islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
32,9394
EURO
35,8273
ALTIN
2.550,37
BIST
11.106,58
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
31°C
İstanbul
31°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
30°C
Perşembe Az Bulutlu
28°C
Cuma Az Bulutlu
28°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
31°C

La Demeden İllallah Denmez!

La Demeden İllallah Denmez!
14 Mayıs 2024 09:30
A+
A-

La Demeden İllallah Denmez!

Bir şeyleri yıkmadan yeni bir şeyi yapmanın imkânsızlığını anlayarak güne başlamak iyi bir başlangıç ve umudu diri tutacak bir eylemliliktir.

Mevcut durumun kendisinin içerdiği sorunlara yönelik çözüm önerilerinin yeni sorunlara kapı araladığı giderek artan bir şekilde tartışılmaya başlanmıştır. Ama tarihi geriden takip eden zihinler ki buna müslüman aydınlarda dâhil olmak üzere batılı bilimsel disiplinlerinin çözümü üreteceğine dair hayalî yaklaşımı ise tam bir hayal kırıklığı üretmektedir.

Mevcut aydınlanma felsefesinin tam bir iktidar alanı inşa ettiği ve dünyanın her tarafında eğitim, kültür ve düşünce disiplinleri bakımından da belirleyici bir konum ihtiva etmesine rağmen, meydana gelen sorunların başka kaynaklar tarafından oluştuğunu dile getirmenin bir karşılığı kalmamıştır. İnsanlık tarihi boyunca son iki yüzyılda meydana gelen katliamların ve savaşların; irili ufaklı yapıları da dikkate alındığı zaman neye mal olduğu ortadadır. Bu temel gerçekliğe rağmen, hala aydınlanma ve batı güzellemesi yapmanın bir karşılığı olmadığı gibi başka bir isimlendirmeyi de hak etmektedir.

Benzer bir durum ise batı dışı toplumların bütününü kuşatan bir özellik taşır. Modernleşme adına kendi kültürlerini modern kalıplar içinde yeniden tanımlama girişimleri ise sadece batılılaşmaya kapı aralamış ve kendi yer altı ve yer üstü zenginliklerinin de sömürülmesine neden olmuştur. Ayrıca batı kendi ürettiği sorunsal alanı da batı dışı toplumların kültürel yapılarına isnat ederek kendini kurtarma yolunu bulmuştur. Batı dışı toplumlardaki bu ikilem, onların kendi kültürleri ile otantik bir karşılaşma yapmalarını engellemiş ve batılı eleştirilerin etkisi altında kendi gelenekleri ile kurdukları ilişki de sorunlu olmaktan kurtulamamıştır. İki bin yirmi dördü yarılamaya başladığımız bu günlerde sekiz aya yakın süredir devam eden bir soykırım ise bütün dünyanın gözü önünde gerçekleşmekte ve batılı devletler ile birlikte İslam ülkeleri de seyirci kalmaktadır. İnsanlığın tükendiği tarihi bir dilimi yaşarken yeni bir bakış ve düşünce arayışı kaçınılmaz olmaktadır.

 Ayet ‘ben teslim olanların ilkiyim’ dedi der peygamber… Uyarı ‘müşriklerden olma’ diye devam eder. Yani müslüman ne olmadığı üzerinden ne olduğunu öğrenir. Bugün müslüman ne olduğunu neye göre belirleyecek, muğlâklığı aşmak için önce ne olmadığını ifade etmeli. İşte burada modernliğin ürettiği ne varsa: egoizm, ırkçılık, ulusçuluk, cinsiyetçilik veya tersi cinsiyetsizlik, bütün perestlikler; bilimcilik, felsefilik, modern post modern putçuluğun bütün türevleri ve bunun dinsellik kazananları da dâhil hepsinden beri olmalı ki ne olduğu açıklık kazansın.

