islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,7354
EURO
55,1566
ALTIN
6.759,47
BIST
13.811,60
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
30°C
İstanbul
30°C
Parçalı Bulutlu
Salı Parçalı Bulutlu
29°C
Çarşamba Açık
31°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
30°C
Cuma Parçalı Bulutlu
28°C

KEMALİST İDEOLOJİ KISKACINDA DİJİTAL BASIN VE SİVİL ANAYASA İHTİYACI

KEMALİST İDEOLOJİ KISKACINDA DİJİTAL BASIN VE SİVİL ANAYASA İHTİYACI
08/06/2026 10:31
A+
A-

KEMALİST İDEOLOJİ KISKACINDA DİJİTAL BASIN VE SİVİL ANAYASA İHTİYACI

Bismillah; Uzun bir aradan sonra yeniden birlikteyiz inşallah. Haftada bir kez (pazartesi günleri) buradan sizlere haftanın en güncel konusunu masaya yatıracağım.

Hemen gündemde olan meselemizi ele alıyorum: Mayıs 2026’da AK Parti tarafından TBMM’ye sunulan 22 maddelik yeni bir torba kanun teklifi kapsamında gündeme gelen oldukça dikkat çekici bir gelişme yaşandı geçen hafta. Söz konusu düzenleme, internet haber sitelerine yönelik yeni yaptırımlar ve Basın İlan Kurumu’nun (BİK) yetkilerinin genişletilmesiyle ilgilidir. Buna göre, resmî ilan ve reklam alma hakkına sahip olan ya da bu hakkı elde etmek için bekleme süresinde bulunan internet haber siteleri için yeni “basın yayın ilkeleri” getirilmek istenmektedir. Bu ilkeler arasına tam olarak şu ifade eklenmiştir:

“Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın yapılamaz.

Teklif, Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu’na, bu ilkeye aykırı yayın yaptığı tespit edilen internet sitelerinin resmi ilan ve reklamlarını 60 güne kadar resen kesme cezası verme yetkisi tanımaktadır. Aslında bu ifade yeni bir hukuki metin değildir; halihazırda televizyon ve radyoları denetleyen RTÜK Kanunu’nun 8. maddesinde yer alan yayın ilkelerinin bir benzeridir. Ancak ilk kez torba yasa vasıtasıyla direkt olarak internet haber sitelerini ve dolayısıyla dijital basının ilan gelirlerini hedef alacak şekilde genişletilmek istenmiştir.

AK Parti tabanında yer alan bazı muhafazakâr/dindar yazarlar, sivil toplum kuruluşları, cemaat çevreleri ve özellikle dindar çizgide yayın yapan internet siteleri ile sosyal medya kullanıcıları, bu düzenlemeye ciddî tepki göstermiştir. Bu tepkilerin temel gerekçeleri şunlardır:

  • Siyasi Bagaj ve “Kemalist Vesayet” Kaygısı: AK Parti eliyle bu Kemalizm’i ihya edecek bir “ideolojik denetim” mekanizmasının getirilmesi, ironik bulunmuş ve eleştirilmiştir.
  • “Eski Türkiye” Yasaları Hatırlatması: Tepki gösteren bazı çevreler, bu maddeyi geçmiş dönemlerde dindar kesimi baskılamak için kullanılan ceza kanunundaki eski 163. maddeye benzetmiştir. Kanunun suiistimale açık olduğunu, yarın bir gün bürokrasideki “menfi” veya ideolojik bir zihniyetin bu maddeyi dindar sitelerin sesini kısmak, ilanlarını kesmek için bir silaha dönüştürebileceğini savunmuşlardır.
  • Kültürel ve Dini Yayıncılık Endişesi: Tarihî veya fıkhî konularda, resmî ideolojinin sınırları dışında kalan akademik ya da fikri yayınların “Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırılık” gerekçesiyle cezalandırılabileceğinden endişe edilmektedir.

