islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,3978
EURO
54,0601
ALTIN
6.162,69
BIST
13.641,16
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
31°C
İstanbul
31°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Açık
29°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
28°C
Cuma Parçalı Bulutlu
28°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
29°C

KELİMETÜ’L-FASL (HÜKÜM SÖZÜ) OLMASAYDI

KELİMETÜ’L-FASL (HÜKÜM SÖZÜ) OLMASAYDI
29/07/2026 09:55
A+
A-

KELİMETÜ’L-FASL (HÜKÜM SÖZÜ) OLMASAYDI

“Yoksa onların bir takım ortakları mı var ki, Allah’ın izin vermediği şeyleri, dinden kendilerine şeriat (tutulacak yol) kıldılar? Eğer kesin karar (kelimetü’l-fasl) olmasaydı, elbette aralarında hüküm hemen verilirdi. Gerçekten zalimler için acıklı bir azap vardır.” (Şûrâ 42/21)

Âyette geçen ‘fasl’; iki şey arasındaki mesafe olduğu gibi aynı zamanda kesin hüküm manasına da gelir.

Aynı kökten “kavlün fasl”; hak söz, ayırdedici söz demektir. (el-Isfehânî, R. el-Müfredât, s: 573)

Bu da Kur’an’ın bir sıfatıdır. Bir âyette şöyle geçiyor:

“Şüphesiz o Kur’an, hak ile bâtılı kavlü’l-fasıl’dır (ayırdedici bir sözdür). O asla bir şaka değildir. (Târık 86/13-14)

Şüphesiz ki Kur’an’ın haber verdiği olaylar, hak ile bâtılı ayırdeden hak haberlerdir. Bunlar oyuncak ve bâtıl şeyler değildir.

Kavlu’l-fasl’a bazıları hak söz, bazıları hüküm sözü manasını verdiler. (Taberî, İbni Cerir. Câmiu’l-Beyân, 12/540)

Rasûlüllah’ı (sav) şöyle dedi: “…Kur’an, ayırdedici bir sözdür (fasl’dır). O bir şaka değildir…” (Tirmizî, F. Kuran/13 no: 2906, Garip kaydıyla)

Aynı kökten gelen “yevmu’l-fasl”; kıyâmet günü, kesin hükmün verileceği gün demektir. 

Bir görüşe göre “onların ortakları”ndan maksat kendilerine yeniden dirilişi inkâr etmeyi, şirk koşmayı, sadece dünya için çalışmayı süslü gösteren şeytanlarıdır. Bu şeytanlar onlara şirk inancını fısıldarlar.

“Şayet o ‘nihâî karar-kelimetü’l-fasl’ olmasaydı…” Yani onların cezalarının erteleneceğine dair önceden verilmiş iâhi hüküm/karar olmasaydı, ya da en son kararın/hükmün âhirette verileceğine dair ilâhi vaad olmasaydı; ‘aralarında’ yani inkâr edenlerle iman edenler arasında, yahut müşriklerle ortak koştukları şeyler arasında derhal hüküm verilir, cezalarına kavuşurlardı. (Zemahşerî, el-Keşşâf, 4/212)

“Yoksa onlar için birtakım ortaklar mı var?” Bu âyetin önceki âyetlerle üç yönden bağlantısı ve ilgisi vardır.

Birincisi; âhirette nasibi olmayan dünya ehlini sakındırma ve uyarma olmak üzere öbür âyetin sonuna bağlanıyor.

İkincisi; Allah’ın izin vermediği şeyleri meşru kılmak için şeriat (bir anlamda din) yapmaya kalkışmak fenalıkların, şirk koşmanın başında sayılması gerekeceğini hatırlatıyor.

Üçüncüsü; yukarıdaki “Sizin için dinden Nuh’a tavsiye ettiğini ve sana vahyettiğimizi…” (Şûra 42/13) âyeti karşılığında müşriklerin hatalarını ele alıyor.

Yani Allah’ın gönderdiği İslâm şeriatına karşı gelmek için yoksa o müşriklerin bazı ortakları, bazı şeytanlar var da, Allah izin vermediği hâlde istedikleri şeyleri şeriat (din) yapmaya yetkileri mi var?  

Bunlar şirk koşmayı, âhireti ve oradaki hesabı inkâr etmek, kendi uydurdukları hükümlere uymak, gücü aşan şeylerin yapılmasını istemek gibi Allah’ın izin vermediği şeyleri meşru (şeriat), kendi görüşlerini din yapmaya yelteniyorlar, öyle mi?

Halbuki Allah’ın meşru kılmadığını şeyi şeriat (din) yapacak hiçbir güç yoktur. Eğer “fasıl kelimesi” olmasaydı haklarında hüküm yerine getirilmişti.

Bu kelime azabın belirli bir süreye, geri bırakılmasına dair önceden verilen ilâhi kararı ifade eder. (Elmalılı, H. Y. Hak Dini Kur’an Dili (sad.), 7/23)

“Yoksa onların ortakları mı var?” Yani Mekke kâfirlerinin şeriat uyduran tanrıları mı var ki Allah’ın izin vermediği konularda hüküm koymaya kalkışıyor? Eğer cezanın kıyâmette olacağına dair geçmiş hüküm olmamış olsaydı; bu inkârcıların başına dünyada azabın gelirdi. (İbnu’l-Cevzî. Zâdu’l-Mesîr, s: 1267)

Bu âyet daha önceden geçen: “Allah hak ile kitabı ve mizanı indirendir.” (Şûrâ 42/17 ve 13.) âyetleriyle bağlantılıdır. Buna inanmayan müşrikler hakkında soruluyor; acaba onların şirk inancını kendilerine şeriat (din) yapan tanrıları mı var?

