol yapan bir anlayış mıydı medeniyet?
Yoksa Batı’nın gözünde bir aferin uğruna kendi değerlerini süpürge yapan bir çağdaş cahiliye töreni mi?
Ey Batıya Dalkavukluk eden yöneticiler!
Ne çok benziyorsunuz Mekke müşriklerine…
Onlar kız çocuklarını diri diri toprağa gömerdi,
Siz ise kadının onurunu sahnede saçlarıyla gömüyorsunuz.
Bir de utanmadan adına “şov” diyorsunuz.
Bu sadece bir protokol gösterisi değildi…
Bu bir diz çöküştü.
Bu, İslam’ın vakarının sahne önünde eğilip Batı’nın beğenisine arz edildiği bir zillet seremonisiydi.
Bu, Batı’ya biatın dansla tescillendiği bir teslimiyet ayiniydi!
Bu, İslam’ın vakarının ayaklar altına serildiği bir zillet töreniydi!
Oysa Allah yüce kitabında şöyle buyurmuştur:
“Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinenler… Onların yanında izzet mi arıyorlar? Oysa bütün izzet yalnızca Allah’a aittir.”
(en-Nisâ, 139)
O zaman bu sahne, Allah’ın değil; kâfirin rızasını kazanmak uğruna izzeti ayaklar altına alanların sergilediği bir modern nifak tiyatrosuydu.
O sahne, şerefi yanlış kapılarda arayanların, Allah’ın değil, Batı’nın takdirini kazanmak uğruna izzetini takas ettiği bir sahne-i hezimet idi.
O sahne, müslüman kisvesine bürünüp küfrün rızasını kazanmaya çalışanların, Allah’a ait izzeti Batı’nın beğenisine peşkeş çektiği bir kimlik intiharıydı.
O sahne, İslam’ın vakarının pazarlık masasına yatırıldığı; ümmetin onurunun protokol bahanesiyle sahnede çiğnendiği bir haysiyet felaketiydi.
Trump bu rezilliğe hiç şaşırmadı…
Çünkü biliyordu ki, Batı’nın emirlerini yerine getirmek için İslam’ı sırtından hançerleyecek yöneticiler çoktan yetiştirilmişti.
Ey Dalkavuklar!
Siz Amerika’yı ağırlamadınız; Siz İslam’ı pazarladınız!
Siz gelenek sunmadınız;
Siz Trump’a kadının onurunu meze edip tepsiyle ikram ettiniz.
Kadını, sahnenin objesi hâline getiren sizsiniz!
Onu “özgürleştirmek” adına gözler önüne attınız; iffetini ise alkışa oyuncak ettiniz.
Ve sonra kalkıp “kadın hakları” dersi mi vereceksiniz?
Oysa İslâm, kadını takvâ ile aziz kıldı;
alkışla değil, hayâ ile yüceltti;
süsle değil, tesettürle korudu;
şovla değil, şahsiyetle onurlandırdı.
Cahiliye döneminde kız çocukları toprağa gömülüyordu…
Şimdi ise alkışlara…
O gün gömülüyordu,
Bugün protokol adı altında aşağılanıyorlar.
Oysa İslâm, kız çocuklarını diriltti,
Siz ise alkış uğruna onun şahsiyetini yeniden öldürdünüz!
Birleşik Arap Emirlikleri’nde,
Gavurun hoşuna gitsin diye protokol adı altında kadını sahneye sürüp istismar ettiler..
Bu, dışı Müslüman, içi Batı’ya sadık olanların iki yüzlülüğüdür…
Bu, İslam kisvesiyle rol yapıp küfre selam duranların portresidir.
Bu, Batı’ya yaranmak için İslâm’ı eğip bükenlerin, gerçekte imanla değil,
makam ve kabul görme arzusu ile hareket ettiği bir inkâr zeminidir.
Bu, Bugünkü yöneticiler arasında, “Batı ne der” korkusuyla Kuran’ı görmezden gelen, Peygamberi devre dışı bırakan, İslâmî hassasiyetleri aşağılayan münafık karakterin ete kemiğe bürünmüş hâlidir.
