İnsan, çok önemli ve mükemmel bir varlık. Fakat, onun önemi; kendine verilmiş nitelik, zeka, sorumluluk ve kabiliyetlerini iyi kullanabildiği ölçüdedir, Eğer bunları kullanamıyor ve birtakım otorite ve güçler tarafından kullandırılması engelleniyorsa, onun önemi ve mükemmelliği gerçekleşemiyor ve sıradan bir varlık durumuna inebiliyor. İnsanın kendini tanıması ve karar vermesi: İnsan, öncelikle...
İÇ DÜNYAMIZI NASIL İNŞA EDİYORUZ? Atalarımızdan aldığımız belli bir potansiyelle dünyaya geliyoruz. Bedenimizin zaman içinde gelişmesi gibi iç dünyamız da zaman içinde oluşuyor. Bedenimiz aldığımız gıdalarla nasıl gelişimini tamamlıyorsa iç dünyamız da çevreden aldığımız kültürel etkileşimle varlık kazanıyor . Önce ailemiz, onlardan görüp işittiklerimiz, taklit yoluyla öğrendiklerimiz ve ailemizle kurduğumuz...
“Asr-ı Saadet” dediğimiz dönem, sadece tarih ve siyer kitaplarında okuduğumuz, geçmişte kalmış bir hatıra değildir. O, Allah’ın kelâmının kalplerde mayalandığı, Resûlullah’ın (s.a.s.) örnekliğiyle şekillenen, sahabenin samimiyeti ve fedakârlığıyla ete kemiğe bürünen canlı bir hayat rehberidir. O günün insanı, Kur’an’ı sadece ezberlenip namelerle süslenen bir metin olarak değil; hayatın yönünü belirleyen...
Büyük mü büyük Kıyamet sorgulaması, çekimi melekler tarafından yapılan ve bizim de başrolünü oynadığımız bu hayat filmine göre yapılacak. İster 15, ister 75 yaşında olsun, mükellef olan herkese bu hayat filmi verilecek ve ona “Oku kitabını” denilecek: “Her bir insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık. Nitekim Kıyamet Günü onun önüne,...
Yimibirinci yüzyılın ilk çeyreği, insanlık tarihinin en çalkantılı dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçmektedir. Teknolojik gelişmelerin baş döndürücü hızla ilerlediği, yapay zekâ gibi araçların küresel güçlerin elinde birer hegemonya aracı haline geldiği bu çağda, insanî değerler giderek anlamını yitirmektedir. Küresel müesses nizam, kendi koyduğu etik ilkeleri dahi hiçe sayarak yeni bir dünya...
Bismillahirrahmanirrahim Hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir kalbin tasavvur edemeyeceği ebedi cennetleri güzel kulları için hazırlayan yüce Allah’ımıza hamd ve sena ederim. Akıllı kişileri, nefislerini kontrol altına alan ve ebedi hayatları için çalışan kullar olarak tanımlayan aziz Peygamberimiz, biricik mi biricik hayat önderimiz Hz. Muhammed’e salat ve selam...
Genellikle her nesil, bir sonraki neslin düşünce, davranış ve hayat tarzlarını beğenmiyor ve bir şekilde memnuniyetsizliğini ifade ediyor. Öyle ki Sümer tabletlerinde bile “Bu gençlik nereye gidiyor?” yazısının yer aldığı görülüyor. Bu tabletlerden birinde baba oğluna, “Bana bak, adam ol. Meydanlarda başıboş dolaşma, caddelerde sürtme. Sokakta yürürken çevrene bakınıp durma....
Adı “diplomatik dil” oldu. Siyasiler ve bürokratlar, biri maslahat, biri siyaset gereği yalan konusunda içlerinde bir diren oluşturmuyorlar. Şeytan bir bahane ile insanları kolayca kandırabiliyor. Bu akılla her harama bir bahane üretmek mümkün. Hatta yalanlarına kimileri Allah’ı şahid tutuyor. Kolayca yemin edebiliyorlar. Yalan söylemeyi, iftira sınırına taşıyıp, rakipleri hakkında yalan...
Bir avuç şiir olsam Her şey bitti denilen anda Bir avuç şiir olsam Göz bebeklerinden akarak çocukların, mazlumların Ve masumların Ve aşıkların sonra Kurumuş yürekleri yeniden yeşertsem Sonsuz sevdalar anısına Mecnun’a ‘Leyla’ adlı bir şiir sunsam Bir avuç şiir olsam Yiğit erlere kâse kâse sunulan Mekke’de çağıldayıp Kerbela’ya akan kanlar...
