islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,0354
EURO
52,7909
ALTIN
6.764,97
BIST
14.594,01
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
17°C
İstanbul
17°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
19°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
16°C
Cuma Yağmurlu
12°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
13°C

GÜNÜMÜZDE MURABIT OLMAK

GÜNÜMÜZDE MURABIT OLMAK
24/09/2025 09:00
A+
A-

Hatırlayalım: Ribât masdarı kavram olarak; “düşman saldırılarını önlemek için sınır boylarında nöbet tutmak, düşmanın geleceği yeri bekleyip korumak, ya da düşmana karşı uyanık ve cesur olmak, Allah yolunda yoğun çaba (cihad) için hazır olmaktır.

‘Ribât’ ayrıca, bir işe sarılıp devam etmek, düşmana karşı savaş atları (veya malzemeleri) hazırlamaktır.

Ribât yapanlaramurâbıt’ denir. Ribât ve murabıtla ilgili şu gerçeklerin altını çizmek gerekir- Ya da günümüzde murabit olmanın imkanları:

1.Yüreğin kapısında nöbet tutmak

Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Sabredin, sabırda yarışın, ribât yapın (düşmana karşı hazırlıklı olun) Allah’a karşı gelmekten sakının ki başarıya ulaşabilesiniz.” (Âli İmran 3/200)

Murâbıt iki anlamda değerlendirilir:

Birincisi; gerektiği zaman müslümanların sınırlarında nöbet veya benzeri bir iş için tıpkı bedendeki nefsi korumak gibidir. Murâbıt da bu anlamda Allah yolundaki mücâhide benzer.

İkincisi de; müslümanların sınır boylarında onların vatanlarını, ırzlarını ve dinlerini korumak için düşmanlara karşı hazırlıklı olan İslâm askeri gibi, o da kalbinin kapısında imanına yönelik tehlikelere karşı ‘ribât’ yapar, nöbet tutar, ibadete hazır olur.

Yüreğinden içeriye -düşman sayılan- şeytanın vesvesesi, fitne ve fesat fikri, haset ve zarar verme düşüncesi, şirk ve nifak yani Tevhide aykırı inanç ve kanaatler, şehevî arzular, aşırı hırs ve tamah girmesin diye dikkat eder, uyanık durur.

Görevini tam yapan nöbetçi gibi…Tehlike anında çobanın sürüyü koruduğu gibi nefsini düşmanlarından korur.

Murâbıt, sürekli uyanıktır. O –gerekirse- sınır boylarında, müslümanları zayıflatmak ve mağlup etmek için fırsat kollayan dış düşmanlara karşı hazırlıklıdır.

İbadetine devam ederek, Rabbi ile olan ‘irtibatını’ (bağını) sürekli diri tutarak imanını ve takva bilincini korumaya çalışır. Nefsine ve onun aşırı isteklerine karşı tayakkuz hâlindedir.

2. İbadette devamlılık ve hazır olmak

‘Ribât’, aynı zamanda ibadete sarılmak, ibadete devam etmek, gönlü ve duyguları en samimi bir şekilde ibadet şuuruna bağlamak demektir.

Mü’min, hem her an ibadete hazırdır, hem de ibadetinde süreklidir. O böyle yapmakla, görünmeyen düşmanlara karşı kendini korumuş olur, imanını koruma altına almış olur.

Bazıları tarafından hadislerde ve Âl-i İmran 200. âyette geçen ve “sınırda nöbet beklemek” anlaşılan ribât; bazılarına göre de mescitte veya zihnen bir sonraki namazı beklemektir. Bu anlama hadislerin anlatmasına dayanmaktadır.

Âyette geçen  وَرَابِطُوا  (ve râbitû) emrini bazıları Rasûlullah’ın açıklamalarından hareketle  “ibadette hassasiyet”, “ibadette devamlılık ve dikkat” olarak da anlamışlar.

Ebû Hüreyre (ra) Rasûlullah (as) şöyle dediğini nakletti:

-“Allah’ın hataları silmeye ve dereceleri yükseltmeye vesile kıldığı şeyleri size söylemiyeyim mi?”

-“Evet ey Allah’ın Rasûlü, söyleyin!” dediler. Bunun üzerine dedi ki:

-“Zahmetine rağmen abdesti tam almak. Mescide çok adım atmak. (Bir namazdan sonra diğer) Namazı beklemek. İşte bu ribâttır. (Bir rivâyette bunu iç defa söyledi şeklinde)” (Tirmizî, Tahâret/39 no: 52. Nesâî, Tahâret/107 no: 143. Müslim, Tahâret/14(41-251) no: 587. Muvatta, K. Salat/55. Ahmed b. Hanbel, 2/277, 303)

Rasûlüllah (sav) bir namazı kıldıktan sonra diğer vaktin namazını beklemeyi mecâzi anlamda “nöbet bekleme-ribât” nitelendirdiği için bazı alimler Âli-i İmran 3/200. âyetteki “râbitû-ribât yapın” emrini bu anlamda yorumladılar.

Halbuki Rasûlüllah bir namazın vaktinin gelmesini sınırda nöbet tutan askerin beklemesine benzetti. Dolaysıyla “ve râbitû” emrini bir ibadetten sonra diğerini beklemek şeklinde anlamak isabetli değildir.

Bir görüşe göre de namaz ibadetinin kişiyi kötülüklerden koruyucu yanı düşünüldüğünde (Ankebut 29/45) âyet her iki anlamı da kapsar.