Özetle; AK Parti’nin internet medyasını denetleme ve sansür mekanizmasını genişletme arayışında muhalefetten gelebilecek “Atatürk düşmanlığı” eleştirilerini göğüslemek ya da milliyetçi tabana mesaj vermek maksadıyla bu ibareyi torba yasaya eklediği yorumları yapılırken; dindar kesim ise bunu kendi fikrî ve dinî yayıncılık özgürlüklerine yönelik potansiyel bir tehdit olarak algılamış ve Ali Rıza Demircan gibi duyarlı ilahiyatçılar bu durumu yüksek sesle eleştirmiştir.

İnternet Medyasında İdeolojik Kıskaç Yerine Fikrî Güvence

Türkiye’de medya ve internet yayıncılığı, ne yazık ki sık sık hukukî öngörülebilirlikten uzak, dönemsel siyasî kaygıların ve ideolojik dengelerin gölgesinde şekillenen yasal düzenlemelerle karşı karşıya kalmaktadır. Muğlak ideolojik kalıplar, bürokrasinin veya yargının elinde her an meşru fikrî, fıkhî ya da tarihî eleştirileri susturacak bir “sansür silahına” evrilebilir. Bu tıkanıklığı aşmanın yolu, medyayı yerli ve millî kılıflar adı altında ideolojik sınırlarla daraltmak ya da “Eski Türkiye”nin cezalandırıcı mirasına sığınmak değildir. Çözüm; evrensel hukukun, basın özgürlüğünün ve gerek Ak Partinin gerekse ana muhalefet partisinin tam üye olmak istediği Avrupa Birliği (AB) ve müktesebatının sunduğu demokratik ve nesnel formülleri hayata geçirmektir.

İnternet medyasını keyfi ideolojik denetimlerden kurtarmak ve basın özgürlüğünü güvence altına almak adına, mevzuatımızın evrensel standartlar bağlamında şu somut ilkelerle revize edilmesi şarttır:

  • İdeolojik Kriterler Yerine Evrensel Hukuk İlkeleri: AB Görsel-İşitsel Medya Hizmetleri Direktifi (AVMSD) ve Avrupa Basın Özgürlüğü Yasası (EMFA) incelendiğinde, yayın ilkelerinin çerçevesi ideolojik dogmalarla değil; insan hakları, çocukların korunması, nefret söyleminin engellenmesi, şiddete teşvik ve terör propagandası gibi evrensel suç tanımlarıyla çizilir. İçerik denetimi “Atatürkçülük” veya başka bir ideolojiye bağlılık üzerinden değil; nefret suçu, hakaret ve dezenformasyon gibi somut, sınırları net hukuk kuralları üzerinden yapılmalıdır.
  • Bağımsız ve Çoğulcu Özdenetim Kurulları: Mevcut torba yasa, Basın İlan Kurumu (BİK) gibi malî dağıtım yapan idarî bir kuruma adeta “mahkeme” yetkisi vererek, ilan kesme cezası tanımaktadır. Oysa AB standartlarında medyanın denetimi, yürütmenin veya siyasî iradenin güdümündeki kurullarla değil; gazetecilik meslek örgütleri, akademisyenler ve sivil toplum temsilcilerinden oluşan bağımsız özdenetim organları eliyle yürütülür. Siyasî bir yönetimin atadığı bürokratlar, içerik yargılaması yapamamalıdır.
  • Mali Yaptırımlarda Şeffaflık ve Ölçülülük: AB hukukunun en temel umdelerinden biri “ölçülülük” ilkesidir. Resmi ilanların kesilmesi, dijital medyanın doğrudan soluğunu kesmek demektir. Bir sitenin ilan hakkı, soyut “ilkelere aykırılık” iddiasıyla idare tarafından resen ve 60 gün gibi sürelerle kesilemez. Yaptırımlar, ancak yargı denetimi sonrasında, somut bir hak ihlali veya suç sabit görüldüğünde ve kademeli (uyarı, kınama, sembolik para cezası) olarak uygulanabilir.