Söz, salt kendi başına bir anlam taşımaz, ya karşıtı veya benzeri üzerinden anlam kazanır. O yüzden son yazılarımda dikkat çektiğim üzere modern düşünce ve türevleri ve buna ikna olmuş dindar zihinden de beriyim. Modernlik çağdaşlık ve benzeri olumlu çağrışımların müslüman zihni iğdiş ettiğinin tanığı olan bir neslin ferdiyim. İslam, beşeri yorumun ötesinde bir gerçekliğe sahiptir. Bu dünya ile sınırlı değildir. Öte âlem fikri ve hesap verme sorumluluğu olmadan müslüman olunmaz. Özne olma adına ‘her şey benim anladığım ölçüler içerisinde anlam kazanır’ demenin şirk, yani ortak koşmaktır. Nefsini ilah edinmek olarak tavsif edilmiş halin resmidir bu…

Şeytan, mücessem bir sistem olarak önümüzde durmaktadır. Hayatımızı belirleyen her iş ve olayın vuku buluşunun bu sistem tarafından organize edildiği apaçıktır. Bu gerçekliği görmeden yola çıkmak aldanmak ve aldatılmaktan öte bir sona çıkmaz! Bu durum ise aldatmayı da beraberinde taşır. Müslüman ise bu ayartıcılığı doğru idrak etmeli ve kendisini kurtaracak bir yaklaşımı öne çıkarmalıdır. Bunun en temel yolu ise; ahiret ve hesap verebileceğini dikkate alan inancı sağlam bir zemine taşımak ve bunun şuuru üzerinden güncel olay ve olguları yeniden değerlendirmeye açmaktır. Öte dünyası olmayanın bu dünyada adaleti kaybedeceği için, yani bunun mümkün olmadığını göreceği için yeni bir bunalımın ve anlamsızlığın girdabına düşeceği kesindir. Etrafımızda bunun örnekleri giderek çoğalmaktadır.

Bugün müslüman olmak düne göre daha zor! Ayartıcı şeytan yaşamın kendisi olarak ve bir gereklilik haline dönüştüğü için bir gerçekliğin aldanışını da içerdiği için tanımak ve kurtulmak giderek zorlaşmaktadır.

Modernliğin kurduğu rasyonel dünyanın girdabından kurtulmadan iman etmenin mümkün olmadığını idrak etmek şarttır. Bu rasyonel dünya bize ahireti ve ilahi müdahale ile inayetinin varlığını unutturdu. Allah ile kurulacak bir irtibatın varlığı rasyonelliği tuzla buz eder. Tabi ki hayatın kendi akışı içinde rasyonel olmanın bir karşılığı olacaktır. Ama ekseni ona tamamen terk etmenin bugünü inşa ettiğini de unutmamak elzemdir.

Müslüman olmak demek, batılı sistemin reddini içerdiği gibi; bu reddin sadece kültürel ayağını değil, iktisadi, siyasi, sosyal ayağını da reddetmeyi içermelidir. İtikadi meseleye ise daha ehemmiyetli yaklaşılmalı… Allah ile mümin kul arasındaki o derin irtibatı kuracak yeni bir manevi iklime olan ihtiyaç ise kendisini çok daha fazla göstermektedir.

O yüzden la demeden illallah demenin bir karşılığı oluşmaz…

Allah diyen bir mümin ‘La’ dediği şeyin neliği konusunda bir fikre sahip olmakla yükümlüdür. Yoksa çok çabuk bir şekilde şeytan tarafından veya şeytanın ordusu tarafından ayağı kaydırılacaktır. Kuran, şeytanı cin ve insan diyerek betimlemektedir. Ayartıcılık, sadece cin şeytana ait değildir. İnsan şeytanda cin şeytan kadar ayartıcı bir özellik taşımaktadır. Bugün ise şeytanın sağdan yaklaşımını dikkate alarak ayartıcılığı yeniden tanımlamakta fayda var. Çünkü şeytan Müslümanlara sağdan yaklaşarak onları yoldan çıkarmaktadır. İşte batılı paradigma üzerinden İslam ile kurulacak her irtibat şeytanın sağdan yaklaşmasının tipik bir örneği olmaktan öte bir karşılığı olmamıştır, olmayacaktır da…

Mümin olmak, mevcut post modern şirk toplumu olmaktan uzaklaşmak ve post modern yaklaşımın ürettiği putçuluktan kurtuluştadır.

Abdulaziz Tantik

MİRATHABER.COM -YOUTUBE-

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar
  1. Ali Günindi dedi ki:

    Üstadım Rabbim hayırlı ilimler versin Zihnine sağlık maşallah ✔️👈

  2. Lutfi Ak dedi ki:

    Bir zamanlar لااله الاالله gerçeğinin üzerine okudukça dinledikçe davaya olan samimiyetimiz heyacanla devam etti. Sanıyorum bu gerçeğin bu günlerde tekrar gündemde tutmak gerekiyor.