Bu, müslüman görünüp küfrün izni ve onayıyla hareket eden; “Batı bizi sevsin” diyerek ümmetin şerefini satan modern münafıklığın diplomatik suretidir.
Bu, bir İslâm ülkesinin başına geçmiş; ama her sözünü Batı’dan alkış almak için sarf eden, Allah’ın değil seküler değerlerin rızasını gözeten ikiyüzlü siyasi dilin ve sahte temsiliyetin en ibretlik örneğidir.
Bu, ümmete “İslam’a hizmet ediyoruz” diyerek yalan söyleyen, Batı’ya karşı İslâm’ı pazarlık nesnesi yapanların hâli,
münafıklığın bugünkü diplomatik diksiyonudur.
Ey şerefi Batı’da arayan, protokol uğruna İslâm’ın vakarını ayaklar altına alan zihniyet!
İslâm’ın vakarını bir protokol uğruna sahneye fırlatıp çiğnediğinizde, alkışlarla değil, şu ayetlerle yargılanırsınız:
İzzet (onur, şeref) yalnızca Allah’a, Resûlü’ne ve müminlere aittir. Fakat münafıklar bunu bilmezler.” (el-Münâfikûn, 8)
“Münafıklara haber ver ki, onlar için acı bir azap vardır! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinenler… Onların yanında izzet mi arıyorlar? Oysa bütün izzet yalnızca Allah’a aittir.” (en-Nisâ, 138,139)
Bu ayetler, izzeti Batı’da arayan, protokol uğruna İslâm’ın vakarını ayaklar altına alan zihniyeti mahkûm eder.
Bu âyetler, İslam’ın izzetini bırakıp Batı’nın değerlerine benzeme yarışı içinde olanlara doğrudan uyarıdır.
Görünüşte Müslüman, özde kâfir özentisi olanların sonu bellidir:
“Ey iman edenler, yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin, onlar birbirinin dostudur. İçinizden kim, onları dost edinirse, (samimi bir muhabbet ile onlara bağlanırsa) o da onlardan sayılır. Şüphe yok ki Allah zalimler topluluğuna hidayet etmez.” (el-Mâide)
Şatafatlı bir başlangıçla çıkılan yolda, son durak daima hüsranla mühürlenmiş bir çöküştür.
Çünkü Allah’a değil, onun düşmanlarını dost edinenler; izzeti değil, zilleti seçmiştir.
Onların akıbeti rezil bir düşüş,
mirasları şerefsiz bir son,
yoldaşları kendileri gibi iki yüzlü münafıklardır.
Bu âyetler kendini İslâm’a nispet edip Batı’ya hizmet edenlerin iç yüzünü tarif eder. Batı’nın beğenisini kazanmak için İslamî değerleri tahrif edenler için net bir ölçü sunar. Kimi alkışlıyorsan, kimin beğenisi için şov yapıyorsan, ahirette onunla haşrolunursun.
İslâm, kadını vitrine çıkarıp şov yaparak değil, şuurla temsil edilir.
Ama siz, hayâyı unuttunuz; takvâyı tahrif ettiniz.
İzzeti protokol sahnesinde aradınız, haysiyeti şova kurban ettiniz.
Ve Allah’ın değil, Trump’ın rızasını gözettiniz, sonra da adına “gelenek” dediniz!
Zilletin saçı uzun, Ama izzeti yok.
Sahne büyük, Ama içinde İslâm yok.
Şov var, ama utanma yok!
Alkış var, ama vakar yok!
Ve ben bu manzaraya bakarken şu duayı ettim:
“Allah’ım!
Bizi bu modern cahiliyeden koru…
Kadını iffetle taçlandır, şovla değil…
Onurumuzu düşmanlarımıza yalakalıkla değil, takvâ ile yücelt…
Şerefi podyumdan değil, Kur’an’dan öğret…
Ve ümmeti küfre değil imana döndür…” Âmin
Kadir Bekil
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-
Ümmetin yüz karası bunlar Rabbim onları dost bildikleri ile haşretsin insaAllah