Âyetin kurtuluş sebebi olarak takvayı zikretmesi bu yorumu doğrular. Hem namaz ibadetini dikkatli bir şekilde yerine getirmek, hem de görünen veya görünmeyen düşmanlara karşı dikkatli olmak, korunmak ancak takva ile, korkup sakınma ile gerçekleşir. (Komisyon, Kur’an Yolu (DİB), 1/559)

Abdestini tam alıp namazlarını mescidde kılan ve birini kılınca diğer namazın gelmesini bekleyen kimse de kendini ruhen, kalben Allah yoluna bağlamış gibidir. Bu da bir çeşit ribâttır.

Bu açıklamaya göre; günümüzde bu anlamda ribâtı her müslüman her zaman yapabilir, her müslüman murâbıt olabilir, olmalı…

 3. Allah yolunda hazır olmak

وَرَابِطُوا  “ve râbıtû-ribât yapın” emrini günümüzde;

Onlara (düşmanlara) karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihad için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın” (Enfâl 8/60) âyetinden hareketle İslâm devletlerinin savunmaya her zaman, günün şartlarında, her türlü malzeme (levâzım) ile hazır olmaları;

mü’minlerin de Allah yolunda zihnen, bedenen, ilmen ve malen çalışmaya, kulluğa her açıdan hazır, donanımlı olmaları şeklinde anlamak mümkün…

d-Allah’la irtibat, yüreği Allah’a ve O’na ait olan şeylere  rabtetmek

Bu kelime aynı zamanda bir şeyle bağ ve bağlantı kurmak anlamına da gelmektedir.

Bazı âlimler, bu “râbitû-ribât yapın” emrini; bağ kurmak anlamından hareketle “nefsin ve bedenin Allah’a ve O’na itaate bağlanması” diye açıklamışlar.

Bu “hudutta nefsini bağlayıp nöbet beklemek, düşmanın hücumunu defetmeye hazır olma” anlamında temanen ters değil.

İçinde bulunulan şartlarda, biri diğerine göre öncelik kazanabilir.

Yüreği Allah’a, O’na ait şeylere raptetmek (bağlamak), bu bağı korumak ve güçlendirmek…

Bu âyet aynı zamanda, râbıta yapmanın sözlük anlamından hareketle mü’minlere (adına ne denirse densin fânilere değil) Allah’a ve O’nun kopmaz İpi’ne (Kur’an’a) bağlanmayı emrediyor. (Âli İmran 3/103)

Ribât ve râbıta ile aynı kökten gelen ve Türkçe’de bağ, ilişki kurma, iltisaklı olma anlamında kullanılan ‘irtibat’; aslında saldırgan düşmana karşı hazır olmak demektir. Tıpkı ribât gibi…

Mü’minler, Kur’an’ın emrine uyarak imanlarını ve İslâmî hayatlarını sabrederek, sabırda yarışarak korurlar.

Gönülleri de imanlarıyla ve Kur’an’la irtibatlıdır. İslâmı yaşamada, uygulamada ve savunmada diğer mü’minlerle, akrabalarıyla, kulluk görevleri açısında ibadetlerle irtibatlıdırlar.

Zaten İslâm, kişiyi Allah’a bağlayan, yani O’nunla nasıl irtibat kurulacağını öğreten ve kurtuluşa götüren bir dindir.

e-Müslümanlarla irtibat, gönlü din kardeşliğine rabtetmek

Âyet ‘ve râbitû’nun sözlük anlamından hareketle, müslümanların birbirlerine bağlanmalarını, birbirlerine destek olmalarını, toplu bir şekilde İslâm ümmeti bağını güçlendirmelerini de isteniyor diyebiliriz.

Kur’an’ın bir çok âyetinde mü’minlerin birlik olmaları emrediliyor, onların kardeş oldukları vurgulanıyor.

Müslümanların cemaat, vahdet olmalarının, Kur’an’a topyekûn sarılmalarının din ve dünya açısından sayısız faydaları vardır.

Herkes kendi sorumluluğunu kendisi taşır. Ancak İslâm en iyi şekilde, müslüman cemaat arasında, onlarla beraber yaşanabilir.

Şeytan ve onun yardımcıları müslümanları zayıflatmaktan ve zarar vermekten geri kalmadılar ve kalmayacaklar. Müslümanlar birbiriyle irtibatli ve cemaat hâlinde kuvvetli olurlarsa onlarla daha iyi mücadele ederler.

Rabbimiz, mü’minlerin her konuda, özellikle Allah’ın dinini koruma hususunda birbirlerine kuvvetli bağlarla bağlanmalarını, birbirlerine ‘rabt’ olmalarını istiyor.

Tarihi olaylar ve bugün içerisinde yaşadığımız gerçekler karşısında bu “ve rabitû’ emrini; birbirinize bağlanın, kenetlenin, irtibatlı olun” şekilde anlamak da mümkündür. Müslümanlarla, dava arkadaşlarıyla irtibatlı olmak, gayretleri, imkanları, niyetleri, becerileri birbirine raptetmek, bağlamak şeklinde…

f-Kamp yerine ribât

Müslümanların ders, eğitim, buluşma, seminer ve benzeri yatılı biraraya gelmelerine kamp yerine ribat adı verilebilir.

Zira buralarda hem ibadetlere yoğunlaşma, hem de Allah yolunda çalışmaya hazırlık yapılır.

*

Rasûlüllah’ın geceleri teheccüd namazına kalktığı zaman Âl-i İmrân Sûresinin son on âyetini okuduğu rivayet ediliyor. (Buhârî, Tefsîr 3/18-20)

Hüseyin K. Ece

İSLAMİ HABER “MİRAT”  -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.