“Allah” ismi, “Ahadiyyet” mertebesindeki “Mutlak Varlık”ın adı değil, “özel” bir vechesidir. Mutlak Varlık, insân aklının kavrayabileceği her türlü sıfat ve bağlardan münezzeh/aşkın olduğundan bize tamamıyla meçhuldür. İnsân, önceden bazı sıfatlarla nitelendirmeksizin ve şu ya da bu sûretle kayıtlandırmaksızın herhangi bir şeyi ne düşünebilir ne de onun hakkında konuşabilir. Bu itibarla...
Erdoğan – Trump görüşmesinden açıklanan somut bir şey yok. Dron tacizleri devam ediyor. Yeni filolar için hazırlık yapılıyor. Filo kırmızı hatta girdiğinde müdahele edilebilir. Ancak tam zamanı ve şekli değil. Bir çok alternatif söz konusu, onlar, her türlü planı yapmışlardı. “Oysa ki dağları yerinden oynatacak derecede güçlü olduğunu sandıkları planları...
Filistin tamamen İsrail’in fiili hakimiyeti altına girer, Gazze barbarca bir katliama ve tehcire maruz kalırken, açlık ve susuzlukla ölüme mahkum edilirken İslam alemi seyretmekle yetiniyor. Müslüman dünyanın suskun kalmasının üç sebebi var: 1.Hiçbir İslam ülkesi kendini tek başına İsrail’e karşı savaşabilecek güçte görmüyor, bu savaşı İran, Hizbullah ve Ensarullah göze...
Kur’ân-ı Kerîm, iman ile şirkin bir arada bulunamayacağını açık bir şekilde vurgulamaktadır. Nitekim En‘âm Sûresi’nin 82. âyetinde şöyle buyrulur: “İman edip de imanlarını zulümle (şirkle) karıştırmayanlara güven vardır ve işte onlar hidayete erenlerdir.” Bu âyet-i kerîme, imanın ancak şirkten arındırıldığı takdirde gerçek anlamda güven ve hidayet kaynağı olacağını ortaya koymaktadır....
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD başkanı için sürekli “Dostum” deyip durmasının, bırakın Müslümanlığı, akılla mantıkla, insanlıkla dahi izahı mümkün değildir. Bütün İslam Alemini yıllardır kan gölüne çeviren, İslam’ın ve Müslümanlığın köküne kezzap döküp kurutmaya çalışan bir devletin başkanı için “dostum” ifadesini kullanması hiç hoş değildir. Temelleri kan, gözyaşı, sömürü, terör, katliamla kurulan...
Hafta sonu ailecek Teknofest’i gezdik. Kızılelma, Akıncı ve daha nice projeyi gördük. Standlarda genç mühendisler, kendi geliştirdikleri projeleri umutla anlatıyor; “Allah izin verirse çok faydalı olacak” diye ekliyorlardı. O an düşündüm: Biz bu çocuklara sadece bilim ve teknoloji sevgisini değil, aynı zamanda hizmet bilincini de vermeliyiz. Gezi boyunca oğluma anlattım:...
Hatırlayalım: Ribât masdarı kavram olarak; “düşman saldırılarını önlemek için sınır boylarında nöbet tutmak, düşmanın geleceği yeri bekleyip korumak, ya da düşmana karşı uyanık ve cesur olmak, Allah yolunda yoğun çaba (cihad) için hazır olmaktır. ‘Ribât’ ayrıca, bir işe sarılıp devam etmek, düşmana karşı savaş atları (veya malzemeleri) hazırlamaktır. Ribât yapanlara...
Gazze’de meydana gelen yıkım, aynı zamanda değerler skalasında, modern kültür ve kavramlarında ve dini duyguların açığa çıkışında da ciddi sarsıntılar ve yıkımlar meydana getirdi. Bu sadece duygusal bir zeminde değil, siyasal bir zemine de sıçrama tehdidinde bulunmaktadır. Mevcut durum, beraberinde bir kültürel değişimi, iktisadi tavırdaki değişimi, özellikle de ambargo üzerinden...
“Kanunlar örümcek ağları gibidir. Zayıflar ağa yakalanır, güçlülerse ağı delip geçer” diyen Fransız yazar Balzac’ın cümlesine nazire olarak; “Kanunlar örümcek ağı gibidir. Eşek arıları delip geçer, bal arıları takılıp kalır” denilir. Çin’de de; “Sanıkların ikisi de zenginse hâkim istifa eder. Biri zengin diğeri fakirse zengin kazanır. İkisi de fakirse adalet yerini bulur”...