Nihaî Çözüm, Kemalist İdeolojiden Arındırılmış Anayasa’dadır

Avrupa Birliği müktesebatı, Venedik Komisyonu ilkeleri ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) standartları incelendiğinde, çağdaş demokratik anayasaların temel felsefesi “ideolojik tarafsızlık” (siyasi nötrlük) üzerine kuruludur:

  • Devletin Değil, Bireyin Hakları: Gelişmiş batı demokrasilerinde anayasalar, devleti belli bir resmî ideolojiye veya şahsa sadakatle yükümlü kılmaz. Anayasanın görevi, devletin varsa eğer ideolojisini korumak değil; bireyin inanç, düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü korumaktır.
  • Venedik Komisyonu Kriterleri: Avrupa Konseyi’nin anayasa hukuku üzerindeki danışma organı olan Venedik Komisyonu raporlarında, anayasalarda yer alan muğlak ideolojik dogmaların ve “resmî tarih/ideoloji koruma” maddelerinin, çoğulcu demokrasiyi ve ifade özgürlüğünü zedelediği açıkça vurgulanmaktadır.

Bilindiği üzere kanunî düzenlemeler hiyerarşisinde en üstte anayasa yer alır. Eğer T.C. anayasası, kendi metninde devlete ve vatandaşa ideolojik bir çerçeve dayatıyorsa; bu durumda Basın Kanunu’na, RTÜK Kanunu’na, Siyasî Partiler Kanunu’na, hatta Milli Eğitim ve Diyanet müfredatına bu tür “Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılık” maddelerinin konulması, anayasal bir zorunlulukmuş gibi meşrulaştırılabilir. Yani torba yasaya eklenen o madde, aslında anayasadaki Kemalist ideolojik vesayetçi ruhun alt mevzuata sızmış bir cüzüdür. Bataklığı kurutmadan sivrisineklerle mücadele etmek mümkün olmadığı için, en köklü ve radikal çözümün anayasa düzeyinde yapılması gereken düzenlemelerdir.

Bunun için 1982 Anayasası’nın darbe ruhunu yansıtan, ideolojik kutsamalar içeren “Başlangıç” kısmı tamamen yürürlükten kaldırılmalı; yerine sadece insan haklarına, hukukun üstünlüğüne vurgu yapan nötr bir metin getirilmelidir. Ayrıca Anayasa’nın değiştirilemez nitelikteki 2. maddesinde yer alan ve yargı ile bürokrasinin genişleterek, bir baskı aracına dönüştürdüğü “Atatürk milliyetçiliğine bağlı” ibaresi yerine; “insan haklarına dayanan, demokratik, sosyal bir hukuk devletidir” ifadesi konulmalıdır. Bu, devleti ideolojilerden arındırarak tam anlamıyla tarafsız hale getirir.

Velhâsıl- Kelâm; Torba yasalardaki pansuman tedbirler veya geçici tepkiler yerine, Türkiye’nin asıl ihtiyacı olan şey; devletin anayasal düzeyde materyalist bir ideoloji dayatmaktan vazgeçmesi ve millî kültürümüze uygun ‘nötr/tarafsız’ bir hukukî mimariye kavuşmasıdır.

Prof. Dr. Ali Seyyar

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar
  1. Hanife Aricioglu dedi ki:

    Zamanında özgürlük deyip İnsan haklarını savunan bugün ki hükumet tekrar eski 163.maddenin kardeşini getirmiş olmuş demektir ve bu yazıyla insanımızı aydınlattığıiz size teşekkür ederim .. ve bu torba yasasını şiddetle kınıyorum.

  2. İlhami Büyükbaş dedi ki:

    Kemalizm aslında tamamen tasfiye ediomesi gereken arkaik bir ideolojidir. Bu çağda hala faşist bir ideolojiye böylesine bağlılık gösterisi anlaşılır bir şey değil. Milletimiz iktidarı kendine refah ve özgürlük getirsin diye seçerken aynı iktidar milletin inanç ve düşüncelerine örf ve adetlerime bu kadar zıt bir ideolojiyi pakazlandırıyor pitlaştırmayı harlıyor bu da olacak şey değil. Üstelik müslümanlar tek Allah’ı rabb biliyorsa tevhide aykırı bu tür tanrılaştırmayı derhal hayattan silmeli, ündemden düşürmelidir