Âyet aslında onların bu inancını dolaylı olarak reddediyor. Hayır, asla, kullar için din veya şeriat gönderme yetkisi âlemlerin Rabbidir, düzmece tanrılar, yalancı otoriteler değildir.

Soru şu: Bu hakikate rağmen bazıları nasıl bu kanaatte olabiliyor, şirki din olarak benimseyebiliyorlar?

 “Kelimetü’l-fasl” ayırdedici söz veya kesin hüküm; “Asıl onlara vaadolunan vakit kıyâmettir” (Kamer 54/46) âyetinde haber verilen gerçektir. İşte bu vaad olmasaydı bu zalim müşrikler ve inkârcıların cezası, mü’minlerin ödülü  dünyada iken çabucak verilirdi. (Kurtubî, el-Câmiu li-Ahkâmi’l-Kur’an, 2/2739)

Bu âyeti şöyle de anlamak mümkün: “Onlar, Allah’ın din olarak gönderdiği şerî’ati mi kabul edecekler? Yoksa O’nun izin vermediği, rızasına uymayan bir yolu (şeriati) kendilerine din yapan ortaklara (tanrılara) mı inanacaklar? Yani böyle bir şey yok, olamaz da…

Bazı cezaların ertelenmesine dair “kelimetü’l-fasl-kesin hüküm” olmasaydı cezâlandırılmaları konusunda acele edilirdi.

Ancak her ne kadar bu dünya hayatında cezaları ertelenmiş olsa bile “Şüphesiz, zalimler için (âhirette) elem dolu bir azap vardır.” (Nesefi, Medâriku’t-Tenzîl, 3/252)

Bir görüşe göre “onların ortakları”ndan murat, müşriklerin elleriyle yaptıkları ve tanrısal özellikler verdikleri putlarıdır. Zira müşrikler putlarının –haşa- Allah’ın ortakları olduğuna inanırlar.

Onlar, putları Allah’a ortak koştukları için “âyette onların ortakları” şeklinde ifade edilmiş.

Şeriat (din) de o putlara isnat edilmiş. Çünkü putlar, onların dalâlete (sapıklığa) ve fitneye düşmelerinin sebebidir. Bir âyette şöyle deniliyor: “Rabbim! Putlar insanlardan birçoğunun sapmasına sebep oldu…” (İbrâhîm 14/36) (Ebu’s-Suud, İrşâdu Akl-ı Selîm, 5/524)

-Allah (st) fasledenlerin (hüküm verenlerinden) en hayırlısıdır

‘fesale’ fiilinin özne ismi (ism-i fâili) ‘fâsıl’ iki şeyin arasını fasleden, ayırdeden, doğru hüküm/karar veren demektir. Bir âyette Rabbimiz hakkında geçmektedir.

Allah (st) Elçisi’ne; Allah’ın kendisine merhamet etmeyi prensip edindiğini, günah işledikten sonra tevbe edenleri bağışlayacağını, zira kendisinin çok bağışlayıcı ve çok merhametli olduğunu açıklamasını söyledi.

Arkasından da “mücrimlerin-suçluların yolu” belli olsun diye âyetlerini açıkladığını beyan ettikten sonra Elçi’ye şöyle buyurdu:

“De ki: Şüphesiz ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorum. Siz ise onu yalanladınız. Çabucak gelmesini istediğiniz (azap) benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah’ındır.

O hakkı anlatır ve O, fasledenlerin (doğru hüküm verenlerin/fâsılîn’in) en hayırlısıdır.” (En’âm 6/57)

Burada hem teşrî’ (kanun, hüküm, şer’î ölçü koyma, din gönderme), hem de hüküm/karar verme yetkisinin, hâkimiyetin ancak âlemlerin Rabbi Allah’a ait olduğu, ilâhi hükmün  de hem hak, hemde hayırlı olduğu beyan ediliyor. (Elmalılı, H. Y. Hak Dini Kur’an Dili (sad.), 3/438)

 Bir âyette müşrikler güya onu zor durumda bırakmak için; “Doğru iseniz bu vaad (azap) ne zamandır? diyorlar.” (Yûnus 10/48. Enbiyâ 21/38. Neml 27/71 v.d.) gibi sözlerine ve kendilerini olağanüstü gösterenlerin aksine Allah’ın Elçisinin tanrısal bir gücü olmadığını, kendisinin de böyle bir iddia taşımadığını, hükmün yalnızca Allah’a ait olduğunu haber veriyor. (Komisyon, Kur’an Yolu (DİB), 2/329)

Peygamberlerin ilâhi gücü olmadığı gibi, Allah’tan başka hiçbir kimsenin, hiçbir şeyin de tanrısal gücü, insanlara din (şeriat) dayatma yetkisi yoktur. Böyle olduğunu zannetmek, Allah’ın ortakları (şerik’i) olduğuna inanmaktır. Bu da zalimliktir. Zalimler için de azap (ceza) vardır.  

Hüseyin K. Ece

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.